07 Mayıs 2010

FERHAT GÖÇER’DEN YENİ KLİP!

Kategori: Ferhat Göçer — PearL @ 02:15

FERHAT GÖÇER’İN ‘BİZ AŞKIMIZA BAKALIM’ ADLI YENİ ALBÜMÜNÜN İKİNCİ KLİBİ, İNTERNET ÜZERİNDEN BİR MİLYON TIK ALARAK REKOR KIRAN ‘ÜZÜM’ ADLI PARÇAYA ÇEKİLDİ.
Beykoz Fidanlığı’nda çekilen klipte, baharın gelişi ve doğanın yeniden doğuşu simgelendi. Ferhat Göçer’in gitar çaldığı ilk klip olma özelliğini taşıyan ‘Üzüm’de; biri Brezilyalı, diğeri Alman olmak üzere beş kadın, dört erkek ve iki çocuk rol aldı.

Doğal gün ışığında çekilen klipte, tüm oyuncular beyazlar içinde kamera karşısına geçti. Bin tane yapay meyvenin kullanıldığı çekimler; sabah 06.00′dan 20.00′ye kadar sürdü.

alıntıdır

FERHAT GÖÇER’E ‘TIK’ REKORU

Kategori: Ferhat Göçer — PearL @ 02:14

‘BİZ AŞKIMIZA BAKALIM’ ADLI YENİ ALBÜMÜ İLE LİSTELERE HIZLI BİR GİRİŞ YAPAN FERHAT GÖÇER, ALBÜM SATIŞ GRAFİĞİ İLE DE ÜST SIRALARA YERLEŞMEYİ BAŞARDI. HER YIL MÜYAP’TAN ÖDÜL ALAN SANATÇI BU YIL İÇİN DE 100 BİNİ AŞAN SATIŞ RAKAMI İLE ŞİMDİDEN ‘ALTIN PLAK’I ALMAYA HAK KAZANDI.
Henüz bir ay önce piyasaya çıkan yeni albüm, dijital ortamda da yoğun bir ilgiyle karşılanıyor. kavun.mynet.com’da rekor dinleme seviyelerine ulaşan albümde sanatçının hayranları kendi hitlerini daha şimdiden yaratmış durumda.

Cumartesi geceleri ‘Ferhat Göçer İle’ de birbirinden değerli konuklarıyla ekran karşısındaki izleyicilerine gerçek bir müzik şöleni yaşatan sanatçı, yaz ayı boyunca vereceği konserlerle de dinleyicileriyle kucaklaşmaya devam edecek…

alıntıdır

03 Mayıs 2010

Evine parmak izi ile giriyor

Kategori: Ferhat Göçer — PearL @ 00:55

Demet Akalın’dan sonra bir ünlü daha…

Ünlü şarkıcı Ferhat Göçer, sevgilisi Ömür Gedik ile birlikte yaşadıkları boğaza nazır yalı dairesine parmak izi sistemi kurdurdu. Ünlü şarkıcının evine, yalnızca kendisinin ve sevgilisi Ömür Gedik’in parmak izini tanıyan bir sistemle girilebiliyor. Ferhat Göçer bu sayede anahtar taşıma derdinden kurtulduğunu söylüyor. Hatırlanacağı gibi ünlü şarkıcı Demet Akalın da yatak odasının kapısına parmak izi sistemi kurdurmuştu.

alıntıdır

16 Nisan 2010

FERHAT GÖÇER AÇIKLADI..

Kategori: Ferhat Göçer — PearL @ 22:06

FERHAT GÖÇER; SİNAN AKÇIL’IN BESTELEDİĞİ ‘KIZIM’ ŞARKISINDAN ÇOK ETKİLENDİĞİNİ SÖYLEDİ.
‘Biz Aşkımıza Bakalım’ adlı albümüyle müzik listelerinde zirveye oynayan Ferhat Göçer; katıldığı bir radyo programında Sinan Akçıl’a övgüler yağdıran Göçer, duygularını şöyle ifade etti:

