10 Mart 2010

Kim daha güzel

Kategori: Gülben Ergen — PearL @ 01:42

Hülya Avşar, geçtiğimiz aylarda barış imzaladığı ezeli rakibi Gülben Ergen’i programında ağırladı. Yayında “En güzel kim?” tartışması yaşandı.

Geçmişte birçok kez polemik yaşayan magazin dünyasının iki ezeli rakibi Gülben Ergen ve Hülya Avşar, ilk kez geçtiğimiz ekim ayında Kenan Erçetingöz’ün sunduğu “Yüz Yüze” programında bir araya gelmiş, bu buluşma iki ünlü isim arasındaki buzları eritmişti. Ergen’i kendi programında da ağırlamak isteyen Avşar, ünlü sanatçıya teklif götürdü. Onu kırmayarak teklife olumlu yanıt veren Ergen, “Hülya Avşar Soruyor” programının pazartesi akşamı ekrana gelen yayınına konuk oldu.

Gerçekten kendini güzel mi sanıyorsun

Programda iki ünlü isim arasında “En güzel kim?” tartışması yaşandı. Hülya Avşar, “Ben hakikaten kendimden başka güzel göremiyorum etrafımda” dedi. Ergen’in yanıtı sert oldu: “Gerçekten kendini en güzel mi zannediyorsun? Bizim komşumuzun kızı var, benden de senden de daha güzel. Mardin’in daracık sokaklarında öyle kızlar var ki, emin ol ikimizden de güzeller. Başarı ve güzellik sana ait bir kavram değildi, sen yıllarca öyle zannettin!”

Kafa bulmak hoşuma gitti

Avşar, Ergen’in yanıtı üzerine “Yıllarca insanlarla kafa bulmak hoşuma gitti. İnsanlar benim espri anlayışımı algılayamadı. Ben seni sinir etmek için söylüyorum, sen de sinir oluyorsun. Ben güzel bir kadın olduğumu biliyorum. Charlize Theron dersen benimle kıyas olarak, ‘belki’ derim. Ben kendimi ortaya koyuyorum. Benden güzeli varsa, getir koy önüme Gülben, haklısın diyeceğim” diye konuştu. Ve Ergen, “Tamam, sen benden daha güzelsin” diyerek konuya son noktayı koydu.

Şahan ve Cem’e örnek oluruz

Gülben Ergen ve Hülya Avşar, çekimin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Çok keyifli oldukları gözlenen ve hemen hemen tüm sorulara kahkahalarla yanıt veren ikiliye “Hande Yener-Demet Akalın, şahan Gökbakar-Cem Yılmaz dargınlıklarının sona ermesi konusunda örnek olduğunuzu düşünüyor musunuz?” diye soruldu. Ergen, “Hadi cevap ver atışma profesörü” diyerek yanıtı Avşar’a bıraktı. Kahkaha atan Avşar, “Cem ile şahan bir araya gelirse, örnek olduğumuzu düşünürüm işte” dedi.

Ben hayatta ortak olmam

Hülya Avşar, programında ağırladığı Gülben Ergen’e bir de jest yaptı, “Çocuklar Gülsün Diye” adlı sosyal sorumluluk projesine destek olacağını söyledi. Ergen, “Destek olman, ortak bir şey yaptığımız anlamına da gelir” dedi. Bunun üzerine Avşar, “Ben hayatta ortak olmam, kendi yapacağım projeye neden ortak olayım ki? Benim projemde sen ancak destek olabilirsin” dedi. “Peki benim projemde sen ne yapabilirsin?” diye soran Ergen’e Avşar “Destek olacağım” yanıtını verdi. “Ol” demekle yetinen Ergen ise Avşar’a klibini çekmesi önerisinde bulundu. Teklife sıcak bakan Avşar, “Evet, bunu düşüneceğim” dedi.

