10 Mart 2010

Namık Kemal Meydanı’nda Candan Erçetin Coşkusu

Kategori: Candan Erçetin — PearL @ 01:09

Gazimağusa Belediyesi’nin, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, kadınlarımıza armağan ettiği Candan Erçetin konseri Namık Kemal Meydanı’nda binlerce kişinin coşkulu katılımıyla gerçekleşti.

Bayanlardan oluşan dev bir koronun eşlik ettiği en güzel şarkılarını kadınlarımız için söyleyen Erçetin, her anı coşkuyla geçen 2 saatlik başarılı bir performans sergiledi.

Trakya ve Makedon ezgilerinden Türk-Yunan ortak melodilerine, Arnavut türkülerinden Fransız chansonlarına kadar söylediği her şarkıya kattığı lezzeti Gazimağusalı kadınlara sundu. Her şarkısına eşlik eden coşkulu kalabalık karşısında memnuniyetini ifade eden sevilen sanatçı Candan Erçetin, ikinci kez geldiği Gazimağusa’da bulunmaktan son derece mutlu olduğunu söyledi

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da Namık Kemal Meydanı’nda konseri izleyenler arasındaydı.

Konser öncesinde meydanı dolduran kalabalığa hitap eden Gazimağusa Belediye Başkanı Oktay Kayalp, dünyada kadınların yüzyıl önce yaktığı kıvılcımın bugün büyük bir ateşe dönüştüğünü ve eşit hak mücadelesi kazanılmasında çok yol kat edildiğini söyledi. Kadınlarımızın günümüzde gerek ekonomik gerekse sosyal yaşamda varlık göstermede herhangi bir sıkıntı yaşamazken, siyasette yeterince yer bulamadığına dikkat çeken Kayalp, kadınlarımızın siyasete daha aktif katılması temennisini paylaşarak, “8 Mart Dünya Kadınlar Günü”nün tüm kadınlarımıza kutlu olmasını diledi.

alıntıdır

28 Ocak 2010

Şarkılarında neden ölümden bahsediyor?

Kategori: Candan Erçetin — PearL @ 11:13

Son albümü ile gündemde olan Candan Erçetin, şarkılarındaki ölümü çağırıştıran İfadeleri neden kullandığını anlattı.

“Kırık kalpler durağında inecek var” isimli albümünü nasıl yaptığını anlatan Candan Erçetin, “Ben büyüyorum, şarkılarım da büyüyor yaş olarak. Umut benim şarkılarımda her zaman var” dedi. Şarkılarında zaman zaman “Beni Öldüreceksin”, “Katilim Olmadan Git” gibi ölümü çağrıştıran ifadelere de yer verdiğine değinen Candan Erçetin, bunları neden kullandığını şöyle anlattı: “Ben onları biraz günlük hayat içinde lafın gelişi gibi kullandım. ´Beni öldüreceksin´ o ağdalı bakışla değil. O yüzden daha fazla da bir yorum yapamıyorum. Çok bilinçle yaptığım bir şey değil. içimden geldiği gibi yaptım.”

alıntıdır

25 Ocak 2010

Ağlamak sabır göstermekten daha kolay

Kategori: Candan Erçetin — PearL @ 05:26

Trakya’da yaşadığı köy eviyle şehir hayatından uzaklaşan Candan Erçetin, uzun aradan sonra yeni şarkılarıyla nihayet döndü. Bu süreçte hayatı, olan biteni seyrederken konuşmak yerine susmayı tercih etti. O dönemin tortuları da yeni albümü Kırık Kalpler Durağında’da.

Candan Erçetin bundan tam 15 yıl önce ters oturduğu sandalyesi ve durmadan gülümsediği Umrumda Değil şarkısıyla girdi hayatımıza. Galatasaray Lisesi’nde müzik öğretmeni olduğunu öğrendik sonra. Onu dinledikçe, albümlerinin sayısı artmaya başladıkça içindeki farklı kadınları keşfettik. Bazı şarkılarıyla kederli bazılarıyla umutlu bir kadındı. Fransız chanson’lardan oluşan bir albümün üzerine Rum türkülerini koydu. Hepsi birbirinden çok farklı olsa da “Bunlar beni ben yapan şeyler” diyor Candan Erçetin. Suskunluğunu ve sabrını katarak yaşadığı hayatını albümlere dönüştürüyor. Son albümü Kırık Kalpler Durağı’nda için 5 yıl 5 ay 27 gün bekledi. O kadar beklemiş ki, yazdığı şarkılar sığmamış albüme. Candan Erçetin’le e-mail yoluyla bir söyleşi yaptık. Kendi hayatımın önemli kadın şarkıcılarından olduğundan “şimdi karşılıklı otursak ne sorardım” diye düşünüp aklıma gelen her şeyi sordum Erçetin’e. Sonuçta ortaya uzaktan da olsa samimi bir söyleşi çıktı.