BESTECİLİK ZEKASI

“Söyleyeceğim şarkıyla aramda elektrik olmalı; beni çarpmalı! Mesela ‘Kızım’ şarkısı beni hemen etkiledi. Kızım Yağmur’u, geleceğini ve yaşadıklarımızı düşündüm. Çarpıldım resmen. İkinci okumamda ağlamaya başladım. Şarkı böyle olmalı! Sinan Akçıl’ın kızı yok ama böyle bir şarkı yazabiliyor. İşte bu müzik dehasıdır. Bestecilik zekası ve Allah vergisi yetenektir.” Albümün ilk klibini ‘Kızım’a çeken Ferhat Göçer, ikinci klibi ‘Üzüm’ adlı parçaya çekeceklerini belirtti.

alıntıdır

15 Nisan 2010

FERHAT GÖÇER’DEN SEVGİLİSİNE JEST

Kategori: Ferhat Göçer — PearL @ 09:15

FERHAT GÖÇER, ÖMÜR GEDİK’E OLAN AŞKINI PARMAĞINA KAZIDI.Geçtiğimiz gün Türkiye’nin köklü kuruluşlarından Türk Eğitim Vakfı ve Süper FM’in eğitime destek vermek amacı ile haya geçirdikleri “Ses Ver Türkiye” projesi amacıyla Süper Fm’e konuk olan başarılı sanatçı Ferhat Göçer, parmağındaki ‘Ömür’ yazılı dövme ile dikkat çekti.

Sinema eleştirmeni Ömür Gedik ile uzun süredir birlikte olan Ferhat Göçer, sevgilisinin ismini sol elinin yüzük parmağına yazdırdı. Ferhat Göçer’in bu jestine karşılık sevgilisi Ömür Gedik’in nasıl karşılık verdiği ise merak konusu oldu.

Ayaklı Gazete
alıntıdır

12 Nisan 2010

‘Gündüz doktor gece müzisyenim ben galiba süpermenim!’

Kategori: Ferhat Göçer — PearL @ 23:42

Ferhat Göçer, 4. albümü ‘Biz Aşkımıza Bakalım’ ile sevenlerinin karşısına çıktı.

Artık belli bir olgunluğa geldiğini ve sakin bir dönemde olduğunu belirten Göçer ile ‘biz muhabbetimize bakalım’ deyip evliliklerini, hatalarını, cerrahlıkla müzisyenlik arasındaki farkları konuştuk.

“Biz Aşkımıza Bakalım”, 40 yaş olgunluğuna yakışır bir söz mü yoksa aşk dışındaki her şeyi boşvermekle mi ilgili?

Bence belli bir olgunluğa gelmiş bir cümle. ‘Hadi bakalım her şeyi boşverelim, keyfimize bakalım.’ cümlesi değil. Hayattan ne istediğini bilen, görmüş geçirmiş, bazı şeylerin karşısında durmasını bilebilen ya da kulak tıkayabilen bir cümle gibi geliyor.

Bu 4. albümünüze olgunluk albümü mü diyeceğiz?

Sakinlik albümü diyebiliriz. Olgunluk yaşa göre değişiyor. 15 yıllık koşturmaca döneminden sonra sakin bir döneme girişin başlangıcı. 50′li yaşlarda 40′lı yaşlara dönüp ‘Ya ne kadar aptalca şeyler yapıyor muşum?’ diyebilirim.

30′lu yaşlara bakınca ne diyorsunuz?

İlk albüm tam bir başlangıç albümü, şimdi bakınca yapmamam gereken bir sürü şeyi fark edebildiğim albüm. Bugünkü aklım ve vizyonum o gün olmuş olsaydı yapmayacağım şeyler vardı içinde.

Hırslı bir kişilik gibi görünüyorsunuz. Oysa hırs birçok felsefede dengeli kullanılmadığında karakter bozukluğu olarak nitelendirilir. Öyle misiniz?