Zehra şarkılarını gizlice dinlerdi

Hülya Avşar, Gülben Ergen’le sohbetinde ilginç bir itirafta bulundu. Ergen’e, kızı Zehra’nın gizlice onun şarkılarını dinlediğini söyleyen Avşar, “Senin ikizleri ziyaret edeceğimizi Zehra’ya söylediğimde çok şaşırmıştı. Zavallı, eskiden benden gizli gizli kısık sesle senin şarkılarını dinlerdi. Duyunca sinir olurdum ben de. Sana gideceğimizi duyduğunda çok sevindi” dedi.

Tenis özlemi

Geçtiğimiz ay Uludağ’da kayak yaparken düşüp bacağını kıran Hülya Avşar, alçısının iki hafta sonra alınacağını söyledi. Yakın dostlarının alçısının üzerine yazılar yazdığını belirten Avşar, koltuk değneklerine sardığı renkli şeritler içinse “Tenis raketimin bantlarını değneklerime sardım. Tenis özlemimi böyle gideriyorum” dedi.

TWITTER NEDEN BENİ TAKİP ETMİYORSUN

İkili, twitter’da kim kimi önce eklesin muhabbeti yaptı. Avşar, “Sen neden beni twitter’da takip etmiyorsun” diye sorunca Ergen, “Sen beni eklemedin, sen eklemediysen ben neden ekleyeyim” dedi. Programın ardından Ergen, twitter’da eklediği Avşar’a “Bak follow da ettim seni” diye mesaj gönderdi

alıntıdır

Grup Hepsi Geri Dönüşüm 2010 Albümü

Kategori: Grup Hepsi — PearL @ 01:35

Click this bar to view the full image.

Yeter
Uğraşma
Nükleer
Taktik Ver
Canıma Değsin
İkilem
Aptal Kafam
Çirkin Adam
Sır
Unutma

alıntıdır

GRUP HEPSİ MERAKLA BEKLENEN ALBÜMÜ “GERİ DÖNÜŞÜM” İLE MÜZİK MARKETLERDEKİ YERİNİ ALDI!..

Kategori: Grup Hepsi — PearL @ 01:32

Grup HEPSİ’ nin ‘Geri Dönüşüm’ isimli albümü 9 Mart’ta, Dokuz Sekiz Müzik etiketiyle çıktı.Albümlerini; Grubun tüm bilinmeyen yönlerini, çok özel kişilerle röportajlarını, stüdyo ve albüm arkasını ve daha birçok sürprizi içeren ‘96 Sayfalık Dergi’ ile satışa sunan, Grup HEPSİ diyor ki:

” NE YAPARSAN YAP, SANA GERİ DÖNECEKTİR”

10 şarkıdan oluşan albümde; Balca Tözün, Barış Büyük, Burak Ekinil, Gaye Biçer, Erkin Arslan, Levent Demirbaş, Mehmet Andiçen, Mustafa Ceceli, Oğuz Kaplangı, Ozan Çolakoğlu, Pınar Andi, Sarp Özdemiroğlu, Soner Sarıkabadayı, Şebnem Özberk gibi müzik dünyasının başarılı isimleri bir araya geldi. Albümdeki başka bir sürpriz ise; grup üyelerinden Cemre Kemer’in söz ve müziği kendisine ait 2 şarkının yer alması.

Albümün ilk video klibi; ‘YETER’ isimli şarkıya, Süleyman Yüksel yönetmenliğinde çekildi.

alıntıdır

Demet-Leman Sam savaşı

Kategori: Demet Akalın — PearL @ 01:18

Demet-Leman Sam savaşı başladı
Leman Sam, yeni nesil popçuları diline doladı. Demet Akalın hemen cevap verdi…

8 Mart nedeniyle Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde konser veren Leman Sam; hem müziği hem de esprileriyle geceye renk kattı.