- Sizin müziğinizi tanımlarken ancak Candan Erçetin müzikleri diyebiliyorum. Bu yıl sizinle tanışmamızın 15. yılı. Nasıl başardınız bunu?

- Bu benim hep yapmak istediğim ama becerip beceremediğimi de hiç öğrenme şansım olmayan bir şey, dolayısıyla eğer siz böyle görüyorsanız bu benim için çok değerli. Peşinde koştuğum hep kendine özgü olmak. İyi ya da kötü olmaktan daha önemli özgün olmak, bu çok dikkat ettiğim bir husus ama böyle olurken kendini tekrar etmemek de verdiğim diğer bir savaş.

- Rum ezgileri, Fransız chanson’ları, türküler… Bunların hepsini içinizde bekletiyor musunuz? Bir harman çıkıyor ortaya her seferinde.

- İnsanı olduğu şey yapan, yaşadığı mekân, ortam, kültür birikimleri bence. İşte benim içimde birikenler de yetiştiğim küçük şehrin göçmen türküleri, gittiğim yatılı okulun Fransız öğretmenleri, okuduğum klasik arkeolojinin antik Yunancası, opera eğitimimin klasik melodileri, napolitenleri… Hepsi içimde bir yerlerde beni ben yapıyor. Bu harmandan benim çekip çıkarmaya çalıştığım ise onların tortularını süzüp hiçbiri olmadan kendim olmak.

- Uzaktan bakınca oldukça “snob” durmanıza karşın içinizde, elinde kepçesiyle gezen, turşu kuran bir kadın da saklıyorsunuz. Hangisi sizsiniz? Ya da snob duruşunuz bize mi öyle geliyor?

- Snob yani seçkin görünmek için bazı çevrelerdeki düşünceleri benimseyen, hayranlık duyan ve onlar gibi davranmaya özenen kişi, Türkçe anlamıyla züppe… Bu, hayatımın hiçbir döneminde olmadığım, olamayacağım hatta olanlardan da pek hoşlanmadığım bir durum. Fakat 15 yıldır çeşitli vesilelerle beni uzaktan tanıyanlardan birçok kez gelen bir soru bu. Sanırım karşıdan bakıldığında, hayallerde bu kimliği çağrıştıran ve kafalarda bu soruyu yaratan bir hata var görüntümde. Fiziki olarak renklerimin solukluğu beni biraz sert ve uzak yapıyor, eh sanırım ben de içimdeki sıcaklığı çabuk yayamıyorum etrafa, sonuçta da bu yargı benim yaftam oluyor. Halbuki önünde mutfak önlüğüyle yemek, turşu yapan, evdeki küçük tamiratlar için alet çantası olan, sevdikleriyle, ailesiyle bir arada olmaktan daha kıymetli hiçbir şeyi olmayan biriyim ama bunu sadece ben ve beni yakından tanıyanlar biliyoruz.

- Kendinizi nereye ait hissediyorsunuz? Bir Trakyalıyım ben mi dersiniz kolaylıkla yoksa İstanbulluyum mu? Trakya’da bir köy eviniz varmış sanırım.

- Bu şehirde geçirdiğim süre Trakya’da geçirdiğimden daha uzun olsa dahi hiçbir zaman İstanbullu olmadım. Olmak da istemiyorum. Ben küçük şehre aitim, öyle hissediyorum çünkü büyük şehrin samimiyetsizliği, güvensizliği, değişkenliği, çıkarcılığı, kızgınlığı yok bende. Evet, köyüme dönüş projesi kapsamında bir ev yaptım ve yavaş yavaş hayatımı oraya doğru yönlendiriyorum.

- Sizi düşünürken hep kendi kendime kim bilir kaç müzik öğretmeninin rüyasıdır bir Candan Erçetin olmak derim. Acaba hâlâ tüm müzik öğretmenlerinin idolü olabilir misiniz sizce?