Ne yani siz bana karakteri bozuk bir adam mı diyorsunuz! (Gülüşmeler) Hırslı değilim. Hiç olmadım da. İçinde bulunduğum iş disiplinine hırs demem. Bu, birçok insana yüksek doz gelebilir, ama biz hekim olarak böyle yetiştik. Kalan zamanda müzik yapacak vakit ayırıyordum. Şu an kendimi bir şey yapıyormuş da hissetmiyorum. 10 yıl öncesine kadar devede kulak kalıyor. Hırslı olmak birilerinin işini baltalayarak kendini ön plana almaksa ben kesinlikle hırslı değilim. Ama kendinle mücadele edip, kendini aşmaya çalışmaksa evet hırslıyım.

İçinizde tenor olunca hekimlik error mu verdi?

Hekimlik biraz yoksun kaldı, doğru. Hekimlikte ilerlemeyi tercih etmediğim için eleştiri alıyorsam, ‘Ya doktorluğunda yükselmiyor, müzisyenlik yapıyor.’ deniyorsa kusura bakmayın yani.

Bundan dolayı da hekimliği boşladığınız, işe gitmediğiniz filan yazılıp çizildi…

Devlet memurusunuz ve sabahları imza atmanız gerekir. Pozisyonundan dolayı herkesten daha çok takip edilen birisiyim. Bazen mesaiden 20 dakika önce otoparktan çıktığımda geri döndürüldüğümü bilirim. Tam tersine herkesten daha az hata ve komplikasyon yapmak durumundasınız. Ben ne kadar hekimlik yapmak istersem o kadar yaparım, yapmak istemezsem bırakırım, kişisel bir şeydir bu. Başkasının ne dediği önemli değil.

Tam Gün Yasası geldiğinde ne yapacaksınız?

Belki bu sebepten hekimlikten uzaklaşmak durumunda kalacağım. Emekli olmama 7 yıl kaldı, belki emekli olurum ya da özel kurumda yönetici olarak devam edebilirim.

Müzik, hekimlikten daha büyük bir aşk mıdır?

Kesinlikle! Hekimliğe rağmen müzisyenliği devam ettirip bu noktaya gelmişsem demek ki içimdeki büyük bir aşk! Bunun adı da hırs değil aşk!

Hipokrat yemini ettiniz doktor olarak. Peki kendinize ait bir müzisyenlik yemininiz var mı?

(Düşünüyor) İlginç bir soru… Nasıl idare ederim, nasıl cevap veririm diye düşünüyorum. (Gülüşmeler) Aşkın yemini var mı? Varsa vermişimdir. Hayatta var oluş sebebimin bu olduğunu düşündüğüm bir meslekle uğraşıyorum. Kimine göre de saçma sapan bir iş. Bu dünyaya şarkı söylemek için geldim. Müziğimde geldiğim kariyere hekimliğimde gelmek için ne kadar mücadele etmem gerekirdi? Hangisinde daha kolay ilerleyebilirim diye düşündüğümde yeteneğimin ağır bastığı müziği seçtim.

Zordan kaçtınız yani?

Evet. Yetenekli olduğunuzu düşündüğünüz bir alan varsa, burada ilerlemek daha kolay. Hekimlikle ilerlemek için büyük fedakarlık gerekiyor.

Paranın hiç mi etkisi yok yani?

Etkili değil dersem yalan olur. Müzisyen olarak kazandığım ile hekim olarak kazandığım aynı değil. Aynı emeği hekimliğe verdiğinizde de aynı parayı kazanma şansınız vardır, ama uzun vadede! Ama asıl önemli olan psikolojik olarak kendinizi nerede iyi hissettiğinizdir.

Çocukluğunuzdan beri üstlendiğiniz bir misyon muydu bu?

Lisede müzik kolunda hep vardım. Aile tarafım amatör olarak müzisyendi, herkesin bir enstrümanı vardı. Üniversite hayatımın üçüncü yılında başladım konservatuvara. O dakikaya kadar şarkı söyleyeceğim aklımın ucundan bile geçmedi.

Hekim olarak bir sürü hastanız vardı şimdi de müzisyen olarak hastalarınız var. İki hasta arasındaki fark ne? (Gülüşmeler)

Bu biraz daha sahiplenen ve aidiyet duygusu içinde olan hastalar diyelim. Öteki tarafta sizin yardımınıza ihtiyacı olan hastalar var. İyileşen hasta minnet duygusu içerisinde ayrılıyor ama bir daha karşılaşma şansınız olmayabiliyor. Diğeri uzun soluklu.