Yenileri eleştirdi

Sözleri Zeynep Talu’ya ait olan ‘Yol Ver’ adlı şarkıyı seslendirdikten sonra günümüzdeki şarkı sözlerini eleştiren Sam; şunları söyledi: “Bizim zamanımızda, ayrılıkların ardından yazılan şarkılarda ‘yol ver’ gibi cümleler kullanılırdı. Şimdilerde bakıyorum ‘Allah belanı versin’, ‘Sevgilimi koluma takarım, Bebek’te üç-beş tur atar seni çatlatırım’ gibi sözler söyleniyor. Bizim dönemimizdeki şarkılar daha edepliydi!” Şarkı aralarında hayranları ile sohbet eden Leman Sam, ismini hiç sevmediğini belirterek, “Benim dönemimde ‘Leman’ ismindekiler genelde şişman öğretmenler olurdu” dedi ve ekledi: “İsmim bana gerçekten çok antika geliyor. Dünyaca tanınan modern Türk şairi Can Yücel’e bakın; o da babamın döneminden birisi ama kızına ‘Su’ adını koymuş!”

Demet Akalın ise internette ”Yazık yaaa Leman Sam bile benim adımdan medet ummuş!Şu ‘Hiç tanımadığım bir erkeğe usulca yanaşıp’ diye başlayan şarkı onun değil miydi? cevabını verdi.

alıntdır

Ayrılık 5 ay sürdü

Kategori: Cem Yılmaz — PearL @ 01:14

Geçen yaz sonu “Yahşi Batı” filminin çekimleri sırasında tartışan ve kasım ayında kıskançlık nedeniyle ayrılan Cem Yılmaz-Cansu Dere çifti barıştı.

Ayrılığa 5 ay dayanabilen çift, dün akşam İstinye Park’ta film izledi. Sinema çıkışı yürüyen merdivenlerde Milliyet objektifine takılan Yılmaz ile Dere, neşeli halleriyle dikkat çekti. Birlikte görüntülenince şaşıran ve “Hadi ya” diyen Cansu Dere hızlı adımlarla önden yürüyerek uzaklaştı.

‘Yeni mi aldın?’
Cem Yılmaz ise kendilerini görüntüleyen Milliyet muhabirine espiri yaparak “Fotoğraf makineni yeni mi aldın?” diye sordu. Ünlü komedyen, “Cansu Hanım’la nasıl barıştınız?” sorusunu ise duymazlıktan geldi. Yılmaz özel hayatıyla ilgili konuşmaktan hoşlanmadığını söyledi.

alıntıdır

Cem’in hapı 10 kilo verdiriyor!

Kategori: Cem Yılmaz — PearL @ 01:12

Zayıflama hapı ile ünlü kadınlara rakip oldu

Diyetisyeni, Cem Yılmaz’ın zayıflamasını sağlayan hapı açıklayınca, usta komedyen istemeden de olsa zayıflama haplarıyla meşhur Seda Sayan, Nadide Sultan ve Tuğba Özay ile rekabete girdi

Gişede Şahan Gökbakar ile rekabete itilen, ancak İstinye Park’ta karşılaştığı Şahan Gökbakar’la poz verip rekabeti sonlandıran Cem Yılmaz, şimdi de ‘diyet hapı’ konusunda Seda Sayan, Nadide Sultan ve Tuğba Özay gibi isimlerle rekabete sokuldu. Diyetisyeni Emine Şahin, “Cem Yılmaz’ı yosun hapıyla zayıflatıyorum” diye açıklama yapınca bu hap moda oldu. Kimin hapının daha etkili olduğu konusunda ise internet sitelerinde tartışma başladı.