- Ben önce müzik öğretmeni sonra şarkıcı olmadım ki. Sadece kendi okulumdaki bir kadro açığını doldurmak üzere o zamanki müdürümüz sevgili hocam Prof. Dr. Erdoğan Teziç’in daveti ve teşviğiyle müzik öğretmenliği yapmaya başladım. O bakımdan benim değil Erdoğan Hocamın idol olması gereken bir durumdur benim müzik öğretmenliğim.

- Şarkılarınızdaki tespitlerinizi ve metaforlarınızı seviyorum. Şarkı sözü dışında da bir şeyler yazar mısınız?

- Hayır, şu ana kadar şarkı sözünden başka bir form yazmadım ama kendimi en iyi yazarak ifade ettiğimi yıllar içinde anladım. Ara sıra hikâye ya da roman yazmak aklıma düşmeye başladı.

- Neler besliyor sizi? Oturup peçetelere mi karalarsınız şarkı sözlerinizi, gece yarısı uyanır mısınız?

- Hayatı seyretmeyi seviyorum, zamanla sessiz kalıp dinlemenin, konuşmaktan daha değerli olduğunu da öğrendim. O bakımdan her şeyden besleniyorum. Peçetelere not alacak kadar gezmiyorum ama evde bir defterim var her şey orada birikiyor. Gece uykum deliksiz denen türden ama uyumadan önce ya da uyanır uyanmaz not aldığım da oluyor bazen.

Kadın olmak gurur verici

- Cesursunuz da müzik konusunda. Remiks çalışmaları yaptınız, Chante hier pour aujourd’hui albümünü yaptınız, Ceza’yla meşhur düetiniz var…

- Aslında bunlar cesaret mi bilmiyorum ama yenilik ve değişiklik peşinde koşan biri olduğum kesin.

- Hayat planlar yaparken başınıza gelenlerdir gibi, “kul kurar kader gülermiş”. Siz inanır mısınız kadere? Dönüp de vay be dediğiniz zamanlar oluyor mu?

- Bizim kurduklarımıza gülümseyen bir güç var. Buna artık kader mi deriz, senaryo mu deriz bilmem ama hiçbir şeyin planladığımız gibi gitmediğini görünce ve bunu gördüğümüz süreler yıllarla ölçülmeye başlayınca insan ister istemez buna inanıyor. Olmaz mı “vay be” dediğim zamanlar. Hem de çift taraflı yani olur zannettiğim ama olmayanlar bir yanda, olmayacak hayal diye kurup da gerçekleşenler diğer yanda. Hepsi bana bakıp gülüyorlar ben de bu sayede aslında bir su damlasından daha güçlü olmadığımı hissediyorum.

- Sizi daha çok kadınların sevmesi tesadüf değil bence. Bir kadın duruşu, bakış açısı var sözlerinizde.

- Evet, kadın olmak benim hep gurur duyduğum ve mutlu olduğum bir durum. Şarkılarım da benim gibi hisseden kadınlar tarafından sahiplenildikçe tanışmadan bir ilişki oluşuyor aramızda.

- Kişisel ama sizin albümleriniz benim için genelde hayatımın dönemlerini anlatır. Şu albümde şu yaz mevsimiydi, şu albümü de hep yolda dinlerdik gibi. Uzun aralar vermenizin etkisi mi bilmiyorum. Nasıl oluyor bu?

- Bilmem ki, siz söyleyin… Ben sadece şarkıları yazıyorum üstelik de sizinle tanışmadan. Siz hayatınızı bu şarkılarla dönemlere ayırıyorsunuz. Bu tabii kadın olarak hayatta aynı devrelerden geçip benzer duygularla yol almamızdan kaynaklanıyor olabilir ama gene de bunu sağlayan sizsiniz ben değil.

- Bazen bazı şarkılarınızda dünyanın yükünün üzerine basmış yükselmiş bir kadın görüyorum. Hani dünyanın tasası bitmiş, ermiş de yukarıdan bakıyor gibi. Bunu nasıl yapıyorsunuz? Bir yanda âşık bir yanda her şeye göğüs germiş, acıların üstünden geçmiş biri?

- Çok zor değil. Tek sırrı var. Sabır… sabır… sabır… Ağzınıza dolan bir lafı yutmak, içinizden şiddet duygusu yükseldiğinde durmak, haksızlığa uğradığınızı düşündüğünüzde yerinizi değiştirip meselenin başka açılardan nasıl göründüğüne bakmak. Hâlâ iç huzuruna erememişseniz de kâğıdı kalemi alıp yazmak. Dünyanın tasası katiyen bitmiyor, bitmez ama bazen biraz dışına çıkıp seyretmek mümkün.