Ameliyattan çıkmakla konserden çıkma anındaki ruh hali farklı mı?

Neredeyse aynı. Başarılı ameliyatla, iyi bir konserden sonraki tatmin duygusu birbirine çok yakın.

Ego mu bu?

İşini düzgün yapmış olmanın verdiği tatmin duygusu diyelim. Sürekli ağır cerrahi operasyonlar yapan bir insanın yüksek egolu görünmesi kadar doğal bir şey olamaz. Konserden sonra ise sahnedeki ruh halinden hemen sıyrılırım. Aslında bu hekimliğe göre çok büyük bir şey değil, bir insanın hayatını kurtarmakla binlerce insana konser vermek arasında dağlar kadar fark var.

Ameliyatta iken sizin şarkılarınızı çalarlar mı?

Radyodan zaman zaman duyarım, rahatsız olurum. Kendi sesini dinlemekten hoşlanan bir insan değilim.

“Kızım” isimli parçada kendi kızınıza zaman ayıramama ile ilgili bir vicdan azabı mı var?

Bu şarkı benim değil, şarkıyı çok sevip yorumladım. Çocuk denilince insan bütün kapılarını açar. Şimdi küçük oğlanın biraz ateşi çıkınca elimiz ayağımız birbirine dolaşıyor. O kadar yıldır doktorum acayip tedirgin oluyorum. Bir dönem 10 yıl kadar cidden yoğun bir iş dönemi geçirdim ve vicdani olarak noksanlıklarım oldu. Bazı hatalar yapmış olabilirim ama gelecekte onlara daha çok yardım edecek bir pozisyonda olduğumu düşünüyorum.

Epeyce düet yaptınız. İçinizde ukde olan bir isim var mı?

Neredeyse kalmadı, artık yaşayamayanlar var yani. Yaşasalardı Tanju Okan, Cem Karaca ve Zeki Müren ile aynı sahneyi paylaşmak isterdim.

Parçaları belirlerken sağ omzuma daha çok itimat ederim

Müzikte sesinize mi itibar ediyorsunuz, sağ omzunuza mı?

Parçaları belirlerken sağ omzuma daha çok itimat ederim. Bir parça dinlerken hafifçe uyuşmaya başlar, karıncalanır. O şarkıda bir pislik olduğunu hissederim. Sağ omzum hissetmezse öyle şarkıya bakarım. Yastayım, Cennet ve Biri Bana Gelsin’de öyle oldu hep. Son albümde ‘Üzüm’ ve Kızım’da onu hissettim.

Gündüz doktorluk, gece müzisyenlik. Kendinizi hiç Kurtadam gibi hissettiğiniz oluyor mu? (Gülüşmeler)

Bazen Clark Kent olarak düşünüyorum. Beyaz kıyafetinizle hasta bakıp, ardından kıyafet değiştirerek sahneye çıkıyorsunuz, Süpermen gibi.

Eskiden ‘Kızımızı ne doktorlar, ne mühendisler istedi’ denirdi, şimdi bu ‘ne doktorlar ne müzisyenler istedi’ moduna mı geçti?

Öyle mi oldu acaba? İşin maddi boyutunu bir kenara bırakın, hiçbir zaman hekimlikte aldığım insanî değerlerin daha üstünde bir duygu görmedim müzik camiasında. Hâlâ sosyal çevrem hekimlik çevremdir. Doktor odasında kendimi dünyanın en huzurlu adamı hissediyorum.

Seven kadar sevmeyen de var sizi. İnternette yazılıp çiziliyor. Sinirleniyor musunuz?

Hiç sinirlenmiyorum. Onların içerisinde zaman zaman haklı olabilir dediğim şeyleri de alıyorum. Zaten sürekli sizi pohpohlayan bir çevrenin içerisinde olmak çok doğru bir şey değil.

***

TRT’de konuk ağırlarken reyting kaygım yok

İlk eşiniz, kızınız Yağmur’u albüm fotoğrafı için almak istediğinizi söylemişti?

