06 Mart 2010

Süperstar’ın gözyaşları

Kategori: Ajda Pekkan — PearL @ 07:08

Ajda Pekkan’ın yaşadığı acı olay kendisini gözyaşlarına boğdu.

Geçtiğimiz akşam arkadaş grubuyla Serpil Benay’ı dinlemeye giden Ajda Pekkan, ‘Özledim’ şarkısının çalmasıyla birlikte kendini dışarı atıp gözyaşlarına boğuldu. Ayakligazete.com’un haberine göre, çok sevdiği köpeğinin zehirlenerek öldürüldüğünü söyleyen süper star konuşurken gözyaşlarına hakim olamadı.Acısının büyük olduğunu söyleyen Ajda Pekkan, ‘Köpeğim öldü. Zehirleyerek öldürdüler köpeğimi bu yüzden çok üzgünüm. Ben her zaman hayvanlar korunsun diye uğraşıyorum ama artık ne yapacağımı şaşırdım. Evladım gibiydi benim. Benim hayvanlarıma baktığım bir yerim var, orada kapı açıkken dışarı çıkan köpeğimi zehirlediler. Aklıma geldikçe duygulanıp ağlıyorum’ dedi.

Yeni bir köpek edinmeyeceğini söyleyen Ajda Pekkan, ‘Zaten bütün hayvanlar bizim. Ama bu duruma Belediyeler de bir şey yapamıyor çünkü insanlar hayvanları sevmiyor. Önce bunu öğretmek istiyorum ben. Bu konuda bir televizyon programı yapmak istiyorum’ dedi.

Sezen Aksu’nun başına gelenin aynısını yaşadığını söyleyen Süper Star, ‘Benim bahçıvanımla eşi bütün hayvanlarıma olduğu gibi köpeğime de canları gibi bakıyorlardı. Bunlardan bir tanesi bu şekilde olunca perişan olduk. Ben her zaman hayvanlara yönelik bu projenin içindeyim. Sezen Aksu’da her zaman bu işin içinde var bir çok ünlü arkadaşım gibi. Ben bütün hayvanlara yas tutuyorum ve çok üzülüyorum’ diye konuştu.

‘Hayat arkadaşım gibiydi’

Puik isimli köpeğini Sezen Aksu’yla birlikte albüm çalışması yaparken sokakta bulduğunu belirten Ajda Pekkan, ‘Onun kocaman bir resmini yapıp duvara asacağım. Ben köpeğimi çok sevdim. Ben onu sokakta buldum, can verdim ve 5 senedir benleydi. Kendimi çok kötü hissediyorum’ diyerek gözyaşlarına hakim olamadı.

alıntıdır

05 Mart 2010

Süperstardan Destek

Kategori: Ajda Pekkan — PearL @ 10:55

Süperstar Ajda Pekkan ve müziğin divası Bülent Ersoy, kötü günler geçiren megastar Tarkan’a bir destek vererek bomba gibi açıklamalar yaptılar

Ajda Pekkan önceki gece Tarabya’da bulunan bir balıkçıda dostları ile birlikte akşam yemeği yedi. Gecenin ilerleyen saatlerine kadar mekanda kalan Pekkan, çıkışta kendisini görüntüleyen gazetecilerle sohbet etti.

‘Hatasız kul olmaz’

Süperstar yakın arkadaşı Tarkan’ın geçtiğimiz günlerde gözaltına alınması ile ilgili olarak, “Nedense hep sevdiğim insanların başına geliyor bu tür olaylar. Her insan hata yapabilir, hatasız kul olmaz. Önemli olan insanların yanında olabilmek, insanları cezalandırmak değil. Tarkan’ın sonuna kadar yanındayım. Tarkan büyük bir sanatçı ve çok sayıda seveni var, yaşadığı bu olaydan dolayı sevenlerinin azalacağını düşünmüyorum” şeklinde konuştu.