- Son albümünüzden bahsedelim biraz da. Bekleyişiniz sizi de yormuş olmalı ki, tam 5 yıl 5 ay 27 gündür sustuğunuzu saymışsınız. Sigarayı bırakanlar gibi… Peki neden sustunuz bu kadar zaman? İçinizden mi konuştunuz, yazdım ama sustum diyorsunuz?

- Sustum işte. Canım bir şey söylemek yerine biriktirip biraz olan biteni seyretmek istedi. Diğer 5 albümü ikişer yıl arayla yapmışım. Bu alışkanlığın dışına çıkmak istedim, belki de içimden konuştum ama sürekli yazdım. Yazma konusunda hızımı öyle bir alamamışım ki bu albüme sığdıramadığım bir sürü şarkı kaldı elimde.

- Ayşe Kulin’in söz yazması nasıl oldu?

- Ayşe Kulin’le ortak dostlarımız aracılığıyla tanışma fırsatım oldu. Ben kendisine “bu kadar güzel romanlar yazan birinin mutlaka güzel şiirleri de vardır” diye takıldım. O da “evet var” dedi ve hemen ertesi gün birkaç şiirini yolladı. “Bahar” şiirinden çok etkilendim ve müziğini yaptım. Benim için çok kıymetli oldu bu.

- Neyzen Tevfik ve Ömer Hayyam’ın sözlerinin üzerine müziğiniz. Nereden aklınıza geldi?

- Ömer Hayyam benim hayranlıkla okuduğum bir düşünür. Neyzen Tevfik ise çok saygı duyduğum bir taşlama ustası. Üçümüzün arasında asırlar var ve ben bu buluşmayı çok heyecan verici buldum. Bambaşka devirlerde benzer şeyleri hissetmişiz, demek ki dünyanın gidişatı da kolay değişmiyor.

Candan Erçetin’i en çok kadınlar seviyor. O da bundan hoşnut. “Şarkılarım da benim gibi hisseden kadınlar tarafından sahiplenildikçe tanışmadan bir ilişki oluşuyor aramızda” diyor.

Aşk ve ölüm acısı yüzyıllardır aynı

- Şarkılarınızı yıllar sonra da dinlediğimizde bir bakıyoruz hâlâ dinleyince yeni yaşanmışlıklardan bir parça bulabiliyoruz. Kadınların, ilişkilerin sorunları kendini tekrar ettiğinden mi, hiç değişmediğinden mi dünya kurulalı beri?

- Aslında insanlık tarihi boyunca insanın duyguları değişmiyor. Yani ilk çağlardaki kadının aşk acısıyla 2000’lerin kadınının hissettiği acı aynı. Keza ölümde de durum aynı. Sadece dil gelişiyor, teknoloji, ekonomi, din, bilgi, politika ve durum değişiyor ama duygular aynı kalıyor. Bu duyguların ifade edildiği kelimeler eskimedikçe şarkılarla yılları aşmak mümkün. Müzik için ise dilin dinamiği de önem taşımıyor. Söz konusu olan müzik olunca yüzyıllar aşılabiliyor.

- “Biz çok uzun yıllardır bir köşede durup seyreder olduk. Seyrettiklerimizin boyutları daha vahim yerlere ulaştıkça, biz daha da sessizleşmeye başladık. Ama bu doğrudan bize etki etti, yaşamımızın kalitesini düşürdü” demişsiniz. Peki ne yapmak lazım sizce?

- Uzun süren uykulardan uyanmak da zaman alır. Ama farkına varmak çok önemli bence. En azından meseleyi tespit edip uykumuzu açmaya gayret edebiliriz. Aksi takdirde üzerimizdeki yabancı yorganı hiç kaldıramayacağız. Artık ülkeler eskisi gibi askerle topla tüfekle istila edilmiyor. Her şey önce borçla başlıyor sonra o ülkenin ihtiyaç sahipleri tespit ediliyor, ardından da teknoloji sayesinde koca bir millet kültür istilasına uğratılabiliyor. Hem daha ucuz hem daha hızlı bir ele geçirme bu.