REKABETTEN HABERSİZ
Bazı eczanelerin, “Cem Yılmaz’ın mucize yosun hapı burada satılıyor” diye ilan astığı bile görülüyor. Diyetisyeni Emine Şahin’in verdiği bitkisel haplar ve detoks yöntemiyle 5 kilo veren Yılmaz’ın ise bu rekabetten henüz haberi yok. Yılmaz’ın yosun hapı, Seda Sayan elma-krom hapı, Nadide Sultan’ın lahana kapsülü ve Tuğba Özay’ın acı çehre hapıyla rekabet ediyor.

alıntıdır

Namık Kemal Meydanı’nda Candan Erçetin Coşkusu

Kategori: Candan Erçetin — PearL @ 01:09

Gazimağusa Belediyesi’nin, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, kadınlarımıza armağan ettiği Candan Erçetin konseri Namık Kemal Meydanı’nda binlerce kişinin coşkulu katılımıyla gerçekleşti.

Bayanlardan oluşan dev bir koronun eşlik ettiği en güzel şarkılarını kadınlarımız için söyleyen Erçetin, her anı coşkuyla geçen 2 saatlik başarılı bir performans sergiledi.

Trakya ve Makedon ezgilerinden Türk-Yunan ortak melodilerine, Arnavut türkülerinden Fransız chansonlarına kadar söylediği her şarkıya kattığı lezzeti Gazimağusalı kadınlara sundu. Her şarkısına eşlik eden coşkulu kalabalık karşısında memnuniyetini ifade eden sevilen sanatçı Candan Erçetin, ikinci kez geldiği Gazimağusa’da bulunmaktan son derece mutlu olduğunu söyledi

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da Namık Kemal Meydanı’nda konseri izleyenler arasındaydı.

Konser öncesinde meydanı dolduran kalabalığa hitap eden Gazimağusa Belediye Başkanı Oktay Kayalp, dünyada kadınların yüzyıl önce yaktığı kıvılcımın bugün büyük bir ateşe dönüştüğünü ve eşit hak mücadelesi kazanılmasında çok yol kat edildiğini söyledi. Kadınlarımızın günümüzde gerek ekonomik gerekse sosyal yaşamda varlık göstermede herhangi bir sıkıntı yaşamazken, siyasette yeterince yer bulamadığına dikkat çeken Kayalp, kadınlarımızın siyasete daha aktif katılması temennisini paylaşarak, “8 Mart Dünya Kadınlar Günü”nün tüm kadınlarımıza kutlu olmasını diledi.

alıntıdır

BENGÜ ..DOĞA İÇİN SÖYLÜYOR

Kategori: Bengü — PearL @ 01:05

Birleşmiş Milletler 2010 yılını Dünya Biyolojik Çeşitlilik Yılı ilan etti. Bu kapsamda ülkemizin Dünyanın çok az yerinde rastlanır bir ekosistem çeşitliliğine sahip olduğuna dikkat çekmek üzere ünlü sanatçı Bengü tarafından 10 Mart 2010 tarihinde Bilfen Çamlıca İlköğretim Okulları’nın evsahipliğinde bir konser verilecek.

TEMA-K Üyelerinin organizasyonu ile hayata geçecek Bengü Konseri’nden elde edilecek gelir, AB Avrupa Birliği ve TEMA Vakfı tarafından finanse edilen “Kaçkar Dağları Sürdürülebilir Orman Kullanımı ve Koruma Projesi”ne aktarılacak.

alıntıdır

Yıllar öncesine dayanan aşk

Kategori: Ata Demirer — PearL @ 00:00

Ata Demirer bu aşkı anlattı

Bir koyda çift direkli bir yelkenliyle yan yana gelmiş. Teknenin 60 yaşlarındaki sahibi onu görür görmez seslenmiş: “Ata Bey buyrun gelin, hanım risotto yaptı.” Sohbet sırasında tekne sahibi “Kaç yaz kaldı ki hayatımda” diye özetlemiş hem kendi denize olan aşkını, hem Ata Demirer’inkini… Demirer, yıllar öncesine dayanan bu aşkı Motor Boat&Yachting dergisi için Burcu Esmersoy’a anlattı

“Bıraksanız hayatımı Bozcaada’da geçiririm” diyormuşsunuz…

- Öyle sanıyordum ama olmuyor işle güçle birlikte. O yüzden ben de yazın daha az iş alıp, sadece yazlarımı kesintiye uğratmadan orada geçirmeye çalışıyorum. Bozcaada da eskisi gibi değil zaten… Trendy bir yer olmaya başladı. Kalabalıklaştıkça tadı kaçıyor. Ama şöyle söyleyebilirim; 40 yaşından sonra yılın 8 ayını teknede geçireceğim bir yaşamım olsun istiyorum.