‘Yapmışsa yapmış’

Bülent Ersoy’da Tarkan’a destek çıktı. Diva, Tarkan’ın sadece kendine zarar verdiğini söyleyerek uyuşturucu kullandığı iddiasıyla 3 gün göz altına alınan ünlü şarkıcıyı korudu. Tarkan’ın bu yollara kötü çevresi yüzünden girdiğini söyleyen Bülent Ersoy, ’Tarkan birini öldürmemiş, kimseye zarar vermemiş. Ayrıca bu maddeyi satıcı olarak taşımamış yada kimseye temin etmemiş. İçici olarak kullanmış, elbette ki hata yapmış. Ama yapmışsa yapmış, hepimiz insanız. Hata yapabiliriz, bu hatanın neresinden dönersek kardır’ dedi.

‘Sonrası önemli’

Bu konunun fazla büyütülmemesi gerektiğini söyleyen Bülent Ersoy, “Zaten eminim ki Tarkan da bir daha hayatında böyle şeyler yapmayacaktır. Ben bunu Tarkan’la konuşmadan onun adına söyleyebilirim. Hataysa hata, olmuş bir kere. Bundan sonrası önemli” diyerek megastar’a uyuşturucu konusunda büyük destek çıktı.

alıntıdır

24 Şubat 2010

‘Aşık olmuştum’ demeyi kendime yediremiyorum

Kategori: Ajda Pekkan — PearL @ 23:33

Melike Karakartal, dün yayınlanan “Pazartesi Sendromu” için Ajda Pekkan’la iki gün geçirdi. Hâl böyle olunca, söyleşinin devamı “Salı Sendromu”na kaldı… İşte Pekkan’ın aşka ve dostluğa dair çarpıcı yorumlar yaptığı röportajın ikinci bölümü…

İlk defa aşık olduğunuz zamanları anlatsanız bana…

- Bunu bazen düşünürüm. “Ben ilk defa ne zaman aşık oldum” derim. ılk aşık olduğun zaman, zaten bunu şartlanmış olarak yapıyorsun, “Benim aşık olmam lazım” diye. Öyle yetiştiriliyoruz çünkü. “Bir erkek olması lazım hayatımda” diyorsun. Dolayısıyla hayatında biri olmazsa gücüne gidiyor. Bakıyorsun birtakım kızlar, ooh ne güzel erkek arkadaşlarıyla gezip tozuyor, “Ben niye yalnızım?” diyorsun. Başlıyorsun “Bana da lazım” demeye ve hayatında bir “challenge” olmaya başlıyor bu… Yanlış tabii… Sonra seni aşka küstüren bir hadise oluyor. Ve “Bunu bir daha yapmayacağım” diye söz veriyorsun içinden. “Çok daha tecrübeli davranacağım, bundan böyle her şey benim kontrolümde olacak” diyorsun, böyle böyle hayat gidiyor. Geçmişte, aşkla ilgili bugünkü gibi düşünmüyordum. Ancak “aşk zannetmişliklerim” olabilir. şu anda kendime “aşık olmuştum” demeyi yediremiyorum. Neye aşık olmuştum? Yine kendine olan aşkından başlıyor her şey.

“Hiç aşık olmadım” mı diyorsunuz?

- Ben önce kendimi seviyorum. Benim kendimi sevdiğim gibi bir şey çıkmış olsaydı karşıma, bugüne kadar devam ediyor olurdu. Hakikaten beni titretirdi, titrediğim yerde de kalırdım zaten. Eh, hep yürümüş, gitmişim… Bırak aşkı, çift bile olamamışım, olamamışız. Birkaç tane arkadaşım elbette var, beraber olmuşuz, şu anda da çok iyi dostuz… Güzel hatıralar kaldı onlardan. Güzel arkadaşlar olarak kaldığımız için, karşılıklı gurur duyuyoruz. Ne güzel bir şey bu. Bir şeyler yaşandıktan sonra küçücük duygular kalmış ve hâlâ paylaşabiliyoruz bayramlarda, doğum günlerinde, yılbaşlarında…

AŞK DEĞİL TUTKU GURUR VE HIRS

Aşk değilse neydi yaşadıklarınız?