- Özel hayatınızı konuşmayı sevmiyorsunuz. Bu ketumluk şarkılarınıza nasıl yansıyor? Üstüne yük olmaz mı insanın?

- Ben sadece konuşmayı sevmiyorum. Şarkılarımda birçok şey yazmışım… Hem de bağıra çağıra söylüyorum ve üzerimdeki yükü bir nebze atıyorum.

Aşk şarkıları

- Uzun yıllardır biriyle beraber olan bir kadından insan bu kadar iç yakan aşk şarkıları da beklemiyor açıkçası. Nerden çıkıyor o sözler?

- Bakın bu da bir önyargı işte. Bir ilişkiyi uzun sürdürebilmek ayrılıklardan daha mı az acı verir zannediyorsunuz? Bence ilişkiyi uzun sürdürebilmek de çok zor çünkü daha büyük emek istiyor, o emeğin içinde de hem karşınızdakiyle hem kendinizle katman katman derinliklere inerek yüzleşmek var. Kabul etmeyi öğrenmek, affetmeyi öğrenmek var. Bence sizi terk eden birinin ardından ağlamak, sevdiğinizin sizi kahreden bazı kararları karşısında sabır göstermekten daha kolay.

- Herkes aslında yalnızdır mı diyorsunuz?

- Evet. Tıpkı doğarken ve ölürken olduğu gibi yaşarken de yalnızız sadece bunu kabullenmek istemiyoruz.

alıntıdır

kaynak : Cumhuriyet

Candan Erçetin’e çok özel iltifat

Kategori: Candan Erçetin — PearL @ 05:25

Nebil Özgentürk, beğeni ile takip ettiği Candan Erçetin’i bakın nasıl övdü.

Kanal D’de ekrana gelen Beyaz Show programının konukları Nebil Özgentürk, Sunay Akın ve Candan Erçetin oldu.

Erçetin, programda son albümündeki şarkıları seslendirdi. Erçetin’in soğuk algınlığı nedeniyle biraz sesinin kısık olduğu gözlendi.

Candan Erçeti’in ilgiyle izlediğini söyleyen gazeteci Nebil Özgentürk, “Candan’ı ben yıllardır çok beğenerek izliyorum. Tarzını ve seçtiği, yazdığı şarkı sözleri, besteleri hakikaten olağanüstü. Çok az, bence kelaynak kuşları gibisiniz” diye konuştu.

Erçetin’in çizgisine dikkat çeken Özgentürk, bu çizgisini korumasının önemine işaret etti.

alıntıdır

23 Ocak 2010

‘Masa başında memleket çok kolay kurtarılıyor’

Kategori: Candan Erçetin — PearL @ 10:49

Kanal D’de Güneri Civaoğlu’nun sunduğu ‘Şeffaf Oda’ programına konuk olan Candan Erçetin, çok konuşulan Ninni şarkısıyla ilgili konuştu.

Civaoğlu’nun “Kimden, nasıl tepki aldın?” sorusuna interneti takip eden birisi olmadığını bu nedenle de bilmediğini ama yakın çevresinden olumlu tepkiler aldığını ifade etti.

Memur bir ailenin kızı olan Erçetin, “Ailem zaten, benim babam da memur, beni bu şekilde olmak için yetiştirenler onlar. Özellikle annem ev hanımı ama biraz daha tavırlı. Babam eskinin devlet memuru olduğu için o daha hep bir korkutulmuş, ürkütülmüş bir hali vardı. Annem ‘Arkandayım, şahane olmuş’ dedi ama o da dinleyen olarak beğenisini dile getiriyor” diye konuştu.

Erçetin, gündeme geldiğinde çok konuşulan şarkının sözleriyle ilgili olarak “Bir köprü aslında bu. O ilk satır ile son satır arasındaki bütün yılları kapsayan. Son 3 yılın 5 yılın hikayesi değil… Ben kendime de yazdım bu lafları ama etrafımda uyumakta olan bir çok insana da yazdım. Çünkü masabaşında memleket çok kolay kurtarılıyor. O da bir çeşit uyku. Kendi kendimizi uyutuyoruz. Konuştukça içimiz boşalıyor. Oh rahatça yatıp uyuyoruz. Halbuki uyumamız gereken o kadar çok şey var ki” açıklamasını yaptı.

alıntıdır

Beyaz’dan Candan Erçetin’e klip sürprizi

Kategori: Candan Erçetin — PearL @ 10:48

Beyaz Show’a konuk olan Candan Erçetin’e Beyaz’ın güzel bir sürprizi vardı.

