17 Şubat 2010

ÜNLÜ POPÇU ÇELİK “SEVGİLİLER GÜNÜ” İÇİN BİR MEKTUP YAZDI!..

Kategori: Çelik — PearL @ 23:26

Ünlü Popçu Çelik “Sevgililer Günü” için bir mektup yazdı. Medyaya gönderdiği mektupta aradığı aşkı anlatan Çelik hayatına ve yaşadığı ilişkilere dair de ilginç itiraflarda bulundu. İşte Çelik’in çok konuşulacak “Sevgililer Günü” mektubu:

“SEVGİLİ ARIYORUM”

Aşk ne güzel bir şeydir.. Uçurur insanı.. Ben de çok uçtum.. Ama Aşk insanı çok yükseğe uçurur ve o yükseklikten aşağı da düşürür.

Ben aslında sevgili arıyorum.. Düşünsenize, sevgililer gününde sahne aldığım mekanının “teşekkür ederiz, doluyuz” ilanı var ama benim şarkı söyleyebileceğim bir sevgilim yok.

Tabii sevgili arıyorum derken, yolda köşede bekleyerek kendime sevgili seçmiyorum, ama bir aşk yok ve doğrusu bunu çok özlüyorum.. Bunu söylerken yalan da söyleyemem, ilişkilerim olmuyor değil, ama ilişki başka, aşka başka, ben aşka aşığım..

Bunları uygun dille nasıl anlatabiliriz ki? Çünkü içime ata ata çok yoruldum..

Bir erkek beraber olduğu kadına saygı duymamalı mıdır? Ben saygı duymadığım bir aşkı yaşayamam ki? Ancak yine söylüyorum, ben de bir erkeğim ve inzivadayım demiyorum, ilişkilerim oluyor ama bu aşka dönmüyor, dönemiyor, dönüşemiyor..

Ve sanırım bununla ilgili kusur tamamen bana ait..

Ben bir kadına ne demeliyim?

Biz senle beraberlik yaşayalım ama, sen istemediğim zamanlarda yanımda olma!

Bir kadına dürüst olmak gerekirse bunu söylemek lazım, ama bir kadına bu söylenmez ki!

Demek ki ben dürüst olursam aşk değil ilişki bile yaşayamam. Dürüst olmazsam da içim yaşamıyor, ruhum ölüyor.. Kişiliğim parçalanıyor, bunu kendime yakıştıramıyorum.. İçim rahat etmiyor.. Zaten geçmişimde çok kadını kırdım döktüm.. Şarkılarımdaki “ah”lar hep bununla ilgilidir.. Hatta “n’olursa olsun” isimli şarkımda “kırıldım, çok kırdım döktüm, inan ki genç yaşımda çöktüm” sözü gerçekten kırmaktan ve kadınlara karşı sorumsuz olmaktan kaynaklanan bir ruh halinin yansımasıdır.. Bu konuda gerçekten de kendimi çökmüş gibi hissediyorum..

Bir de işin başka tarafı var, ben kendimi bu kadar taşlıyorum ama ben, beni anlayan birini bulabilir miyim? O da zor, kim beni ne sebeple anlasın ki? Valla kadınlar kızacak ama, kadınların da anlama konusunda muhteşem olduklarını söyleyemeyeceğim, tabi ben bunu kavrama zekası olarak değil de “anlayış gösterme” anlamında söylüyorum..

Benim tercihim olan duruma bir kadın anlayış gösterebilir mi? Göstermek zorunda mı? Gösterirse buna ne kadar dayanır?

Tüm bunları niye yazıyorum? Benim evlenmek niyetim yok, kız arkadaşlarımın çoğu 30 yaşlarında ve hepside evlilik çağında idi. Sadece evlilik değil, haklı olarak çocuk da yapmak isteyeceklerdir.

Bir kadınla beraber olmak, ona aşık olmak istiyorum ama onunla evlenemem ve evlensem de çocuk yapmak istemiyorum.. Bu durumda bir kadın bence ancak beni bir kaşık suda boğar.. Ve haklıdır da..

Bütün bunları söylersem problem, söylemezsem ayrı bir problem.. Artık yalan söyleyemiyorum, bunu midem kaldırmıyor, cahilken çok yaptık bunu, ama artık olmuyor.. O zaman dürüst olmalıyım..

Peki bu durumda nasıl olacak?

Kim beni anlayacak?

Kim benle aşk yaşamak isteyecek?

Kim bana katlanacak?

Tüm bunların haricinde Aşk inanılmaz şekilde acımasız bir seçenektir, aşka size seçenek taşımaz, kendinizi aşkın tam ortasında bulursunuz..

Peki ya o zaman ne yapacağım? Bunun da korkusu insanı çok sıkıyor..

Bu düşüncelerle bir kadınla akşam yemeğine çıktığınızı düşünsenize?

Evet bir aşk, bir sevgili arıyorum, ama ararken korkuyorum, sıkılıyorum, heyecanlanıyorum, etkilendiğim kadınlar oluyor.. Tüm bunlara dayanmak zor..

Evet ben bu şartlarda sevgililer gününde aşkı arıyorum ve içimden ne cevabı duyuyorum biliyor musunuz?

Eski grubumla beraber söylediğimiz şarkı geliyor aklıma; Ara, ara, belki de bulursun!

Bütün ülkeme aşk, sevgi, merhamet diliyorum, bütün kalbimle..