- Ona tutku diyelim. Tutku, gurur, hırs diyelim. Aşk çok başka bir duygu. Çok fedakârlık isteyen bir şey. Aşk, insanın bedenindeki her şeyi değiştiriyor. Bir afrodizyak. Fenomen. Kanınızı, ruhunuzu, metabolizmanızı değiştirir, tabiatınızı değiştirir! Hangimizin karşısına çıkarsa, buyursun alsın! Ben de kendime mani olmam. Bunu bağıra bağıra da söylerim!

Aman şimdi yanınızda gördükleri ilk adamla yazmasınlar sizi “Ajda yeni bir aşka yelken açıyor” diye!

- Evet Melike, bu yüzden artık hiçbir yere gidemiyorum. Normal arkadaşlarımla bile gidemiyorum. Hep iş toplantılarından çıkarken görüyorlar beni. Çünkü yanımdaki bir tek kişinin daha yanlış tasvir edilmesini istemiyorum. Bunların hepsi biz kadınlara yazılıyor, adama bir şey yazılmıyor. Kadın olmak gerçekten çok zor.

Şöhret kavramının, sizi tanıyan ya da tanımayan herkese arkanızdan -iyi ya da kötü- konuşmasına müsaade eden bir niteliği var. Bununla nasıl başa çıkıyorsunuz? Herkesin ama herkesin sizinle ilgili bir fikri olması çok çılgınca gelmiyor mu kulağa?

- Madem böyle bir durum var, bunu iyi taşıyabilmek lazım. Bu bir misyonerlik, bunun bir onuru var. Sevilmek kadar güzel hiçbir duygu yok. Çünkü sevilmek zor… Sevilmek, sevmek ve bunu taşıyabilmek çok özveri istiyor. Bu bir dezavantajsa eğer, ben bunu avantaja çevirdim.

Nasıl yani?

- Madem bunu ikili ilişkilerde yakalayamadım, dedim ki ben bunu toplumsal ilişkilerde en güzel şekilde yaparım, sevilirim de… Bunun tatmini ve huzuru içinde yaşarım. Eğer ben bunu verebiliyorsam, alabiliyorsam ve bunu paylaşabiliyorsam bundan daha fazla mutluluk nasıl olabilir?

İNSANIN EN BÜYÜK DOSTU KENDİSİDİR

Merak ederim, size “Ajda Pekkan” çerçevesinden bakmayan, “Evet, bu arkadaş benim kanımdır, canımdır” dediğiniz dostunuz var mıdır? Büyük şöhretlerin etrafında “gerçek dost” bulmak çok zordur ya hani, sizde durum nedir?

- Hiç bağnaz kafalı bir insan değilim ama biliyorum ki bizi yaratan, bütün canlıları yaratan, tüm bu güzellikleri sunan çok yüce bir varlık var. O yüce Tanrı, Allah; -hepimizin kendi tanımlamasına göre farklı tabii- işte onunla benim en büyük iletişimim. Çünkü hayatta başka kimse yok aslında. Var ama “yok”… ınsanın en büyük dostu kendisidir. Arkadaşları vardır, ahbapları vardır, iş için olması gereken insanlar vardır, çok eskiden bugüne her şeyi paylaştığı dostları vardır ama her an beraber olmanız mümkün değildir. Sürekli birlikte yaşarsanız, zaten mecbursunuz iyi günde de, kötü günde de beraber olmaya. Bu kadar uzak ara dostluklar ve birliktelikler ancak insana taşıyabileceği kadarıyla mutluluk ve haz veriyor. Yalnızlık duygusunu yok ediyor ama dost dediğiniz çok, çok derin ve başka açılımları olan bir kavram. “Hiç dostum yok” gibi bir ifade kullanmak istemem ama “dostlarım var” diye de kimseyi kendime borçlandırmak istemem. Çünkü bunun faizi çok yüksektir ve ödeyemem. Aslına bakarsanız, ben çok çekingen bir insanımdır, kimseye yük olmak istemem. Yük olmayacağım da. Dost, insana bir yük getiriyor. Benimle sabahtan akşama birlikte yaşamadıkça beni nasıl anlasın? Bugüne kadar geçirdiğim evrelerin neresinden başlasın da dostum olsun? ışte o kadar komplike bir durum var ortada. Senin adına biri bir şey dediği zaman, “yok canım, o öyle değildir” diyecek kadar yakındırlar hayatıma… ışte öyle…