Beyaz’ın muzirliği dün akşamki programda yine üstündeydi. Konuk olarak ağrladığı güzel sanatçı Candan Erçeti’nin yıllar önce çektiği klibine takan Beyaz, ekibinden birisini halk otobüsüne bindirerek avazı çıktığı kadar şarkı söyletince bu kahkaha dolu anlar ortaya çıktı.

alıntıdır

20 Ocak 2010

iyi bir senaryo ile dizilerde de oynayabileceğini söyledi

Kategori: Candan Erçetin — PearL @ 01:22

CNNTURKte Saba Tümer’i programına konuk olan Candan Erçetin, bugüne kadar bir çok teklif gelmesine karşın “Ben şarkıcıyım” diyerek oyunculuk yapmaktan kaçındığını anlattı.

Ancak uzun yıllardır birlikte olduğu Hakan Karahan ile birlikte yapımcılık yapan ve setlerde bulunan Erçetin’in fikri daha sonra değişmiş.

Aslında sinemada oynayabileceğini ama diziyi pek düşünmediğini söyleyen Candan Erçetin, iyi bir kadın hikayesinin anlatıldığı bir dizide belki oynayabileceğini söyledi.

“Hiç şehirli kadın hikayesi yok” diyen Erçetin, şehirli erkek hikayelerinin çokluğundan bahsederek şehirli kadınların anlatıldığı bir diziye de hayır demeyeceğini ifade etti.

alıntıdır

18 Ocak 2010

Erçetin’in hamaratlığı

Kategori: Candan Erçetin — PearL @ 13:03

Çok güzel turşu yapıyormuş Saba Tümer’in programına konuk olan Candan Erçetin’in çok güzel turşu yaptığı ortaya çıktı.

Bir izleyicinin attığı mail üzerine Erçetin’e “Çok güzel turşu yapıyormuşsun doğru mu?” sorusunu yönelten Saba Tümer, ünlü sanatçıyı şaşırttı.

Daha sonra Saba Tümer’in sorusunu yanıtlayan Candan Erçetin “Evet yapıyorum çok güzel oluyor. Yani ben beğeniyorum” diye konuştu.

Ayrıca yemek yapmayı da çok sevdiğini belirten Erçetin bu konu da kendini övmeyi de ihmal etmedi.

alıntıdır

“Hayatımın anlamını hala arıyorum”

Kategori: Candan Erçetin — PearL @ 12:52

Candan Erçetin: “İnsan varlığını hissetmek için sürekli seçim yapmak zorunda”

Candan Erçetin ‘Kırık Kalpler Durağında’ adlı yeni albümüyle 5 yıl, 5 ay, 27 gün süren sessizliğine son verdi. Candan Erçetin’in sessiz kaldığı süre zarfında yaşadıklarını, öğrendiklerini, hissettiklerini anlamak için
albümdeki şarkı sözlerinden yola çıktık

YALVARAMAM

Acımdan her gün biraz daha ölsem de
Sakın gitme dur diyemem istesem de

Sevdiğiniz biri gitmek istediğinde ona ‘Dur’ demek neden zor sizin için?
Çünkü gitmek isteyen birinin bana karşı duyguları bitmiş demektir, benim ona karşı hissettiklerim ne olursa olsun… O aşamada birine “Gitme kal” demek biraz sevgi dilenciliği gibi geliyor bana. Bir de fazlasıyla bencil bir bakış gitmek isteyene “Ben sensiz yaşayamam” demek, kendi hayatınızı sürdürebilmenin
bedelini başkasına yüklemek.

GÖZLER

Er ya da geç gözümüzü yumduğumuz zaman
Neye yarar olsa şanın şöhretin ya da paran

◊ Bunu bilmek size ne hissettiriyor?
Bunun farkında olmak, sahip olduklarımı da olamadıklarımı da fazla büyütmemeyi, yeri geldiğinde de düşünmeden paylaşmayı sağlıyor bana. Bu dünyaya her insan gibi gelip, her insan gibi dünyadan ayrılacak olmak müthiş bir eşitlik duygusunu ve iç huzurunu getiriyor beraberinde. Hiçbir çaba boşuna
değildir ayrıca. Bazı çabalar insanın karşılığında hayal ettiği maddi kârı getirmez ama ruhuna kattığı zenginliğin kıymeti büyüktür. Bu yüzden bu hayatta elde ettiği para, pul ya da şöhreti başkalarına karşı kullananlara çok acıyorum.