ÇELİK ERİŞÇİ

alıntıdır

04 Aralık 2009

ÇELİK ERİŞÇİ: KRİZİ GÖZ ARDI EDEME

Kategori: Çelik — PearL @ 04:13

Popçu Çelik, yeni bir yıla girmeye hazırlandığımız şu günlerde yılbaşı gecesi sahne alacağı üç saat karşılığında ne kadar bütçe istediğini ve bunun gerekçelerini menajeri vasıtasıyla popüler site facebook’daki kendi özel sayfasında açıkladı… İşte Çelik’in kriz politikası ve talep ettiği ücret…

Çelik gönüllere besteci ve yorumculuğunun yanısıra akademik kariyeri ile de tanınıyor.. Çelik, tüm dünyada ve tabi ki ülkemizde de yaşananları takip etmekte kendince sonuçlar çıkarmakta ve zaman zaman bunları paylaşmaktadır..

Popçu Çelik, popüler site facebook’daki kendi özel sayfasında açıkladı… İşte Çelik’in kaleme aldığı satırlar ve “kriz” çöümlemesi…

KRİZİ GÖZ ARDI EDEMEM�

Türkiye’ de yılbaşı eğlencesi düzenleyen iki tip işletme vardır..

Birncisi 1000 kişilik salonları olan büyük otellerdir.. Bunlar eğer dolu olurlarsa 150 YTL ortalama ile yılbaşı gecesi programı düzenlerler 150000 YTL ile 250000 YTL arasında kazanç sağlar.. İşletme tipine göre de kimi konaklama ve yemek verir kimi bunu 1 haftalık bir dinlenme tatili ile daha yüksek bir hedefe yönelik çalışma olarak tasarlar.. Satın alma, ilan, personel gibi giderleri vardır..

Ancak avans alınamaması, dengesiz ve kaprisli sanatçılar, arsız menajerler gibi bir çok nedenden dolayı zaman zaman bu işletmeler görünmeyen büyük krizler yaşarlar.. Bazen iyi bir reklam aracı olan tanıtım şekli bazen de inanılmaz bir kötü reklam olabilir..

İkinci tip işletmeler ise 100 ile 300 kişilik mekanlar olan bar ve gece klüpleridir.

Bunlar 75 YTL ile 150 YTL arasında bir içki karşılığı yılbaşı gecesi eğlencesi düzenlerler.. Eğer bir sanatçı getirecek olurlarsa reklam giderleri, ses ışık tesisatı, yılbaşı günü çarpı 4 yevmiye mantığı ile çalışan müzisyenler ile maliyet iyice artar.. Bu giderleri karşılamak isteyen mekan sahibi işletmeci sanatçı ile 40.000 YTL karşılığında anlaşırsa ortalama 200 kişiye sınırsız içki ve 150 YTL fiyat uygularsa hesap ortadadır. Bunun için İTÜ uzay bilimleri fakültesinde matematik okumaya gerek yoktur.. 30.000 YTL kazanç olur, sanatçının alacağı bellidir, işletmeci kalanı reklam ve mekan giderlerine harcar.. Kalan da kar olur.. Nasıl bir karsa?

Bunların içerisine yılbaşı akşam üzeri erkenden kasanın başına oturan vergi memurlarını hiç katmıyorum.. Vergi mevzuatı sanatçının giderlerini tanımlayamamıştır.. Sanatçı Mahmut paşadan herkesi giydiği pantolonu alamaz, mütevazilik yapar alır ve giyerse, o zaman halk onu “aa benimle zaten aynı, ne farkı var ki ” diyerek şekilsel olarak algılayabilir. O sebeple sanatçı bir giydiğini ikinci kez giyerse çok dikkatli olan medya sicili onu hemen kadrajına alır.. O sebeple bu ciddi bir giderdir, ama mevzuat bunu düşünecek zekaya sahip değildir. Ya da sanatçının şirketi yoksa, sadece serbest meslek mükellefi ise benzin masrafı gider olarak kabul edilemez, ama sanatçı sürekli kendi özel imkanları ile ulaşım sağlar, yani metro kullanamaz..

Bütün bunları aşan sanatçılar bir de kadın sanatçı dezavantajı ile karşı karşıya kalırlar.. Çünkü kadın sanatçı her zaman çok avantajlıdır.. Aslında yılbaşı gecesi program ücretleri onların fiyatları üzerinden değerlendirilir.. Bu durumda yılbaşı gecesi kadın yada erkek görünümü rekabeti de yaşanır� Bir erkek ikisi birden olamayacağından kadınlar hep bir adım önde olacaklardır…. Bu biri ticaret biçimidir aslında.. Ve son derece de doğaldır.. Yaşam kanunudur..

Bütün bunları “görme aracı olan gözü” araç olarak kullanan beyinler görürler.. Kusur bulmazlar ama görürler, teşhis ederler. Mobese kamerası gibi değil, makine gibi değil,insanca bir bakış açısı ile ve acaba her şey nasıl daha güzel olur diye düşünür, çare ararlar.. Bu estetik bir bakış açısıdır.. Bir sanatçıya yakışan budur..