* Bu plana yatırım olsun diye tekneyi değiştirmeyi düşünüyor musunuz?

- Hayır. Zaten tekneyi değil yaşam tarzını değiştirmeye gerek var böyle bir şey için. Televizyon yaptığın sürece, üç gün şehir dışında olayım falan gibi bir durum söz konusu değil. Tamamen mesleğinden kopabilecek bir adam değilim, ikisini yan yana götürmeye çalışıyorum.

* Şu sıralarda durum ne?

- Yazın yapıyorum. Koskoca tirandili balıkçı teknesi haline getiriyorum. Zaten asıl mesele denizin üzerinde olmak.

İYİ BİR KAPTAN ARAYIŞINDAYIM

* Peki teknede yalnız mı, arkadaşlarla mı olmayı seviyorsunuz?

- Beyin ilişkinin iyi olduğu herhangi biriyle olabilir. Bu arkadaşın olur, sevgilin olur… Fark etmez yani. Yalnızken de oldukça iyi hissediyorum kendimi. Tekne boyu büyüdükçe ikinci insan zorunlu oluyor. Ama bu insanın iyisini bulmak çok zor. O ikinci insan meselesinde acayip komik durumlar yaşadım ben yıllar içinde. Bu sene iyi bir kaptan arayışına girdim. Çünkü tekneye birini davet ettiğinde onu çalıştırmak zorunda kalıyorsun. “Gel şu dümeni tut” diyorsun ama “ın aşağı şu motora bir bak” diyemiyorsun. Bir küçüğünde böyle bir şeye gerek yoktu, şimdi yavaş yavaş ihtiyaç duyuluyor.

* Kaptan olmadan tek başınıza nelere cesaret edebiliyorsunuz?

- Genelde limana bağlı oluyorsun, bir yerlere gitmek gerektiğinde de botunu kullanıyorsun. Bu tabii bir süre sonra sıkıcı oluyor. O yüzden geçen yaz, özellikle uzak mesafeye giderken kaptan aldım yanıma, geçici süreler için. Bu sene profesyonel bir kaptan bulacağım.

YUNUSA HAYVAN DEMEK YANLIŞ

* Motoryat-yelkenli ayrımını çok yapıyor musunuz?

- Kesinlikle yelkenli, mümkünse ahşap tekne severim. Motoryat tercih edenler genelde zamanı kısıtlı insanlar oluyor. Ama ben öyle değilim. Zaman sıkıntım yok. ıstediğim zaman rahatlığı yaşıyorum, istediğim zaman da balık vuruyorum, küpeştesinde midye de kesiyorum bıçakla. Fiberde kıyamazsın bunu yapmaya. Ben Sait Faik tipi yaşıyorum denizi, onun gibi görüyorum deniz üstündeki araçları. Ruhunu öyle daha iyi alıyorum, o yüzden bu tip tekneleri daha yakın buluyorum kendime.

* En güzel, en keyifli balık avınız hangisiydi?

- Assos’ta batık limanda yakalamıştım. Mahallede bir arkadaşımız vardı, Verda. Onu almışım yanıma keşif yapıyoruz. Yaş 19. Onu gezdiriyorum. Yüzerken bir akya sürüsüne denk geldik. Kız korktu. Ama ben onu sakinleştirdikten sonra aralarına dalıp küçük çapta bir katliam gerçekleştirmiştim.

* Bu arada kulağınızdaki küpe dikkatimi çekti. O da bir yunus. En sevdiğiniz hayvan mı?

