06 Åžubat 2010

Elif Şafak ve Sertap Erener bir araya gelirse : İşte sonuç!

Kategori: Sertab Erener — PearL @ 09:31

Birlikte yaÅŸadığımız erkekler konusunda ikimiz de ÅŸanslıyız…

Duyguların derin sularına dalan iki kadın… Biri ÅŸarkılarıyla sızıyor ruhumuza, diÄŸeri romanlarıyla… İkisinin de yarattığı etki, kitleler üzerinde çok güçlü. Ama duyguların çok derin sularına dalmak, bir vurgun yeme riskini de bulundurmaz mı? Karlı bir öğleden sonra, Four Seasons’a doÄŸru giderken aklımda olanlar bunlardı. Ama biz üç kadın, hoÅŸ bir odada, bir masanın etrafında buluÅŸunca, cümleler aldı başını gitti. Hava karardı, sözler bitmedi. AÅŸktan, hayal kırıklıklarından, hayallerden ve erkeklerden de konuÅŸtuk… AÅŸkla ilgili Elif Åžafak’ın gülümseyerek söylediÄŸi cümleye çok güldü Sertab Erener ve onayladı. “Sertab’la ikimizin en ÅŸanslı olduÄŸumuz konulardan biri, birlikte olduÄŸumuz erkekler,” dedi Åžafak, “İkimiz de uzaylı tabir ettiÄŸimiz erkeklerle birlikteyiz…” Maneviyatın kuvvetli olduÄŸu, sadece yaratmak ve üretmekle sınırlı kalmayan, küçük kadınca ÅŸeyleri de paylaÅŸtıkları bir dostlukları var Elif Åžafak’la Sertab Erener’in. Sohbetin sonunda, yıllar sonra geliÅŸen bu dostluÄŸun hiç tesadüfi olmadığına, birlikte çok önemli ÅŸeyler yapacaklarına inandım.

ELİF ŞAFAK
Kimsenin kimseye alınmadığı, herkesin rahat, mütevazı, kendisi olabildiÄŸi bir ortamı yaşıyoruz birlikte. Sertab’la ikimizin ortak noktası mistisizm. Bir de enerjini, vaktini kendini geliÅŸtirmeye yöneltmek. Hani oturup insanlarla dedikodu yapmaya, negatif enerji üretmeye deÄŸil… Affedememek inanılmaz bir yük. Yani öfke de bir yük, kızgınlık da bir yük. Hayata devamlı kızgın olmak nasıl bir yük insanın üstünde… Onları attıkça iÅŸte insan özgürleÅŸiyor, gençleÅŸiyor. Gelinlik giymedim. Ben ‘Asla evlenmem,’ diyen biri olarak evlendim, onun için aslalarla konuÅŸmamayı öğrendim.

SERTAB ERENER
Orta yaÅŸta, çok sıkı sıkıya dostluklar kurabilmek zordur. Ama biz Elif’le öyle bir yakınlık bulduk birbirimizde. Elif kendi hayatını ve kendi kalbini açıp, o kitaplarda bize kendi dünyasını anlatıyor. Egomuz var tabii, ama onunla nasıl baÅŸa çıktığın, nasıl yönlendirdiÄŸin, nasıl idare ettiÄŸin önemli. İşte o noktada biz ikimiz de ünle pek ilgilenen insanlar deÄŸiliz. Bir demo yaptığımda hemen Elif’e dinletiyorum. Fikrini alıyorum, Elif’e diyorum ki, ‘Hadi birlikte bir ÅŸeyler yazalım.’ Yapacağız inÅŸallah. Krishnamurti’nin İliÅŸki Üzerine diye bir kitabı vardı. Onu hatmettim ve hayatla olan iliÅŸkimi kurarken, hayatla her gün yeniden tanışıyormuÅŸ gibi, kafamdaki kayıt mekanizmasını unutup sıfırdan baÅŸladım.

- Ne zaman başladı bu dostluk?
- E.Ş: Bizim aslında biraz daha geniş bir dost grubumuz var. Özel görüşmenin dışında bir grubun parçası olarak çok bir araya geliyoruz.
- S.E: Dost meclisimiz var Elif’in dediÄŸi gibi, ama ben Elif’i, yazdığı kitaplardan da onun bütün dünyasını okuyan ve bilen biri olduÄŸum için ilk tanıştığımız andan itibaren böyle yaÅŸlılık demeyeyim de süregelmiÅŸ bir dostluk hissettim. Elif kendi hayatını, bütün kalbini ve gönlünü açıp, o kitaplarda bize kendi dünyasını anlatıyor. Onun bütün kalbini, gönlünü biliyorum kitaplarından. Kendimi çok yakın hissediyorum ona. DuruluÄŸu, dil yeteneÄŸi müthiÅŸ. Elif’i ilk gördüğüm andan itibaren sanki onu yıllardır tanıyormuÅŸum gibi geldi.

- Aynısı mı oldu size de?
- E.Åž: Sanki zaten önceden beri tanışıyorduk, bugün de devam ediyoruz arkadaÅŸlığımıza. Onun için siz ‘DostluÄŸunuz ne zaman baÅŸladı?’ diye sorduÄŸunuzda ben kalakaldım. Kafamda bir baÅŸlangıç duygusu yok, öyle bir milat yok.