Bütün bunların haricinde “leyn millet karnını doyuramıyor siz milyarları götürüyor bir de söylenip duruyorsunuz” bakış açısı markalı bıçağı sanatçıya saplamaya çalışanlar olur ki kendilerince haklıdırlar, bu da sanatçının tüm moralini bozar.. Çünkü kendi yaptığı üretim biçimin değeri bilinmemektedir.. İneklerin bile klasik müzik dinlerken iki katı süt verdiği bilimsel bilgisi ispatlanmış olan modern dünyamızda sanatçının üretiminin değeri, ben kazanamıyorum sen de kazanma şeklinde tezahür eder. Bu Anadolu’da bir köyde yaşayan garip köylümüzün fikri değildir, niye değildir, çünkü onun zaten derdi sanatın değeri değildir, tohum ve traktöre nasıl yakıt alacağıdır..Onun yerine bu yorumu yapan ve onu yerine o düşünüyormuş gibi bunu ortaya atarak “şöyle düşünenler de var” diyerek kafa karıştıran zeka kimdir sorusuna ise hiç girmeyelim, işin orasına tamamen “erenler karışır”

Akılcı ve zeki magazin medyasında ise bu işe verilecek cevap zaten hazırdır, ben de olsam öyle yaparım; “Ya kardeşim tamam da bu senin söylediklerini hak eden sanatçı bu mu diye sorarak, bir de yaptığı bütün saçma, küstah, ahlak dışı, yasa dışı fiilleri işleyen, ölçü kavramından yoksun, haris ve aç gözlü şöhret budalalarından birinin resmini sizin önünüze koyarsa bu yazı bir anda anlamsızlaşır ve bütün emek boşa gider..

Zaten albüm yada eser de böyle değil midir? Bu yazının başından sonuna kadar emek olan görüş biçimini birisi bakar, okur, beğenmedim der ve iş biter.. O beğenmediyse sizin emeğinizin anlamı yoktur.. Siz hiç emek vermemişsinizdir..

Ya sizin emeğiniz? Sendikanız da yok! Başbakanlığın önünde yazar kasa da atamazsınız. Atasanız da mutlaka fikir hazırdır ” reklam yapıyor”

E baba peki ne yapacağız yahu ?

Ben tüm bunları size düşündürdükten sonra benden keyif alırsınız, tabi o da eğer keyif alırsanız, almazsanız zaten diyecek bir şey yok, fikirlerimden keyif alırsanız, bu fikirlerin keyfini sürmek için yılbaşı gecesini beraber karşılamaya ve yeni yıla bu yazdıklarımı düşünerek ve daha sonraki yıllarda bu belirlediğimiz sorunları aza indirecek düşüncelerle girmek üzere müziğime davet ediyorum..
Bunun bedeli 20.000 YTL

Sahnede bir saat çığırmanın bedeli değil bu bedel, tüm düşünceleri taçlandırmak üzere bir araya gelmenin bedeli..

Etrafınıza bir bakın, kimden niye keyif alıyorsunuz düşünün. Bunun bedelini ve niye ödediğinizi de düşünün.. Doğru ve güzel, estetik şeyle yaşamak istiyorsanız tercihlerinizi ona göre yapın ve güzel şeyleri talep etme hakkınızı yaratın..

Benim adım Çelik.. Ben 25 senedir bu ülkede bu fikirlerle beraber bir şeyler yapmaya çalışan bir müzisyenim.. Bu yazıyı yazarken şu baskı altında yazıyorum, bu ruh halini de hiç unutmayın; Eğer yarın birinin sahnede bluzu omzundan düşerse, benim yazımın hiçbir yerde şans bulma olasılığı yok..
Yani ten, yani cisim, her zaman ruha galip gelir..
Ama öyle olmamalıdır..
Çünkü mana, maddeye hükmeder..
Hükmeder de birileri isterse hükmeder..
Yoksa hüküm kılıcı o güzel görünümlü göğüslerin eline geçer, biz o göğüslere bakarken kılıç bizim güzel fikirlerimizi biçiverir.. Tasavvufta nefis, psikolojide ego denen şey tam olarak budur..
En büyük dileğim, ülkemin vatanımın tüm yaşayanlarının her şeyden önce sağlıkla evlatları, aileleri ve sevdikleriyle huzurlu olmasıdır..
Mutlu yıllar
Çelik Erişçi..

alıntıdır

26 Kasım 2009

CELIK TUTAL CAFE PUB&RESTAURANT’DA

Kategori: Çelik — PearL @ 00:34

POP MÜZİĞİN BAŞARILI İSİMLERİNDEN ÇELİK, ÇARŞAMBA GECCESİ TUTAL CAFE&RESTAURANT’DA MUHTEŞEM BİR CANLI PERFORMANSA İMZASINI ATACAK.
Müthiş atmosferi ve zengin menüsüyle İstanbul gecce hayatına farklı bir renk katan Tutal Cafe Pub&Restaurant, müthiş bir canlı performansa ev sahipliği yapıyor. Başarılı popçu Çelik, sevilen şarkılarıyla Çarşamba geccesi saat 23:00-02:00 saatleri arasında Tutal Cafe Pub&Restaurant’da canlı performans sergileyecek.

alıntıdır

Çelik’ten ilginç itiraflar

Kategori: Çelik — PearL @ 00:33

‘Seray’ın kadınsı zayıflığı işime geldi..’