HİÇBİR ZAMAN KOKOŞ OLMADIM

Tecrübeniz, hisleriniz bu saatten sonra başarısız olmaya imkan vermez ama “Ben başarısız olmaktan korkuyorum” der misiniz hiç?
- Sana bir şey söyleyeyim mi, bazen her şeyin bittiğini zannettiğim zamanlar olmuştur. Yemin ediyorum… Bir bakıyorum hani dibe vurmak dediğimiz durum vardır ya, en dibine kadar gidersin, sonra topuklarınla vurup tekrar suyun yüzeyine çıkarsın, onun gibi durumlar yaşıyorum. Ben de anlamıyorum, gerçekten. ılahi bir şeyler oluyor. Evet, ben bir kere çok itikatlıyım. Bilmiyorum, ondan mı…

“Ben kendime objektif bakabilirim” diyebiliyor musunuz?

- Ben beğendiysem, başkasının beğenmesi ya da beğenmesi beni alakadar etmiyor. Bir iş benim ruhumu yansıtmışsa ve ben kendimi kendi gördüğüm gibi algılıyorsam tamamdır. Ben hiçbir zaman kokoş ve koket bir kadın olmadım rol model olarak. Ama sahnelerde repertuvarıma göre mini eteğimi de giydim, ayağım kırıldı UGG da giydim. Hep kendime bir şeyler yaptım. Kimi eleştirileri duyduğumda gülüyorum, çünkü bu eleştirileri yapanlar hesapta vizyonu olan insanlar olarak varlar cemiyette ya da medyada… Bu işin ne yaşı var, ne de senesi. Sen neysen osun. Dedim ya, sen kendini nerede görüyorsan, insanlar da seni orada görür. Ben kendime yakışan her şeyi yaparım. Bugün bir Vivienne Westwood’a bakın, bir Donna Karan’a bakın, bir Diane Von Furstenberg’e bakın…

HAYATIMDAKİ SOSYAL İLİŞKİLER İSTANBUL TRAFİĞİNE BENZİYOR

Kendinize karşı objektif olamadığınızda “Ajda, bu kötü” olmuş diyeniniz var mı? Sözüne, bakışına güvendiğiniz biri mesela… Daha doğrusu şöyle sorayım; hayal kırıklığına uğramayacağınızı bilerek sırtınızı rahatça yaslayabildiğiniz biri var mı?

- Sosyal hayatımdaki ilişkilerimi İstanbul trafiğine benzetiyorum. Hiç kimseye çarpmamak için ve hiç kimsenin bana çarpmaması için dikkat ediyorum. Beni pilot olarak düşünün, sürekli ön tarafı izlerim. Önümdeki arabaya mesafe koyarım. Olur da durur… Olur da lastiği patlar… Bu, her türlü hava şartlarında geçerli. En çok da arkamdaki arabadan korkarım. Çünkü arkadaki araba duramıyorsa, bana zarar verir. Artı, eğer ben hoşlanmadığım bir ortam içindeysem, sürekli dikiz aynasından kontrol ederim. Sonra da sinyalimi verir ve nereye sapacaksam saparım. Arabaların önünden dolaşıp gitmem. Araçların arkasında kalırım ve yavaşça nereye kıvrılacaksam süzülür giderim. Nereye gittiğim de belli olmaz. Trafikte de, sosyal yaşamda da hiyerarşik düzene çok dikkat ederim. O yüzden insanlar hakkında herhangi bir yanılgıya düşmemek için çok dikkat ederim. Çünkü çok sevecen, çok verici bir insanım. Mesela bin kere iyilik, bir kere bir hata yapsın karşımdaki, çok kırılırım. O zaman kendime zarar veririm. ışte bu yüzden ne o kadar yaklaşmak istiyorum ne de çok uzaklaşmak. Böyle olmak güzel…

İNSANLAR UKALA OLMAMI BEKLİYOR

Ajda Pekkan sinirlenince ne olur?