- İki ünlü yaratıcı kadının iyi arkadaÅŸ olması, pek rastlanılan bir durum deÄŸil bizim ülkemizde…
- S.E: Ego çok önemli bir ÅŸey, ego olmasa dünyada yaÅŸadığımız hiçbir ÅŸeyi yapamazdık. Var oluÅŸumuzun nedeni o; onu sevip, koruyup, okÅŸamalı ama ‘ünlü’ kelimesi bizim peÅŸinde olduÄŸumuz bir ÅŸey deÄŸil. Bizim dost meclisimizde de çok deÄŸerli insanlar var. Hepimiz aynı ortak yerde buluÅŸtuk. Bazen esprilerimizin dozu diÄŸer insanlara göre pek ağır kaçabiliyor, ama bizim mecliste kimsenin pek umurunda olmaz.
- E.Ş: Kimsenin kimseye alınmadığı, herkesin rahat, mütevazı, kendisi olabildiği bir ortamı yaşıyoruz birlikte. Kimse aşırı alınganlıklar göstermiyor. Hakikaten kalpler üzerine kurulu bir topluluk olduğu için.

KENDİNİ İÇERİDEN İYİLEŞTİRMEN GEREK
- Kimler var bu dost meclisinde?
- S.E: Bunu fazlaca konuÅŸmayı sevmiyoruz ama abim (Serdar Erener) var, Nil (Karaibrahimgil) var, Sinan Çetin var. Birçok insan var…

- Birbirinize tavsiyelerde bulunuyor musunuz, roman ve şarkıların yazılma aşamasında?
- S.E: Tabii ki, çok hem de. Bir demo yaptığımda, Elif’e dinletiyorum. Fikrini alıyorum, Elif’e diyorum ki, ‘Hadi birlikte bir ÅŸeyler yazalım,’ Yapacağız inÅŸallah.

- Var mı birlikte projeniz?
- E.Åž: Var. Türkiye’de birbirimizi fazla yıpratıyoruz. Çok didikliyoruz. Oysa biz iki kadın, birbirimizden güç alıyoruz. Bu, çok önemli bir ÅŸey. Beraber yaratabileceÄŸin ÅŸeylerin güzelliÄŸini görüyorsun, ayrı ayrı yarattığın ÅŸeylerin güzelliÄŸini görüyorsun. Öbür taraftaki o hırçınlıktan mümkün olduÄŸunca uzak duruyorum.

- İkiniz de 40′a yaklaşıyorsunuz deÄŸil mi?
- E.Åž: Evet.
- S.E: Ben geçtim ayol, 44 yaşındayım! Hatta 45… İnsanı yaÅŸlandıran ÅŸey, korkular. Bence iyileÅŸme içeriden geliyor. İçeriden kendini iyileÅŸtirmen lazım; kafaca, kalpçe… Ben de sanırım biraz da onun dışarıya yansıması var.

- Hangi korkular bitti sizde?
- S.E: Hastalık ve ölüm korkusuyla boÄŸuÅŸtum. Çünkü 11 yaşında gerçekten ciddi hasta olunca, saÄŸlıklı bir kız çocuÄŸu gibi yaÅŸayamıyorsun. Hep olmazlar, korkular, yasaklar. Yemek konusunda bile… Åžimdi teÅŸekkür ediyorum ülseratif kolite… İyi ki de olmuÅŸ. Kendimi onun sayesinde büyütebilmiÅŸim.

- Elif Åžafak’ı ne büyüttü hayatta?
- E.Åž: AÅŸk’ı yazarken de kafamı kurcalayan bir ÅŸeydi. Hayatımızdaki bu eksiklikler, bu boÅŸluklar, aslında hiçbir zaman sıfır olarak girmiyor o sürece. Hep bir artı olarak giriyor. ÇocukluÄŸuma dönüp baktığımda çok içe dönük, çok yalnız bir çocukluk görüyorum: ‘Åžu anda buradayım, yarın buradan gideceÄŸim. Yarın bavulumu alacağım baÅŸka bir yere gideceÄŸim…’ Bunun verdiÄŸi müthiÅŸ bir cesaret ve açıklık da oldu ama belli bir yıpranma da oldu. Babamı ve kardeÅŸlerimi görmeden büyüdüm. Bu bende bir boÅŸluk hissi yarattı. Ama uzun vadede onlar da bana birer artı olarak dönmüş. Tabii ki alıp götürdüğü ÅŸeyler de çok.

AFFETMEYİ ÖĞRENDİKÇE GENÇLEŞİYORUZ
Kızdığınız insanları zamanla affedebildiniz mi ikiniz de?
- E.Ş: Bence herkes affetmiyor ama insanın aşamaları var, geçmişle ilişkilerimiz zamanla değişiyor. Yani geçmişle ilişkilerimiz yeniden yazılıyor aslında. Tek seferde yazdığınız bir şey değil geçmiş.
- S.E: Aslında yeniden yazsak iyi olur, hani geçmiÅŸ dediÄŸin ÅŸey senin kaybettiklerin ya bir ÅŸekilde… Onlar bir basma kalıp haline geldiÄŸinde, deÄŸiÅŸmezler haline geldiÄŸinde yaÅŸlanıyorsun bence. Asıl yaÅŸlılığın tarifi benim için o. DeÄŸiÅŸmeyen, esnemeyen bir kalıp.
- E.S: Affedememek inanılmaz bir yük. Yani öfke de bir yük, kızgınlık da… Devamlı kızgın olmak hayata, nasıl büyük bir yük insanın üstünde. Affetmeyi öğrendikçe gençleÅŸiyoruz.

- Birbirinizden ne öğrendiniz? Birbirinize yönelik eleştiriler yapıyor musunuz?
- E.S: Sınır yok, her şeyi konuşuyoruz biz.
- S.E: O kadar zamansız bir yerde duruyoruz ki, dünyevi şeylerle çok fazla ilgilenmedik. Bu alışverişler bizim konumuz olmadı hiçbir zaman.

alıntıdır

Yorum yok »

Henüz yorum yok.

RSS beslemesi ile yaılara yapılan yorumları takip edin. Geri izleme URI

Yorum yap

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Locations of visitors to this page Toplist