Bir dönem tarikat iddialarıyla gündeme gelen popçu Çelik bu söylentiyi kapatmak için Seray Sever’i kullandığını itiraf etti: Seray o dönem çıkıp benimle aşk yaşadığını söylemişti. Gerçek değildi ama bilinçli olarak buna ses çıkarmadım

Dost Tarikatı’na üye olduğu gerekçesiyle ölüm tehditleri alan, Ergenekon Davası’nda adı geçen Çelik, 1 yıl önce Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye kaçmıştı. İstanbul’a dönen Çelik , ’Orada Neler Oluyor’da ilginç itiraflarda bulundu:

* Yaşadıklarım yüzünden ülkeden kaçmak zorunda kaldım. Bakü’ye gitmeseydim, iftiralar yüzünden ya alkolik, ya uyuşturucu bağımlısı ya da tarikat üyesi olacaktım. Bir kadın çıktı, yalanlar uydurdu ve hayatımı kararttı. Çünkü garip tekliflerini reddettim. ’Çelik eşcinseldi’ diye dedikodu çıksaydı temizlemesi daha kolay olurdu.

* Bu ülkede Ergenekon şüphelisi bile oldum. 5 yıldır silah taşıyor, silahla uyuyorum. Ne yazik ki korumayla dolaşıyorum. Silah ve korumayla yaşamak zorunda kalıyorsam bu benim değil, ülkemin ayıbıdır.

* Bir ara adım, bu tür haberlerle öyle yıprandı ki Seray Sever’in çıkıp aşk yaşadığımızı iddia etmesi haberine bile bilinçli olarak ses çıkarmadım. Seray’ın bu kadınsı zayıflığı gündemi değiştirmem için işime gelmişti. Seray bütün bu olayları yaşadığım sırada ayrıldığım eşim Buket’e ’Biz Çelik ile evlenecektik’ demiş. İşte o zaman canımı çok yaktı. Ben de dedim ki ’Sussun, yoksa ayakkabılarını anlatırım’ dedim. Ama bu ayakkabı meselesini ölene kadar açıklamam. Seray’ı severim.

Seray Sever ise Çelik’in bu sözleri üzerine “Kendisine acil şifalar diliyorum. Ayakkabı meselesi neyse onu açıklasın” cevabını verdi. Hey Canlı isimli magazin programına da konuşan Çelik “O dönem aşık olduğum ve sevdiğim kadınla evlendim. Sütten ağzım yandı ve yoğurdu üfleyerek yiyorum. Artık magazin dünyasından olmayan bir sevgilim var” diye konuştu.

alıntıdır

23 Ekim 2009

Çelik bir döndü, pir döndü

Kategori: Çelik — PearL @ 00:02

Clup 10 diye bir yer açıldı.
Bir gece önce şenlik vardı. Çelik açmış…
‘10 numara eğlence, 10 lira’ slagonu ile…
Bizim çocuklar da orada… Telefonum çaldı, karşımda Çelik…
Geceye neden gelmediğimi sordu ve lafladık.
Çelik bir hayli dolu gelmiş, Türkiye’ye… Azerbaycan’da geçirdiği iki yılın acısını çıkartacak gibi… Bir albüm hazırlığı içindeymiş. Aradan geçen yılları kaybetmişlik olarak saymıyor.
‘Çok özledim buraları’ dedikten sonra, ‘Benim kaybedeceğim çok şeyim yok. Ben üretici biriyim. Yazıyorum, müzik yapıyorum, üretiyorum. Bunu yapamayanlar düşünsün’ diyor. Kim bu düşünmesi gerekenler?
Kendine bir hayli güvenerek Türkiye’ye gelen Çelik, yeni albümüne bomba gibi hazırlandığını da laf arasında söyledi. Çelik kendine has duruşu ve şarkılarındaki ayrıcalığı ile tanınır zaten. Çıktığı ilk günlerindeki o üçlünün ardından sanatı ve şarkılarıyla ayakta kalmasını bilmişti. Şimdi yeni Çelik geliyor denebilir bence…

alıntıdır

06 Ekim 2009

Çelik’in oğlu büyüdü

Kategori: Çelik — PearL @ 22:00

Şarkıcı Çelik Erişçi’nin boşandığı eski eşi manken Buket Saygı, beş yaşına giren oğlu Ata Erişçi’yle HT Magazin objektiflerine takıldı. Vaktinin önemli kısmını Hollanda’da yaşayan sevgilisi Murat Koyuncuoğlu’yla geçiren Saygı, sevimli oğlu Ata’yla hafta sonunun tadını çıkardı. Buket Saygı, kısa bir süre önce yine Murat Koyuncuoğlu’yla beraber Amerika’ya gitmişti.

alıntıdır

03 Haziran 2009

Çelik’in ifadesi alındı

Kategori: Çelik — admin @ 03:15

Emekli Binbaşı İhsan Güven ile eşi Sibel Güven’in öldürülmesi davası kapsamında Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne gelen Çelik, ‘tanık’ olarak ifade verdi.

Emekli Binbaşı İhsan Güven ile eşi Sibel Güven’in Tuzla’daki evlerinde öldürülmesine ilişkin 7 sanığın yargılandığı davaya bakan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nce bir önceki duruşmada ‘tanık’ olarak ifadesinin alınması kararlaştırılan Çelik, yarınki duruşma öncesi avukatı Hakan Ayranpınar ile Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne geldi. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ne giren Çelik, hakime yaklaşık 1 saat ifade verdi. Adliyeden ayrılırken gazetecilerin sorularını yanıtlayan Çelik, ‘Ergenekon’ soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcıları tarafından İhsan Güven cinayeti davasının görüldüğü mahkemeye gönderilen ihbar yazısına ilişkin kendisine bilgi sorulduğunu ve sorulara karşılık hakime cevap verdiğini söyledi.