Böyle bir şey olabilir mi ya? Bunlar o dönemin hukuksal mücadelenin malzemeleridir. En büyük yanlışım o dönemdeki pozisyonumu iyi yönetemedim. Hekimlikte ‘Komplikasyonsuz cerrah olmaz.’ derler. Yani ne kadar operasyon yapıyorsanız, birkaç tane de komplikasyonunuz olur. Hiç yapmıyorsa o cerrah hiç operasyon yapmıyor demektir. Müzisyenlikte yaptığınız her hareketin medya malzemesi olma ihtimali yüksek.

Yaptığınız üç evlilik komplikasyon muydu?

Bu benden kaynaklanan bir sorun. Çok sık değişim gösterdim ben. Bu yaşam çizgisi aşırı farklılık gösterdi. Doğal olarak kabuk ve karakter değişimleri de çok farkı oldu. Ortak değerlerimizin olduğunu düşündüğüm karşı cinsle bir süre sonra yaşam tarzınız uyuşmuyor. Sonra kavga başlar. Bunları çok sık yaşadım ben. Emek veremedim diyelim. Kendimle mücadele etmekten ilişkilerimi kaybetmemek için çok mücadele edemedim. Tek meslekle uğraşsaydım belki bu kadar sık evlenip boşanma durumum olmazdı. O dönemde belki evlenmem hataydı.

TRT nasıl gidiyor?

Özel kanallarda reyting nedeniyle konuk almakta tereddüt ettiğim birçok sanatçıyı TRT’de konuk olarak ağırladım. Türk halk ve sanat müziği ile ilgili konuk aldığım sanatçıların karakter ve yapılarını gördükçe onlara saygım katbekat arttı.

kaynak : ZAMAN
alıntıdır

01 Nisan 2010

Ferhat Göçer Biz Aşkımıza Bakalım 2010 Albümü

Kategori: Ferhat Göçer — PearL @ 02:34


Ah Yıllar
Bunları Boşver
Üzüm
Vefası Eksik Yarim
Yanındayım
Kızım
Biz Bu Değiliz
Zifiri
Kalp Kırılsa Da Sever
Bırak Konuşsunlar
Senede Bir Gün

alıntıdır

28 Mart 2010

FERHAT GÖÇER’İN SON ALBÜMÜNÜN İSİM ANNESİ NAZAN ÖNCEL OLDU

Kategori: Ferhat Göçer — PearL @ 23:15

Türk Pop Müziğinin sevilen sanatçılarından Ferhat Göçer’in yeni albümü “Biz Aşkımıza Bakalım” ın isim annesinin Nazan Öncel olduğu ortaya çıktı.

Çok yakında çıkacak olan albümünde yer alan Nazan Öncel’e ait ‘Bırak Konuşsunlar’ adlı şarkısında yer alan ‘Biz Aşkımıza Bakalım’ cümlesini çok beğenen Ferhat Göçer bunu albüm ismi yaptı.

Verdiği şarkının okumalarında bizzat stüdyoda bulunmayı tercih eden Nazan Öncel ‘Ferhat’a bu şarkının çok yakışacağını düşünmüştüm. Stüdyoda gelip dinleyince yanılmadığımı gördüm. Çok güzel bir albüm hazırladı’ dedi.

alıntıdır

Yeni Hit’ini sokakta buldu

Kategori: Ferhat Göçer — PearL @ 22:54

Ferhat Göçer, ‘Kalp Kırılsa da Sever’ adlı şarkıyı Beyoğlu’nda yürürken sokak şarkıcısından duyup aldı

REPERTUVAR YAPMAKTA ÇOK USTA
FERHAT Göçer’ i Ferhat Göçer yapan en önemli özelliklerinden biride repertuvar yaratmada ki başarısı… Her albümün de dillere düşen şarkılar bulmayı başaran Göçer, yeni albümü ‘Biz Aşkımıza Bakalım’ da yer alan ‘Kalp Kırılsa da Sever’ adlı şarkıyı Beyoğlu ’n da gezerken keşfetti. Her şey ünlü sanatçının, İstiklal Caddesi’nde yürürken gitar çalan Ravi İncigöz’ ün sesini duymasıyla başladı.