- Genelde çok yumuşak bir insanımdır ama o sevecenliğim, duygusallığım ve zekamı karıştırdıkları zaman vahşileşiyorum, canavarlaşıyorum. Sanırım benden sakinlik beklemiyorlar. Daha “Ajda Pekkan” gibi davranmamı bekliyorlar. Artık o da ne demekse! şöhretle mi ilgili bilmiyorum ama ben her zaman “normal” bir insan gibi davranmayı seviyorum ve öyle yapıyorum. Başka bir insan hüviyetine bürünemiyorum. Sahnede zaten oynuyorum, bu yeterli. Oynuyorum derken, zaten orada yapmam gerekeni yapıyorum. şarkıların ifadelerine göre giyimim, duruşum, insanlara bakışım şekil alıyor ama orası sahne. Sahne bitince o ruhu kapının önünde atıp kendi ruhuma, kendi benliğime dönüp öyle yaşıyorum. Dışarıdan insanlar ukala ya da daha seçici olmamı, kapris yapmamı bekliyor. Bunlar olmayınca da garipsiyorlar. Eh, tevazuumla zekam arasında bağlantı kuramayıp beni ezmeye kalktıkları zaman da bir daha beni göremiyorlar. ınsanlar bunu bana hissettirmediklerini sansalar bile hissediyorum, algılarım çok fazla. Tüm o negatiflikleri alıyorum işin kötü tarafı. Zaten zaman zaman psikoterapiste gitmem lazım, çünkü gittiğim tatillerde keyif almıyorum. Bütün pozitif ya da negatif enerjileri -ki çoğunlukla da negatif oluyor-, bavul gibi kafamda götürüyorum. Yanımda taşıdığım için bir işe yaramıyor tatile gitmem. Bir tek iki hafta önceki kar tatili beni arındırdı. Onun haricinde nereye gitsem batıyor. “Koş git işin var” diyorum kendime, zaten sürekli telefonlar elimde… Ne işe yarıyor ki tatil o zaman? O enerjileri bir biçimde boşaltmam lazım!

alıntıdır
kaynak : hürriyet

21 Şubat 2010

Pekkan Ersin’i sevdi

Kategori: Ajda Pekkan — PearL @ 23:41

Ajda Pekkan, Pal FM’in düzenlediği ödül gecesine kırmızı mini elbiseyle katıldı! Süperstar, davette karşılaştığı ‘Çok Güzel Hareketler Bunlar’ ekibinin sempatik üyesi Ersin Korkut’a ise övgüler yağdırdı. Sanatçı, Korkut’un yanaklarını okşadı.

Ajda Pekkan, Pal FM’in düzenlediği ödül gecesine kırmızı mini elbiseyle katıldı! Süperstar, davette karşılaştığı ‘Çok Güzel Hareketler Bunlar’ ekibinin sempatik üyesi Ersin Korkut’a ise övgüler yağdırdı. Sanatçı, Korkut’un yanaklarını okşadı.

alıntıdır

20 Şubat 2010

Ajda Pekkan ve Türkan Şoray düeti

Kategori: Ajda Pekkan — PearL @ 11:41

Türkan Şoray ile Ajda Pekkan, ilk kez aynı sahneyi paylaşacak

Türkan Şoray’ın her cumartesi akşamı NTV’de yayınlanan ‘Sinema Benim Aşkım’ programının bu haftaki bölümünde; sinema ve müzik adına tarihi bir an yaşanacak.

Şarkı söyleme hayalini sık sık dile getiren Türkan Şoray ile ilk gençlik yıllarında sanat serüvenine beyazperdede başlayan Ajda Pekkan; izleyicilerini nostaljik bir yolculuğa çıkaracak.