Bir gazetecinin, ”Duruşmaya yarın tanık olarak gelmeniz beklenirken neden bugün geldiniz” sorusu üzerine Çelik, işleri nedeniyle bir süredir Bakü’de bulunduğunu belirterek, tekrar Bakü’ye gideceği için ifade vermeye bugün geldiğini kaydetti. Kendisine ne sorulduğuna dair soru üzerine de Çelik, ”Bilgilerin detaylı sorularını sordular. Hatırlayabildiğim… İşte 29 Ekim’de konser vermiştim. Galiba Ankara’da, tarihini hatırlamıyorum. O tip bilgileri sordular, ‘Böyle bir konser vermişsiniz’ diye” şeklinde konuştu.

Çelik, ‘ihbar mektubundaki İhsan Güven cinayetiyle bağlantısı olduğu iddialarının kendisine sorulup sorulmadığına’ ilişkin de şunları söyledi: ”Özellikle benim çok üstünde durduğum, herkesin çok bilmesini istediğim şey şu: İhsan Güven, Atatürk ilkelerine bağlı emekli bir binbaşıdır. Benim kendisiyle tanışmam da bu sebepledir. Görüş birliğimiz, dostluğumuz bundan ibarettir. Bunun dışında kamuoyuna yansımış olan her şey çok kesin bir şekilde yanlıştır. İhsan Güven, kesin olarak bir tarikat lideri değildir. Ben bir tarikat üyesi değilim. Benim söylemek istediklerim bunlardı.”

Çelik, İhsan Güven cinayeti dışında sorulan her şeye ‘kendisinin çok uzağında şeyler olduğu’ ve ‘özellikle imzasız ihbar mailindekilerin hepsinin çok saçma sapan olduğu’ şeklinde yanıt verdiğini dile getirdi. Ayranpınar da müvekkili Çelik’nin sadece tanık olarak dinlendiğini söyledi. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, 25 Şubat 2009′daki duruşmada, tanık olarak dinlenmesine karar verilen ‘Ergenekon’ davasının tutuklu sanıklarından Ergün Poyraz ve Habip Ümit Sayın ile Çelik ve Ayşe Ersoy’un beyanlarının tamamlanmasının ardından, dosyanın yeniden değerlendirme yapılması açısından İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz’e gönderilmesini kararlaştırmıştı.

alıntıdır ..

31 Mayıs 2009

TAZMİNAT TALEBİNDE BULUNAN ÇELİK ERİŞÇİ’YE ŞOK KARAR!

Kategori: Çelik — admin @ 09:27

Dost Tarikatı Lideri İhsan Güven’in eski eşi Ayşe Ersoy’un kişilik haklarına zarar verdiğini öne sürerek tazminat davası açan Çelik, davayı kaybetti. Çelik’in, 27 şarkısının kendisine ait olduğunu söyleyen Mimar Ayşe Ersoy’a karşı açtığı tazminat davası reddedildi.

Ayşe Ersoy, tüm şarkıları 10 yıl evli kaldığı 2004 yılında İBDA-C’nin öldürdüğü Dost Tarikatı lideri İhsan Güven’in emri ile müridi olduğu ileri sürülen Çelik’e verdiğini açıklamıştı. Evli olduğu süre içerisinde bu sırrı saklamak zorunda olduğunu belirten Ayşe Ersoy, Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’ne dava açmış, şarkıların kendi adına kayıt edilmesini istedi. Davayı delil yetersizliğinden kaybeden Ayşe Ersoy temyize gitmişti. Çelik ise Sarıyer 1′inci Asliye Hukuk Mahkemesi’nde Ayşe Ersoy’a karşı dava açmıştı. Ayşe Ersoy’un “beste hırsızı” ve “tarikatçı” diyerek kişilik haklarına zarar verdiğini iddia eden Çelik, 105 bin TL maddi-manevi tazminat istemişti. Sarıyer 1. Asliye Hukuk Mahkemesi tazminat şartlarının oluşmadığına karar vererek davayı reddetti.

Anlamlı destek
Görme Özürlüler Derneği (GÖZDER)’nin uzantısı olan Görme Engelliler Spor Kulübü (İGES) 30-31 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek olan Dragon Bot kürek yarışlarına katılacak. İGES’in sporsorluğunu üstlenen Bisse Yönetim Kurulu Başkan Vekili Asiye Kefeli, “Takımımızın her zaman yanlarında olacağımıza söz veriyorum. Şahsım ve firmam adına bu durumdan gurur duyuyorum. Biz artık bu tür organizasyonlarla onların yanında olacağız. Şirket kartlarımızın da arkasını okuyabilmeleri için kabartma yazı yaptırdık. Herkes bu konuda çok duyarlı olmalı” diye konuştu.

alıntıdır ..

18 Nisan 2009

AŞKI KORUMAYA ÇALIŞTIĞI İÇİN YALNIZ

Kategori: Çelik — admin @ 11:52

AZERBAYCAN’DA YAŞADIĞI ORTAYA ÇIKAN ŞARKICI ÇELİK’İN “Seray Sever‘E ALBÜM YAPTIĞIM SIRADA BENİ KULLANMASINA İZİN VERDİM” DEMESİ GÖZLERİ Seray Sever‘E ÇEVİRDİ…

Zodyak adlı bir prodüksiyon şirketi kurup kendi işinin patronu olan Seray Sever, ortalarda gözükmemeyi ve Çelik’e cevap vermemeyi tercih ediyor. Saçları, kıyafetleri iki sene öncesinden çok farklı. Kendisini tasavvufa ve astrolojiye adamış. Astroloji eğitimini alan Sever “İşim başımdan aşkın, gereksiz konularla uğraşamam. O dönem albüm yapmam talihsizlikti, neden yaptım bilmiyorum ama yaşananlar benim kontrolüm dışında şeylerdi” diyor.