TAM 200 ŞARKI ARASINDAN SEÇTİ
FERHAT Göçer, sokak şarkıcısı Ravi İncigöz’ le sohbet etmeye başlar. Dinlediği şarkılar arasında ‘Kalp Kırılsa da Sever’ i çok beğenir. Hemen stüdyoya koşup şarkının demo kaydını yapan Göçer, ye ni albümü için hazırladığı 200 şarkı arasına İncigöz’ ün bestesini de alır. Şarkıları tek tek eleyen sanatçı, sonunda sokakta bulduğu bu şarkıyı da albümüne koyar.

alıntıdır

FERHAT GÖÇER’DEN SAMİMİ AÇIKLAMA

Kategori: Ferhat Göçer — PearL @ 22:52

ELİF ERGU, PAZAR VATAN’DAKİ YAZISINDA ALBÜM ÖNCESİ FERHAT GÖÇER’İ VE ŞARKILARINI KALEME ALMIŞ.. İŞTE O YAZI;
Sevgili arkadaşım Meyra’ya, eşi Mehmet Ali Ilıcak önceki hafta sürpriz bir doğum günü partisi düzenledi. O partide Ferhat Göçer ve Ömür Gedik de vardı. Ömür, “Haftaya bize gelin, Ferhat’ın albümünü dinleyelim” dedi.

Ve bizi bir araya getiren Ömür’ün muhteşem ev sahipliğinde buluştuk. Yarın Ferhat Göçer’in Biz Aşkımıza Bakalım adlı albümü çıkıyor. “Kızım” şarkısını duymuş olabilirsiniz, radyolarda dönmeye başladı “Kızım…”

Duygusal demek yetmez bu şarkı için, çok özel bir şarkı ama Kızım’a gelmeden önce anlatacaklarım var.

Yemekleri afiyetle yedik, daldan dala atlayarak sohbete başladık. Sinemadan, Yeşilçam Ödülleri’nden söz açıldı, Ömür’le ödül törenini çekiştirmemek olmazdı, oradan politik gelişmelere uzandık… İşte tam o anlarda Nazlı Ilıcak, Mehmet Ali Ilıcak, Meyra, Elif Dağdeviren, Samsun Demir, Özden Bora, eşim Ahmet Demiral ve benim elimize Ferhat şarkı adlarının olduğu bir listeyi tutuşturdu. Kalemler dağıttı. Belli ki hazırlanmış. “Şimdi albümü dinleyeceğiz ve 11’den başlayarak puan vermenizi istiyorum şarkılara. Albüm çıkmadan önce fokus gruplarımız var, aynı şekilde bu gruplara da albümü dinletip, ilk üç, ilk beş şarkıyı belirliyoruz, başta şarkıların söz yazarlarını ve bestecilerini de söylemeyeceğiz, etki altında kalmayın” dedi.

Aynen Eurovision jürisi tadında şarkıları puanladık

Yerimizde bir doğrulduk. Doğrusu bir yorumcu için çok heyecan verici ve çok zor bir süreç olduğunu tahmin etmek hiç zor değil. Ferhat, “Tekrar tekrar her eleştiriye açığım, istediğinizi söyleyebilirsiniz” dedi.

11’den 0’a kadar puan verecek olmak içimi acıttı, ortada bir emek var, ben “Al bu şarkı da 1” diyecek tarzda hayatta olamam, baştan söylemek istedim. Elif Dağdeviren, “Eurovision’daki jüri sistemi Elifcim” diye söze başladı… Evet aynen Eurovision şarkı yarışmasının jürisi tadında konumlandık…

Ama ikna olmadım, ben ilk beşi belirledikten sonra düşük not veremedim.

Şarkıları dinlemeye başladık.