DENİZ VE MEHTAP…
İki eski dost; bir Dario Moreno klasiği olan ‘Deniz ve Mehtap’ şarkısını seslendirecek.

alıntıdır

17 Şubat 2010

Ajda Pekkan coştu, coşturdu

Kategori: Ajda Pekkan — PearL @ 01:51

Süperstar Ajda Pekkan, önceki gün Kuruçeşme Suada’da Sevgililer Günü konseri verdi. 2 bin 500 kişinin katıldığı konserine özel hazırladığı slow şarkılarıyla başlayan Pekkan, ardından hareketli şarkılarıyla dinleyenlerini coşturdu. İlerleyen saatlerde tempoyu artıran Pekkan önce salsa yaptı, ardından Roman havaları eşliğinde göbek attı. Beyaz sahne kostümünü
modacı Nur Yerlitaş’a yaptırdığını söyleyen Ajda Pekkan’a bir ara sahnede oryantal Tanyeli eşlik etti. Öte yandan, konserinden bir gün önce organizatör Yılmaz Günal tarafından düzenlenen gecede fanları tarafından doğum günü kutlanan Pekkan, kendisi adına düzenlenen etkinliğe katılmasa da sahne aldığı gecede telefonla hayranlarına bağlanıp teşekkür etti. Taksim’deki ‘Life Roof’ adlı barda yapılan partinin biletleri günler öncesinden tükendi.

alıntıdır

15 Şubat 2010

Ajda’dan tekl işçilerine destek

Kategori: Ajda Pekkan — PearL @ 01:51

Sevgililer Günü öncesi Suada Club’ta sahne alan 64’lük süperstar Ajda Pekkan sevenlerine unutulmaz bir gece yaşattı. Beyaz uzun bir elbise ve siyah yarım bir ceket ile sahneye çıkan Süperstar şıklığıyla göz kamaştırdı. Yaklaşık 1500 hayranının hınca hınç doldurduğu konserde ’Resim’, ’Aynen Öyle’, ’Oyalama Beni’ gibi sevilen parçalarını da seslendiren sanatçı ayakta alkışlandı.

Konser sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Pekkan, “Ambians muhteşemdi. Eğlenebilecek ender yerlerden biri olmuş. Tekrar burada sahne almak isterim” derken, eylem yapan TEKEL işçilerine destek vermeyi de ihmal etmedi: “Onlara çok üzülüyorum. Belki yanlarında olamıyorum fakat yandaş olarak onların yanındayız ve destek veriyorum.“

alıntıdır

11 Şubat 2010

ÖLÜRKEN GÜZELLİĞİN ANLAMI NE

Kategori: Ajda Pekkan — PearL @ 23:27

Süperstar’ın genç kızlara tehlikeli tavsiyesi
GENÇ KIZLARLA KUAFÖRDE BULUŞTU
AJDA Pekkan, gençlere estetik konusunda hiç de sağlıklı olmayan bir tavsiyede bulundu… Geçtiğimiz günlerde Bebek’ te ünlü bir kuaföre saçlarını yaptırmaya giden pop müziğin divasının etrafını 17-18 yaş grubundaki genç kızlar sardı. Etrafını saran gençlerle bir süre sohbet
eden Süperstar, kendisine ‘Sizce bizim bu yaşta estetik yaptırmamız da bir sakınca varmı?’ diye soran kızlara ilginç bir cevap verdi. İlk estetiğini 22 yaşında yaptıran ünlü sanatçı gençlere işte şu çok şaşırtıcı tavsiyede bulundu:

ÖLÜRKEN GÜZELLİĞİN ANLAMI NE
‘ZATEN yaptıracaksanız hiç düşünmeden yaptırın. İleride yaptırsanız ne olacak. Ölürken güzel olmanın ne anlamı var ki? Ben şimdiki aklım olsa daha da genç yaşta estetik yaptırırdım…’Bir keresindede ‘100
yaşımada gelsem estetik yaptırırım’ diyen Ajda Pekkan’ ın kuaförde ki sohbeti, böylece bir anda güzellik seminerine dönüştü. Süperstar’ın diyet tavsiyelerinde de bulunduğu kızlarla sohbeti, gecenin ilerleyen saatlerine kadar devam etti. Güzellik seminerine
dönüştü. Süperstar’ ın diyet tavsiyelerinde de bulunduğu kızlarla
sohbeti, gecenin ilerleyen saatlerine kadar devam etti.