Çelik’e dava açacak mısınız?

Hayır, çok gereksiz bir konu. Konu yok ortada. Hiç konuşmuyorum, gerek yok… Köşe yazarları verdi gereken cevabı, hiç bu konulara girmem. İşim gücüm başımdan aşkın. Ben zaten artık basında çok az yer alıyorum.

Neler yapıyorsunuz?

Sıkı Dostlar dizisinde oynuyorum. Bir film yapım şirketi kurdum. Amerika’da sit-com tarihini başlatan “I love Lucy”yi aldım. Sen Harikasın adıyla uyarladık, TürkMAX’da yayınlanıyor; Demet Akbağ ve Ragıp Savaş başrolde. Çok iyi gidiyor, devamını da çekeceğiz.

Sex and the City’nin Türk uyarlamasını yapacağınız söyleniyordu…

Hiçbir zaman onu düşünmedim. Bu dizinin Türk toplumuna uygun olduğunu düşünmüyorum. Belli bir kesim, o diziyi Digitürk’te izledik ve çok sevdik; bağımlılık yarattı ama Türk toplumunun genel ahlak yapısına uygun değil. Nerede yaşadığımızın bilincinde olmamız lazım. Benim yapmayı tercih ettiğim dizi tam bir aşk dizisi. Müthiş bir aşk var. Kocasına o kadar aşık ki kadın, o yüzden saflıklar yapıyor. Kocası da ne yaparsa yapsın onu affediyor. “Aşk her şeyi affeder mi?” sorusunun cevabı bu dizide var. Aşk her şeyi affeder. Saf, temiz ve iyi niyetli olduğu sürece. Bu diziden kadınların öğrenmesi gereken çok şey var.

AŞKI KORUMAYA ÇALIŞTIĞIM İÇİN YALNIZIM

Kadınların temiz ve saf olmadığını mı düşünüyorsunuz?

Aşk günümüzde ne kadar saf yaşanıyor, ne oluyor bilmiyorum… Ben kendi adıma aşkı hâlâ korunmaya çalışanlardanım. O yüzden de yalnızım.

Özel hayatınız ne durumda?

Yeni bir şey kurmaya kalktığınızda bu onur, gurur meselesi oluyor. İşkolik ve çok çalışkan bir insanım. Çok rahat yaşıyordum hayatımı. Paranın değerini bilmiyordum. Ekranda bir saat bir şey sunuyorsun para kazanıyorsun. O yüzden bazı insanlarda travmatik durumlar oluyor. Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü mezunuyum. İlk defa eğitimimle bağdaşan bir şeyler yapıyorum. Bütçe ayarlarken ve o bütçeyi kullanmak çok önemli, orada eğitimim işime yarıyor. Benim acayip bir matematik kafam vardır.

SEKSİLİĞİME BAKAN ADAMI ÜÇ METREDEN TANIRIM

Bu kadar iş arasında özel hayatınızda biri olsun istemiyor musunuz?

İsterim ama ben çok kolay bir kadın değilim. Zeki kadınlar zordur. Ben bu kadar zeki olmama rağmen hatalar da yapan iyi niyetli ve saf bir kadınım. Ama şu an bilmiyorum… Benim bir şey yapmama gerek yok. Her şeyin bir zamanı var.

Evlenmek ve çocuk sahibi olmak istiyor musunuz?

Bugün aşık olup evlensem aynı gün çocuk doğururum. Hiçbir şey düşünmem ama evlenmiş olmak için de evlenemem. Mutlu ve ömür boyu sürecek bir evlilik yapmak istiyorum. Ne istediğimi biliyorum.

Ne istiyorsunuz?

Maddi ve manevi dünyada aynı yükseklikte olacağım birini istiyorum. Yani maddi dünyada yüksek, manevi dünyada derin bir adam istiyorum. Çünkü ben kendi adıma işini, gücünü her şeyini yapan, kendi ayakları üzerinde duran bir kadınım. Maneviyatım çok kuvvetli. Hele son iki senedir tasavvufla çok ilgileniyorum. Doyumu manevi boyutta aradığım bir dönemdeyim. Karşıdan kalkıp da “Aa Seray Sever ne hoş, ne seksi kadın” diyecek adamı 3 metreden tanıyıp yanıma yaklaştırmadığım için, çok zor ve uğraştırıcı bir kadınım şu an. Önce benim ruhumu etkilemesi lazım karşımdaki insanın.

Astroloji kursuna gidiyorum işlerimi yıldızlara göre yaparım

Manevi yönünüzü nasıl güçlendirdiniz?

Mevlana‘yı çok okuyorum. Tasavvufa yakınlık duydum. Sabırlı olmayı öğreten bir yoldayım. Bir de astroloji kursuna gidiyorum. Astrolog hocam Sibel Hanım’la çalışıyorum şu an. 2008′de birkaç astrologla çalıştım. Çok zor dönemlerim oldu 2008′de, gezegenlerin bazı açılarından dolayı. Bunu astrologlarla yaptığım çalışmalarla aştım. Astroloji, içine girdikçe büyülüyor. Hiç kimseye kızmamaya başlıyorsunuz.

Nasıl oluyor?