Ah Yıllar… Şu anda yazarken mırıldanıyorum “Başladı ömrümüzün ihtişamı” diyor, alıp götürüyor bu şarkı. Hemen hepimiz anladık bu şarkının Sezen Aksu imzası taşıdığını. Herkesin söyleyemeyeceği bir şarkı… Eşim Sevgili Sezen’in yeğeni. Zaman zaman yeni şarkıları birlikte dinliyoruz, ilk dinlediğimde ağladıklarım oldu, Ahmet öyle dururdu. O bile bu şarkıda sarsıldı! Daha ne diyeyim!

80 yaşındaki Nesrin Sipahi’nin sesine vuruldum

Ben favorilerimi yazıyorum bu arada… Bir Üzüm var… Herkesin bir hikâyesi var… diye başlıyor sözleri… Aklıma gelince o güzel yüzün, her yanımı kaplıyor tatlı bir hüzün, aynı rüzgara vurgun iki yelken aynı salkımda ayrı iki üzüm… Bu şarkının sözü müziği reklamcı Ersel Serdarlı’ya ait. Bu yaz çok dinleriz Üzüm’ü.

Ve Kızım… Bu arada Ferhat’ın kızı da onlarla yaşıyor. Onunla da tanıştık.

Ve Kızım… “Gözümün önünde büyüdün göremedim… Benim gözümde hiç büyümedin, başın sıkışırsa bana söz ver lütfen olur mu, sen çağır baban hazır kızım.” Çok özel bir şarkı Kızım. Sözü ve müziği Sinan Akçıl’a ait.

Ben Yanındayım adlı şarkıyı da çok beğendim, Zifiri’nin sözlerini çok tuttum. Son noktada Nesrin Sipahi’nin sesine vuruldum. Ferhat 80 yaşındaki Nesrin Sipahi’yle düet yapmış, sesi duyunca ne demek istediğimi anlayacaksınız. O yaşta o ses, bravo demek ve alkışlamak düşer bize…

Üzüm’de “Herkesin bir hikâyesi var” diyen Ferhat’a sormadan edemedim… Ya senin hikâyen?

Bir yıl Q Jazz Bar’da hiç para almadan çalışmış

“Bir sarı kız, bir köpek, küçük odalı bir ev…” diye başladı Urfalı Ferhat. Aslında İzmit’te büyümüş. Anne-baba öğretmen. Oğullarının okuyup doktor olmasını istemişler. O da tek çıkış yolu olarak gördüğü okumaya sarılmış. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazanmış ve yurtta kalırken müzikle ilgilenmeye başlamış. Bir grup kurmuşlar, “Konservatuvara gitmem lazım” demiş. Ama annesinin babasının hayallerini yıkamaz, üstelik beş parasız. Akşamları konservatuvarda okumuş, gündüzleri Tıp Fakültesi’nde. Hep çalışkan Ferhat Göçer. Hiç yerinde durmuyor. Şimdi olduğu gibi. Albüm hazırlıyor, hep sahnede, TV programı yapıyor, yurt içi, yurt dışı konser temposu çok yoğun.

İki evlilik yapmış. Kızı Yağmur’la tanıştırdıktan sonra, oğlu Can’ın fotoğraflarına bakıyoruz. “Can hafta sonu yanıma geliyor. Ömür’ün de kızı var. Üç çocuklu olduk bile…” diyor.

Hikâyeye geri dönersek, Turkuaz diye bir grup kurmuşlar, sonra şans bu ya Günay’da Ajda Pekkan ile sahneye çıkmış, sonra oradan Q Jazz Bar’a geçmiş. Bir yıl Q Jazz Bar’da hiç para almadan çalışmış. İnanılır gibi değil. Bu arada gündüzleri doktor Ferhat. Zaten gerisini siz de biliyorsunuz. Q Jazz Bar sayesinde herkes adını duydu. Onu dinlemeye gelen Hanzade Doğan DMC’dekilere Ferhat’ı dinlemelerini önerdi. Ferhat Göçer’in de o sıradaki en büyük hayali kendi albümünü yapmaktı. Dön Diyemedim’le başladı, duygusal şarkıların adresi oldu…

Bizle yeni albüm heyecanını paylaştı. Son noktayı da, “Ömür’le aşkı ve huzuru buldum” diyerek koydu.

alıntıdır

Locations of visitors to this page Toplist