GENÇ YAŞTA ESTETİĞİ TAVSİYE ETMİYORUM
Medikal Estetik Derneği Başkanı ve HT Magazin yazarı Dr. Ali Kerim Diler, Ajda Pekkan’ın genç kızlara tavsiyesiyle ilgili şunları söyledi: ‘Kişisel olarak ben 30-35 yaşından önce estetik ameliyat tavsiye etmiyorum. Botoks gibi cerrahi olmayan müdahaleleride ancak 20’li yaşların ikinci yarısından sonra tavsiye ediyorum. Gençlerde, dis mor fobi olarak adlandırılan kendini çirkin görme hastalığı var. Bu hastalığıysa estetikçiler değil psikologlar tedavi eder.’

İLK ESTETİĞİ 22’SİNDE YAPTIRMIŞTI
İşte Pekkan’ ın geçirdiği operasyonlar: Yuvarlak olan yüzünü inceltti. Üst dudağını kalınlaştırdı. Burnunu kaldırttı. Yağlarını aldırarak belini ve bacaklarını toplattı. Yüzünü ve göz kapaklarını gerdirdi. Botoks, gibi yöntemleri kullanıp yüzündeki kırışıklara savaş açtı.

alıntıdır
kaynaka : habertürk

09 Şubat 2010

Cenaze sonrası teselli için Cenk Eren’e gitti

Kategori: Ajda Pekkan — PearL @ 23:15

Ajda Pekkan, önceki gün ilk eşi Ali Bars’ın cenazesine katıldıktan sonra, akşam biraz teselli bulmak için Cenk Eren’in sahne aldığı mekana gitti.

‘My Pavyon By Cenk Eren’ isimli mekana bir dostu ile gelen Ajda Pekkan, 45 dakika kaldığı gece kulübünde Eren’in isteği üzerine hüzünlü bir aşk şarkısı da seslendirdi.

Ardından mekanı arka kapıdan çıkarak terk eden Ajda Pekkan’ı görenler, sanatçını çok mutsuz olduğunu ifade etti. Ajda Pekkan, 1986 yılında evlendiği ve dört sene sonra boşandığı Ali Bars için bir süre sahnelere de ara vermişti.

alıntıdır

06 Şubat 2010

AJDA YIKILDI

Kategori: Ajda Pekkan — PearL @ 08:00

Altı yıl evli kaldığı Ali Bars’ın ölüm haberini alan Pekkan, ‘Onu çok seviyordum’ diyerek gözyaşlarına boğuldu
Ajda Pekkan, büyük aşk yaşadığı Ali Bars’la 1984 yılında evlenmiş, Bars’ın isteği üzerine müziğe ara verip sahnelere veda etmişti. Ancak çift 1990 yılında ayrılık kararı alarak anlaşmalı olarak boşandılar. i Boşanmalarına rağmen ikilinin dostlukları aynen devam etti.
Geçtiğimiz yıl katıldığı TV programında çarpıcı açıklamalar yapan Ajda Pekkan, hayatının en büyük pişmanlığının altı yıl evli kaldığı Ali Bars’tan çocuk aldırmak olduğunu itiraf etmişti.
Pekkan, ‘Yalnızlık çok zor. Ali Bey’le (Bars) sanat camiasından, işten, yoğun tempodan uzak bir evliliğim vardı çok mutluydum.. Bu evlilik süresince hamile kaldım. Ama o bebeği aldırdım. Şimdi dönüp baktığımda ‘keşke aldırmasaydım, doğursaydım’ diyorum, çok pişmanım’ şeklinde konuşmuştu. Acı haberi aldıktan sonra gözyaşlarına boğulan Pekkan, ‘Ali Bey’i çok seviyordum. Sevgim ona karşı hiç bitmemişti. Üzüntümü anlatacak kelime bulamıyorum.’ dedi. Akciğer kanserinden yaşamını yitiren Bars’ın cenazesi bugün öğle namazına müteakip Teşvikiye Camii’nden kaldırılacak.

alıntıdır

Locations of visitors to this page Toplist