Mesela birisi bir şeye itiraz edince hiç kızmıyorum, çünkü biliyorum ki o bunu kabul etmeyecek bir karakterle gelmiş dünyaya, olduğu gibi kabul ediyorsunuz. Hayatınız çok kolaylaşıyor.

İşlerinizi astrolojiye göre ayarlar mısınız?

Evet. Her ayın 29′unda Merkür geri gider, o tarihte hiçbir işe imza atmam. Dizinin tanıtımıyla ilgili çok komik bir şey oldu. Tanıtım girmesi lazımdı tam da Merkür’ün geri gittiği tarihe denk düşüyordu. Gittim kanal yetkilileriyle görüştüm. “Tanıtımı şu tarihten önce girmek zorundayız, Merkür’ün geri gittiği tarihlerde aksilikler olur” dedim.

Ne yaptılar?

Tanıtımı girdiler. Evet astrolojiye göre işlerimi, toplantılarımı ayarlıyorum. Gülüyorlar bana. Ama ben buna inandım. Ve inanç her şeyden kuvvetlidir. n Aşk hayatınız için ne diyor yıldızlar?

2009 Eylül’den sonra herhalde toplum ve sizin de göreceğiniz biri hayatımda olur. Acelem yok.

Albüm çıkardığım dönemde kontrolüm dışında şeyler oldu

Şarkıcılık hiçbir zaman mesleğim ya da haddim değil ama sunuculuk ve oyunculuk yapan her insan zaten sesini kullanabilen insanlardır. O dönem yaşadığımı çok büyük bir talihsizlik olarak değerlendiriyorum. Bugün çıkan olaylarla görüyorum ki zaten benim kontrolüm dışında olmuş. Kontrolüm dışında olan şeyler var burada. Şarkıcılıkta da başarılı olurdum. Ama maalesef ki bugün kalkıp da, 4 sene sonra böyle bir şeyler çıkıyor, insanlar konuşuyorsa, üzerimden bir şeyler yapmaya çalışılıyorsa… Bu durum o dönemki olayları açıklıyor. Müzik aşkı olan bir insan da değilim. Neden o dönem öyle bir şeye girdim bilmiyorum. Sonuçta hatalarımız ileride deneyim haline geliyor bizi ileriye götürüyor.

alıntıdır ..

06 Nisan 2009

Seray’a şifreli mesaj ..

Kategori: Çelik — admin @ 02:04

Ailesini korumak uğruna adının Seray Sever’le anılmasına izin verdiğini söyleyen şarkıcı, röportajda Sever’e şifreli bir de mesaj gönderdi.

İhsan Güven öldürüldüğünde, Buket (Saygı) 7 aylık hamileydi. Tehdit alıyorduk. O sıralar bir program teklifi geldi. ığrenç bir programdı ama imaj düzeltmek için katılmak zorundaydım. Seray Sever sunuyordu. Bu arada Seray o dönemde albüm yapmak da istiyordu. Hakkımdaki bu tip haberlerin önünün kapanacağını öngörüp “Sana albümü yapacağım” dedim. Çok geçmeden aşk söylentileri medyada dolaşmaya başladı zaten. Seray medyaya haber sızdırma konusunu çok iyi biliyordu. Ben de diğer haberlerden kurtulmak için beni kullanmasına izin verdim.

Gerekirse onu ezer geçerim

Amacım bir yıl sonra Buket’le barışmaktı. Ama Buket, bir gün Seray’ın röportaj teklifini kabul etti. Ertesi gün aradığımda “Senden nefret ediyorum” deyip telefonu yüzüme kapattı. Seray ona bizim evleneceğimizi, çocuk yapacağımızı söylemiş… Buket’e söylediği şeylerle canımı çok yaktı. Eğer bu haberler üzerine tek kelime ederse ona ayakkabılardan bahsederim, o mesajımı alır! Evet, bu tam olarak bir tehdit. Yaptığı şeylere tahammül edebilecek durumda değilim, ezer geçerim.

Ülkede gerçek bir Ergenekon olsa düşünmeden katılırdım

Ergenekon soruşturmasını yürüten Savcı Zekeriya Öz’ün, Çelik Erişçi’nin, fikri birlikteliği olduğu ıhsan Güven ve Necip Hablemitoğlu gibi öldürülmemesini manidar bulduğunu söylemesi üzerine bütün gözler ünlü popçuya çevrilmişti. Tehdit edildiği için uzun zamandır Azerbaycan’da yaşayan Çelik, konuyla ilgili konuştu.

Bu tarikat meselesi, Ergenekon içinde adınızın geçmesi… Neler oluyor, her şey nasıl başladı?
- 15 sene evvel, “Aydını Eşber Yağmurdereli, sanat güneşi Zeki Müren, Başbakanı da Ecevit gibi, cemaat liderlerine kırmızı pasaport veren ülkede bir şey olmaz” demiştim. Her şey bunları söylememle başladı. Sonra bir kadın çıktı, “Çelik’in şarkıları benim” dedi. “ıspat var mı?” dediler, “Yok, tarikat var, o sebeple ispat yok, bu tarikatın başı ıhsan Güven’dir” dedi. Bu iftira kampanyası ülkeye sadece hizmet etmek isteyen bir adamı yok etmek için başlatılmıştı. Ben “Ergenekon” diye bir örgüt olduğuna asla inanmıyorum. O paşalar hakkında yazılanların da doğru olmadığını düşünüyorum. ıspatlanana kadar inanmayacağım. Bana savcılık makamının sorduğu kişileri, Hurşit Tolon ya da şener Eruygur paşaları ise hiç tanımıyorum. Ben Ak Parti’nin Anayasa Mahkemesi’nce teyit edilmiş laiklik karşıtı eylemlerini desteklemiyorum. Desteklememek suç ise bunu da kabul diyorum. Keşke bu memlekette gerçekten bir Ergenekon olsaydı, bir saniye düşünmeden katılırdım, ama nerede? Ben şahsen Tolon Paşa’yı tanımaktan onur duyardım.