- Ona hayvan demek doğru değil bence. ınsan gibi çünkü. Mesela yunus katleden Japonları anlamıyorum.

KLARNET BAMBAŞKA BİR AŞKMIŞ MEĞER

* Tekne, müzik, deniz, anne, kardeş, sahne… Bir sıralama yapın desem?

- Canlıları saymayalım, o zaman yaparım. Deniz olmazsa hiçbir şey olmaz, sonra iş geliyor. Çünkü işi yapmazsam teknemi alamazdım. Sonrasına da müziği, yani klarneti koyayım çünkü onu da çok seviyorum. Klarnet bambaşka bir aşkmış meğer. Bağırmak gibi bir şey. Süper bir deşarj aracı.

ŞAMBRELLE BALIK TUTMAYA GİDERDİM

Ben çocukken yazlığımız vardı Mudanya’da. Yaz gelsin de denize gidelim diye aklım oynardı. Hatta bir yaz bütünlemeye kalmıştım, sınavdan sonra koşarak iskeleden üzerimdekilerle denize atladım! O kadar özlerim denizi. Marmara Denizi, 30 yıl önce bambaşkaydı tabii. Kayıklar, sandallar yanaşırdı iskeleye. Ağzına kadar balık dolu olurdu. O zaman Bluemarin paletler vardı turuncu, hiç unutmam, onlardan aldırmıştım pedere. Yani denize bir bulaştım pir bulaştım. Denizin altına aşıktım, dalmayı çok severdim. Bir kayığım olsun çok isterdim. Yazlıktakiler sandallarıyla balığa giderlerdi, bizde kayık yok tabii, şambrelle giderdik balığa. Sonra aldım. Yaş biraz kemale erdikten sonra tabii. 28 olduğumda!

alıntıdır

08 Mart 2010

“Veda, bir direniş filmi”

Kategori: Zülfü Livaneli — PearL @ 05:57

Veda filminin yönetmeni Zülfü Livaneli, 12 Mart ve 12 Eylül dönemlerinde direniş şarkıları yazdığını, bugün Atatürk’le ilgili bir film yapmasının da bir direniş olduğunu söyledi. Zülfü Livaneli, “Onun adını karalamak, küçük düşürmek isteyenlere karşı bir direniş” dedi.

Söyleşi

“Veda, bir direniş filmi”

Veda filminin yönetmeni Zülfü Livaneli, 12 Mart ve 12 Eylül dönemlerinde direniş şarkıları yazdığını, bugün Atatürk’le ilgili bir film yapmasının da bir direniş olduğunu söyledi. Zülfü Livaneli, “Onun adını karalamak, küçük düşürmek isteyenlere karşı bir direniş” dedi.

Celal Üster

Cumhuriyet- “Veda”, Zülfü Livaneli’nin “Yer Demir Gök Bakır”, “Sis” ve “Şahmaran”dan sonra yönettiği dördüncü film. Livaneli, bugüne kadar yalnızca yaptığı müzikler, yazdığı romanlarla değil, filmleriyle de pek çok ödüle değer görüldü. Atatürk’ün başyaveri ve Atatürk öldüğünde canına kıymaya kalkışacak kadar yakın dostu olan Salih Bozok’un anılarından yola çıkarak senaryosunu yazdığı, müziğini yaptığı ve yönettiği “Veda” şu sıralar gösterimde.

“Bir Atatürk filmi değil, bir dostluk filmi” diye tanımladığı “Veda”da, Mustafa Kemal’i bir klişe, bir tabu olarak değil, insan olarak anlatmaya çalıştığını vurgulayan Livaneli, filme yöneltilen kimi eleştirileri yanıtlarken, “Veda”yı nasıl bir yaklaşımla gerçekleştirdiğini ayrıntılarıyla anlattı.

- Sevgili Zülfü, “Veda”yı Atatürk’ün yakın dostu ve yaveri Salih Bozok’un anılarından yola çıkarak kaleme aldığın senaryodan çektin. Bu anılarda sana çekici gelen, seni etkileyen neydi?