VAY HALİME

Sizce işlerin, ilişkilerin ‘dengi dengine’ olması önemli midir, her şeyin dengi dengine olması mı gereklidir? Öbür türlü büyü bir yerde muhakkak bozulur mu?
Ben kafa ve ruh denkliğinden bahsediyorum. Evet, bir ilişkide ruhlar denk gelmemişse ister yaş, ister iş, ister aile, ister boy pos denk gelsin, büyü bir yerde.

VALLAHİ

Teslim oldum ben bu
aşka kendimi unuttum

◊ Candan Erçetin ne kadar âşık olursa olsun, aşka dair ne denli büyük hayal
kırıklıkları yaşarsa yaşasın ertesi gün kalktığında izin kullanmaz, günlük rutin işlerini aksatmadan yapmaya devam eder, isyanını bastırır gibi geliyor bana. Sizin aşkınıza, duygularınıza teslim olup gözünüzü başka her şeye kapadığınız zamanlar oldu mu?
Aa tabii ki oldu. Dediklerin doğru, ben aşktan perişan oldum diye verdiğim hiçbir sözü yerine getirmemezlik etmem. Burada “teslim olmaktan” kastettiğim, yürümeyeceğini düşündüğüm, beni yıpratan bir aşka engel olamamak ve gittiği yere kadar izin vermek. Yani ruhumu aşka teslim etmek,
sorumluluklarımı değil.

UNUTURSUN

◊ Çok can, çok kıymetli arkadaşlarınız olduğunu biliyorum. Eğer siz de acının paylaşılamayacağını düşünüyorsanız eyvahlar olsun. Peki acılarınızla nasıl başa çıkıyorsunuz?
Evet, haklısın çok can dostlarım var ama onlarla sadece derdimi paylaşabilirim o da kelimeler yettiğince. Ama acı… O his paylaşılmıyor maalesef. Daha çok gençsin ama belki başına gelmiştir. Sen hiç duygusal acının fiziksel acıya dönüştüğüne şahit oldun mu kendinde? İşte paylaşılmaz dediğim o. Acımla nasıl mı başa çıkıyorum? Bekleyerek çünkü zamanın geçirmediği hiçbir acı yok. Derin acılar da derin yaralar gibidir, eninde sonunda kabuk bağlarlar. Bir gün o kabuk da düşer ama izi hep kalır.

ÖZÜR DİLERİMpek bir işe yaramıyor. Bu şarkının sözlerinde aslında karşımdakini hiç istemeden
kırmış olma ihtimalime karşı af diliyorum. Çünkü insan sevdiği zaman kimin haklı kimin haksız olduğunun pek bir önemi kalmıyor. Hatayı kabullenip özür dilemek, beklemekten ve vakit kaybetmekten daha doğru geliyor bana.

NİNNİ

◊ ‘Yoldan çıkmak’ tabiri size ne ifade ediyor?
Şarkı konusunu tamamen aşktan alıyor. Aslında ‘yoldan çıkmak’ tabiri benim hiç kullanmadığım bir tabirdir. Yani aşk söz konusu olduğunda hiçbir yargım yoktur çünkü yol herkesin kendi yoludur. Hayat herkesin kendi hayatıdır, doğrular ise değişkendir. “Yoldan çıkmak” tabiri, kendi hayatına bakmaksızın başkalarını yargılamaya kalkanların lafıdır ve bana hep çok gülünç gelir. Biraz
kinayeli bir üslupla herkesin kendi hayatına bakması konusunda bir tavsiye
aslında bu sözler.

KADER

◊ Buldunuz mu hayatınızın anlamını?
Ben çocukluktan beri bu dünyaya gelmiş olmanın bir anlamı, bir nedeni olması gerektiğine inandım ve hep o anlamı, o nedeni aradım. Hayatın bana kurduğu tuzaklara da düştüm, hayallerimi altüst etmesine boyun da eğdim, ama yılmadım hâlâ da arıyorum o anlamı ve buldum diyemiyorum.