İhsan Güven neden bu kadar önemli?
- Çok önemli görevlerde bulundu. Ergun Poyraz’ın “Tarikat, Siyaset, Ticaret, Cinayet” isimli kitabında var. Dünyanın en kaliteli petrol yataklarının Türkiye’de ve 5000 metrede olduğu bilgisi Hindistan uzay üssünden, MGK Sekreteri Cumhur Asparuk’a veriliyor. O da geliyor, bu raporların aynısını emekli bir binbaşıya gönderiyor. Yani ıhsan Güven’e ulaşıyor ve bilgi paylaşıyor. Bunları bildiği için ıhsan Bey, tarikat olmakla suçlanarak radikal örgütlerin önüne yem olarak atılıyor, öldürülüyor.

Siz uzun zamandır ölüm tehditleri alıyorsunuz. Evliyken de çok zor günler geçirdiniz. Eşiniz Buket’in ruh sağlığının o dönem bozulduğu söyleniyor…
- İhsan Bey öldürüldüğünde Buket 7 aylık hamileydi. Çok korkmuştum onun için, nasıl etkileneceğini bilmiyordum. Bir gece yataktan fırladı, “Bize ne olacak, seni de mi öldürecekler? Sana da bir şey olursa ben ne yaparım?” diye katılarak ağlıyordu. Haberler saklanacak gibi değildi. Bütün gazetelerde yazanları okuyordu. Doğum zamanı idi, ev etrafında terör örgütleri keşif çalışması yapmışlardı. Bunlar polis kayıtlarında vardır. Buket’e hiç söylemedim, hâlâ da bilmez. Yani ev güvenli değildi. Yatak odamızda gözümü bile kırpmadan sabahladığım geceler oldu. Odada silahım ve pompalı bir tüfeğim vardı, mevzide yatar gibi yatıyordum. Bu durumda kızın sağlığı nasıl bozulmasın ki?

Yani bu işte en mağdur olan aslında eşiniz Buket, öyle mi?
- Evet, çünkü o ve oğlum hayatta kalsın diye boşandım Buket’ten. Son zamanlarda medyada çıkan haberler doğrudur, silah taşıyorum, ruhsatlı bir silahım ve bir de pompalı tüfeğim var. Aldığım tehditler resmi olarak yazılı ve sözlü şekilde tarafıma iletildi, güvenlik önemleri almam konusunda uyarıldım. Evim iyice araştırıldı, zayıf noktalar belirtildi. Hürriyet ana sayfasında ıBDA-C tehdit mektubu yayınlandı, polis sorgusunda teröristler Atatürk ilkelerine bağlı olmam sebebiyle hedeflerinde olduğumu belirtmişlerdi ve bunlar kayıtlıydı. Bu bilgilerle devletimin valisine başvurdum ama vali bana koruma vermeyi uygun görmedi. Ben de kendimi ve ailemi korumanın yollarını aramaya başladım. Seray Sever’i bu haberleri unutturmak için kullandım. Bunu ailem için yaptım.

Peki bundan sonra ne olacak?
- Ben inanıyorum ki sanat dünyasında tek başına muhalefetim. Kesin olarak siyasete atılacağım ve mutlaka devlet içerisinde görev alacağım. Benim gibi fikirlere ülkemin ihtiyacı var. Fikirlerini söyleyen, yıllarca ülkede olabilecekler konusunda uyarılar yapan, kitap yazan, şarkılarında acil durum alarmı veren, dostları öldürülen, tehdit altında yaşayan, öldürülmediği için suçlu duruma düşen biri olarak söylüyorum bunları… 2002’den beri sustum, iftiralar yüzünden besteciliğim sabıkalı hale geldi. Kuş kadar zekası olmayan insanlarla muhatap olmak zorunda kaldım. ınternet sitelerinde hakkımda faşist yazan var, PKK gizli para destekçisi olduğumu yazan var, ısrail hizmetinde olduğumu yazan var, ateist diyen var, tarikatçı diyen var, var, var! Bunların üstünü örtüp, darmadağın olan ekonomimi düzeltmek ve evladıma bakabilmek için sustum. Anlattığım şeyleri yaptım, ıhsan Bey’in hatrı için Ayşe Ersoy ile ilgili hiçbir şey söylemedim. Ama yetmedi, dirimizi çürüttüler, şimdi “Niye ölmedin” diye hesap soruyorlar! Yani bunların Türkçe meali, “Size bu ülkede yer yok” diyorlar.

Zaten Azerbaycan’da yaşıyorsunuz değil mi?
- Evet. Çünkü hâlâ tehdit alıyorum. Türkiye’de yaşamam çok zor. Zaten Azerbaycan’a yerleşme kararı aldım. Oğlumdan ayrıyım, sevdiğim kadından ayrıyım, şimdi de ölmediğimiz için suçluyorlar, daha büyük bir linç olabilir mi?

alıntıdır ..

Locations of visitors to this page Toplist