
Mustafa Sandal, suskunluk döneminden son sürat çıktı. Önce “New York’ta Beş Minare” filminin teaser çekimlerine katıldı, sonra Star TV’de “Kimsin Sen” adlı bir yarışma sunmaya başladı. Sandal’la stüdyoda konuştuk.
“Kimsin Sen”, 15 şubat’ta izleyiciyle buluştu. Formatı bir kez de sizden dinleyebilir miyiz?
- “Kimsin Sen”e farklı mesleklerden 12 kişi alıyoruz, yarışmacı da sadece bakarak kimin hangi mesleğe ya da özelliğe sahip olduğunu bulmaya çalışıyor.
* Peki ödül?
- Bilinen her meslek için zarfların içinden çıkan miktar kadar para kazanıyorsunuz. Bilemediğinizde ödül sıfırlanıyor. Toplam ödül 150 bin TL.
* Siz kimin hangi işi yaptığını çekimler başlamadan öğreniyor musunuz?
- Hayır, ben de yarışmacılarla birlikte kendimce tahminler yapıyorum. Ama çok da fazla müdahale edemiyorum.
* Siz insan sarrafı mısınızdır, kimin ne olduğunu ilk bakışta anlar mısınız?
- Kendime insan sarrafıyım diyemem ama insanlarla belirli bir süre geçirdiğim zaman kimlikleriyle, kişilikleriyle ilgili doğru tahminlerde bulunabilirim.
* Program teklifini kabul etmenizi sağlayan neydi?
- Bir yıldır televizyona sıcak bakıyordum. Bu programın formatını kendime uygun bulunca kabul ettim.
* Yarışma, UNICEF’e de destek sağlıyor…
- Ben Almanya’da UNICEF’in barış elçisiyim. Bu program için teklif geldiğinde de tek bir şart öne sürdüm: Yarışmacılar programa SMS ile başvuru yapacak ve bu başvuruların geliri UNICEF’e bağışlanacak. Yapımcı şirket kabul etti ve böyle bir sosyal projeye de imza atmış olduk birlikte.
* Program siz teklifi kabul etmeseniz yayına girmeyecekmiş zaten, doğru mu bu?
- Evet… Artı Yapım’ın sahipleri benim arkadaşlarım. Onlar “Sen kabul etmezsen bu projeyi rafa kaldırırız, çünkü programa yakışan isim sensin” dediler. ızlemem için yarışmanın ıtalyan ve Amerikan formatlarını verdiler. ızledim ve “Tamam” dedim. Dizi furyasından sonra o kadar teklif geldi oysa, hiçbirini kabul etmedim. Bir de Türkiye’de ya çok güldür ya da kahret diye bir durum var artık. Ama biz insanları ne süründürüyor ne de kahkaha krizine sokuyoruz.
SÜRÜNDÜREN İŞLER BANA UYMUYOR
* Peki size gelen dizi teklifleri güldüren mi yoksa süründüren cinsten miydi?
- Süründüren bir iş bana uymaz. Dolayısıyla güldüren cinstendi. Zaten herkesin hayatında sıkıntı var, üzerine dram eklemenin doğru olmadığını düşünüyorum.
* Dizilere mesafelisiniz ama sinemaya sıcak bakıyorsunuz. Kasım ayında da sizi “New York’ta Beş Minare” filminde izleyeceğiz.
- Dizi bana göre bir şey değil. şimdiye kadar hiç dizide oynamadım, beni çok etkileyip “ışte budur” dedirtecek bir senaryo olursa belki. O da çok zor. Filme gelince… Ben bu filmde bir gizli polisi canlandırıyorum. Teaser’ı çektik, internette yayınlanıyor. Filmin çekimleri için de mayıs ayında New York’a gidip beş hafta kalacağız. Mahsun Kırmızıgül hem yönetmen hem de senaristlik açısından çok yol katetti. Senaryo konusunda şimdilik detay veremiyorum ama ciddi, önemli mevzulara parmak basan bir film olduğunu söyleyebilirim.
ZİKİR SAHNESİ ÜÇ GÜNDE ÇEKİLDİ
* “Takva”daki zikir sahnesi çok konuşulmuştu. Bu filmde de zikir sahnesi var. Tepkiler nasıl olur sizce?
- Evet, bu filmde devasa bir zikir sahnesi var. Minimum 500-600 kişi vardı orada. Mahsun bu sahneyi çekmek için tam üç gün uğraştı. Tepkiler derseniz; yapılan işi herkese beğendirmek zaten mümkün değil.
* Kırmızıgül ile çalışmanızın sebebi ele aldığı konularda sizin de söyleyecek sözünüzün olması mı?
- Mahsun’la bu filmi 10 seneden beri kaç kere çekme noktasına geldik, her seferinde son anda vazgeçildi. Mahsun “Beyaz Melek”ten sonra bu filmi çekecekti. Ben senaryoyu okuduktan sonra onunla toplantı yaptım, “Bazı taşlar yerine oturmuyor” dedim. Bunun üzerine önce “Güneşi Gördüm”ü çekti.
* Taşların yerine oturmasını siz sağladınız yani…
- Evet, öyle oldu. Eğer o esnada “Süper, şimdi çekelim” deseydim film çok önceden çekilecekti. Ama her şeyin bir zamanı var. Olması gerektiği zaman buymuş.
* Sürekli Emina ile ayrılacağınıza dair haberler çıkıyor. Gerçek durum ne?
- Bizim aşkımız, etrafımızda bir koruma kalkanı oluşturuyor. Yaman’ın enerjisi o duvarı daha da kuvvetlendiriyor. Kötü yorumlar gelip o duvara çakılıyor işte. ınsanların temeli sağlam, bir ilişkiye saygı duymaları gerek.
* Evde hangi dili konuşuyorsunuz?
- Emina artık çok güzel Türkçe konuşuyor, Türkçe anlaşıyoruz. Ama Yaman’la o Sırpça konuşuyor, ben Türkçe. Yaman her iki dili de gayet iyi biliyor.
Sakalım yüzünden Yaman’la boğuşamamak bana çok acı geldi
Film için sakal bıraktınız. Zor oldu mu o sakalla yaşamak?
- Teaser çekimi için iki ay hiç tıraş olmadım ve bu gerçekten zordu. Normalde sakalı hiç tercih etmem. Kaldı ki artık oğlumdan dolayı zaten sakal bırakamam. Çünkü benim en büyük keyfim Yaman’la boğuşmak. Onunla iki ay boyunca hiç boğuşamamak, bu sürecin en acı kısmıydı. şimdi yine film çekimleri için bırakmak zorundayım. Beni programda sakallı göreceksiniz yani…
alıntıdr
kaynak : hürriyet