KIRIK KALPLER DURAĞI

Kendini eğlenmeye verir kırık kalpler
Sanki unutulurmuş gibi bütün dertler

Kalbiniz kırıkken siz ne yaparsınız? ‘Kendini eğlenmeye vermek’ sizin de
uyguladığınız bir metot mudur?
Evet, bunun örneklerini yaşadım. Derdimi düşünmemek için kendimi
eğlenmeye verdiğim zamanlar oldu. Fakat bu tabii bir oyalanma sürecidir,
dertlerin eğlenerek unutulması mümkün değildir. Ancak ertelemek de bir yöntemdir, insana kendini iyi hissettirir. Ben bunun biz Türkler tarafından sıkça başvurulan bir yol olduğunu düşünüyorum. Bir sürü sıkıntımız varken ağlamak yerine toplum olarak eğlenmeyi tercih ettiğimiz zamanlar çoktur. Komedi
filmlerine tutkuyla bağlı oluşumuz da bunun bir göstergesi bence.

BEN KİMİM

Gölgesizim her gün
her yerde

Ne demektir gölgesiz olmak, nasıl bir duygu verir insana?
Gölge, insanın varlığını hissetmesinin en temel, en ilkel yoludur. İnsanın gölgesiz olması ya da öyle hissetmesi; yok olmasıyla, varlığını hissedememekle, hiç olmakla eşdeğerdir. İnsan kendi varlığını hissetmek ve gerçek kılmak için sürekli seçimler ve tercihler yapmak zorundadır. Şarkı sözlerinin geneli de bu tercihlerimizi ve inandıklarımızı sorguluyor .

İnsanız bir anlam
ararız yaşamak için

Birbirimize emek verelim / Hatalıydım özür dilerim

◊ Önceki parçalarınızda ‘Özür dilerim’ gibi bir söz duyduğumu hatırlamıyorum. Özür dilemek yaş almakla beraber barıştığınız ya da daha sıklıkla mı söylediğiniz bir söz oldu sizin için?
Kimbilir belki de yaşla ilgilidir. Fakat ben her zaman özür dilemenin istemeden yapılmış hatalar için anlamlı olduğunu düşünmüşümdür. Canının istediğini yap, et, söyle sonra dön “Ay özür dilerim” de, bu benim için çok zayıf bir sığınma duvarıdır. Çünkü bizim bir aklımız var, düşünme yeteneğimiz var. Bunları kullanmadan karşımızdakinin canını yakıp sonra da özür dilemek

Güzel köyüm ne zaman uyanırsın

◊ Ne zaman uyanır güzel köyünüz?
Kimbilir, belki yarın belki yarından da yakın bir tarihte…

KİMİN DOĞRUSU

Yoldan çıkmak güzeldir /
Çok konuşanlara inat

Paylaşamazsın acını yaşanır yalnız dertler

Davullar vurulsun / Düğün dernek
kurulsun / Dengi dengine

alıntıdır

16 Ocak 2010

Candan Erçetin, sette aşçılık bile yapmış

Kategori: Candan Erçetin — PearL @ 10:28

Meral Okay, ‘Kaptan Feza’ filminde Hakan Karahan ile birlikte yapımcılık yapan Candan Erçetin’in sette herkesle tek tek ilgilendiğini anlattı.

CNNTURK’te Saba Tümer’in programına 15 Ocak’ta vizyona girecek olan ‘Kaptan Feza’ filminin yönetmeni Ümit Ünal ve yapımcı-oyuncu Hakan Karahan ile diğer oyuncular Mine Tugay ve Meral Okay konuk oldu.

Hakan Karahan, filmin bütün müziklerini yapan ve film için yapılan ‘Kader’ isimli şarkısına da yaptığı kliple gündemde olan Candan Erçetin’in müzikleri için “Müzikleri muhteşem oldu. Biz ki defalarca seyrettik her seferinde tüylerimiz ürperiyor. Muhteşem oldu. Filme bir de klip çekti. O klibi önce çıkardı. Albümün klibi değildir. Filme öncelik verdi” diye konuştu.

Meral Okay ise Candan Erçetin’in sadece filmin müziklerini yapmakla kalmadığını şu sözlerle anlattı: “Candan bir de olağanüstü bir yapımcı ve aşçı. Set annesi yani. Setteki bütün o yemeklerin servisi, kim yedi kim yemedi, kim aç kaldı, kim ikinci tur yemeli, elinde kepçeyle dolaştı.”

3 haftada çekilen film 15 Ocak’ta vizyona girecek ancak yoğunluk nedeniyle sadece 2 hafta vizyonda kalabilecek.

alıntıdır

Locations of visitors to this page Toplist