- Hikâyeyi, sinemada epey kullanılan yansıtma tekniğiyle anlatmak istedim. Milos Forman’ın “Amadeus” filminde Mozart’ı anlatmak için Salieri’nin anılarından yola çıkması gibi. Zaten filmin uyarlandığı tiyatro oyunu da aynı tekniği kullanıyordu. Böylece, kahramanı anlatıcının gözünden aktarma olanağı buluyorsunuz. Yani öznel bir bakış. Arkadaşının ölümünde intihar etmeyi planlayan bir dostun öznel bakışı. Sevgi, saygı ve hayranlıkla dolu bir bakış. Açıkçası bu duygular benim de Atatürk anlayışımla bağdaştığı için bu anlatım yolunu seçtim.

-“Veda”yı nasıl tanımlarsın: Bir Atatürk filmi mi, yoksa Salih Bozok’un anılarından hareketle çekilmiş bir film mi?

-“Veda” bir Atatürk filmi değil, bir dostluk filmidir. Dünyanın her bölgesinde anlatılabilecek evrensel bir hikâyedir, ama bu dostlardan birisinin adı Mustafa Kemal, ötekinin adı Salih Bozok olunca, bu hikâye bambaşka bir boyut kazanıyor. İster istemez savaşlar, ayrılıklar, göçler, mücadeleler giriyor içine.

-“Veda”nın gerçekleştirilmesinin büyük çaplı bir “örgütlenmeye” dayandığı görülüyor. İç ve dış mekânların belirlenmesinden makyajlara, çok sayıda figüranın yer aldığı kalabalık sahnelerden oyuncuların kullanımına vb. baştan sona geniş bir “örgütlemeyi” gerektiren bir film. Böyle bir filmin çekiminde en büyük zorluğu nerede yaşadın?

- Savaş sahneleri çok zorladı diyebilirim. Çünkü birçok büyük patlama oluyor. Yaralanmalar oluyor. Gerçekten zordu. Yüzlerce yardımcı oyuncuya 20 gün eğitim veren askerlik danışmanlarımıza ve ekiplerimize teşekkür ederim.

- Filmde Atatürk’e yaklaşımı nasıl tanımlamak istersin?

- Bu filmde Atatürk’ü bir klişe, bir tabu değil insan olarak anlatmaya çalıştım. Ama mükemmel, hayranlık uyandırıcı, karizmatik, olağanüstü bir insan o. Dünyanın önünde hayranlıkla eğildiği, Nâzım’ın en büyük övgü şiirini yazdığı bir büyük insanda ille de kusur mu arayacaktım.

- Yaşadığımız günlerde bir “Atatürk filmi” değilse de, “Atatürk’le ilgili bir film” yapmanın özel bir anlam kazandığı söylenebilir mi?

- 12 Mart ve 12 Eylül darbelerinin en ağır günlerinde direniş şarkıları yazdım. Kurulu düzene kafa tuttum, hapse girdim. İlk albümüm hâlâ yasaktır. Nâzım’ın tabu olduğu yıllarda “Nâzım Türküsü” albümünü yayımladım. Hayatım hep rüzgâra karşı yürümekle, yasaklanmakla, saldırıya uğramakla geçti. Bugün Atatürk’le ilgili bir film yapmam da bir direniştir. Onun adını karalamak, küçük düşürmek isteyenlere karşı bir direniş. Atatürk’e neredeyse hakaret etmenin moda olduğu bir dönemde, bu direniş filmini başaran sinema emekçilerine, yapımcılara, oyunculara ve filmi her seansta alkışlayan duyarlı, aydınlık insanlara teşekkür ederim. Büyük Atatürk ve dostunun hikâyesini bir nebze anlatabildiysek ne mutlu bize.

alıntıdır
kaynak : cumhuriyet

Locations of visitors to this page Toplist