Doksanlı yıllarda fırtına gibi esen ünlü pop yıldızı Burak Kut, son yıllarda yaptığı albümlerle eski popülaritesini bir türlü yakalayamıyor. Egosunun terbiyeli olduğunu söyleyen Kut, eskiden yaşadıklarını şimdi yaşayamadığı için ‘Keşke’ demiyor, ama heyecanının törpülendiğini de itiraf ediyor. Hüzünlü bir ruh halinde olduğunu söyleyen Kut, albümün hayatının bir yansıması
olduğunu dile getiriyor. 29 Ocak’ta Beyoğlu Xlarge’da albüm tanıtım konseri yapacak olan ünlü şarkıcının en büyük hayali bol bol konserler vermek…
- En sevdiğim şarkı ‘Ben Yokum’ oldu. “Bir yol ağzında bulsunlar hiçliğimi, umurumda bile değil söksünler rütbelerimi…” Bu şarkı size ne ifade ediyor?
Kendimi. Beni anlatan en iyi şarkı, sanki Sezen beni düşünmüş ve yazmış. O yüzden benimiçin önemli bir şarkıdır. Bana hep sorulan “Yedi yıldır nerelerdeydiniz?” sorusuna verilebilecek en güzel
cevap. Çıkış şarkımda bu oldu zaten.
- Albümünüzün genelinde bir hüzün havası esiyor. Neden öyle?
Öyle bir ruh hali içindeyim. Hayatımın bir yansıması olduğunu düşünüyorum.
- Geçmiş yedi yılı sormak istemiyorum artık, önümüzdeki yıllara bakalım; neler var?
Çok hayalim var. “Hayal kurmak sağlık için gereklidir” derler. Benimde sınırsız hayal kurma kabiliyetim vardır. Şimdiye kadar hayallerimin hepsini gerçekleştirdim. Albümle birlikte harikulade konserler vermek istiyorum.
-Eli mikrofon tutan herkesin Eurovision hayali var, sizin var mı?
Ben o yarışma kısmını yıllar evvel hallettim sanırım. Liseler arası yarışmalarda üç kez Türkiye birincisi olmuştum. Benim için zirveydi ya da o zamanlar öyle geliyordu. Eurovision’da bir memleket meselesi ve vizyonu var. Oylar ve çıkarlar… Hayallerimve planlarım arasında böyle bir şey yok.
- ‘Haydi Bakalım’ adında bir müzik programı sunuyorsunuz, başka projeleriniz de var mı?
Evet, var. Yıllardır televizyon ve sinemadan gelen teklifleri değerlendirmek istiyorum.
- Öylesine bir hevesmi yoksa ciddi ciddi oyunculuğa adımatmak mı istiyorsunuz, anlamadım…
Oyunculuğu hafife almıyorum. Oyunculuk rahmetli babamın benden bir isteğiydi. Çocukken fotoğraflarımı çekerdi; sinirli ol, komik ol, üzgün ol diye… Bir sürü fotoğrafım var öyle. Ortaokuldayken bir televizyon filminde rol almıştım. 1994’ten, yani ünlü olduktan sonra Türkiye’nin en ünlü yönetmenleri arkadaşım oldu ve şu an sinema tarihinde yer etmiş filmlerde oynamamı teklif etmişlerdi.
- İlginç, hiçbirinde görmedik sizi?
O dönem turnelere denk geldiğinden reddediyordum. Yılda üç yüzden fazla konser veriyordum. Bunun nasıl bir tempo olduğunu düşünsenize… Sonra birkaç küçük deneyimim oldu ama şimdi gerçekten denemek istiyorum.
-Sizi yakışıklı sevgili rollerine uygun görürlermiş gibi geldi bana…
(Gülüyor) Evet, genellikle öyle olur… Ama ben onun ötesinde daha farklı şeyler yapabileceğime inanıyorum. Türkiye’nin önde gelen oyuncu arkadaşlarımdan aldığım nasihatler ve disiplinli çalışmayla bu işin altından kalkabileceğimi düşünüyorum. Sadece romantik komedi yüzü değil, her kabuğa girebilecek bir oyuncu olabileceğimi hissediyorum.
- Yeniden müziğe dönecek olursak, 90’ların en büyük isimlerinden biriydiniz… Kapınızda kızlar kuyruk oluyordu… Şimdi öyle bir şöhretiniz yok, egonuz bu durumdan nasıl etkilendi?
Rahmetli Cem Karaca “Edirne’den sonra kimse star değildir” diyordu, şimdi o geldi aklıma. Açıkçası benimegom terbiyelidir ama sormak istediğinizi anlıyorum. Eskiden yaşadıklarımı şimdi yaşayamadığım için “Keşke” demiyorum. Sadece heyecanım törpüleniyor, o hoşuma gitmiyor.
- Neden eskisi gibi olmuyor sizce, Burak Kut heyecanı o zamanlardaki gibi değil?
Bana özgü bir durum değil. İnsanlar konsere gitmek, albümalmak istemiyor. Bedava konserlerin bile boş olduğu oluyor; bu çok kötü bir şey. Eskisi kadar ilgi yok, internette her şey fazlasıyla var. O yüzden eskiyi aramak sadece hayal kırıklığı yaratır. Ama beni dinlemek isteyen insanlar olduğunu biliyorum. Onlar için piyasanın vasat standardının üstünde işler yapmak için çalışıyorum.
-Şarkıcı olsam, albümlerim satmadığı anda sevilmediğimi, dinlenmediğimi düşünürüm. Siz de böyle bir psikolojiye giriyor musunuz?
Girmez misin, elbette giriyorsun. Sevilmediğini, dinlenmek istenmediğini düşündüğün zamanlar oluyor ama o psikozdan çabuk çıkmak gerekiyor.
‘İçe kapanık biriyim’
- İçe kapanık bir insan mısınız yoksa bana mı öyle geliyor?
Aslında evet, içe kapanık biriyim… Genellikle sıkıntıları kendi içimde imha edip dışarıya ses çıkarmayanlardanım.
‘Kızlar kapımda beklerdi, ben erkenden uyurdum’
“Alışılmışın dışında bir hayat şeklim oldu. En popüler olduğum zamanlarda da sigara, alkol kullanmayan; gece âlemlerinde dolaşmayan, kafein bile almayan biriydim. O şaşaalı dönemde, kapıda kızlar beklerken ben portakal suyu içer, erken yatardım.”
alıntıdır