19 Haziran 2010

Erçetin rüzgârı İzmir’de esti

Kategori: Candan Erçetin — PearL @ 12:35

Ünlü sanatçı Candan Erçetin İzmir Fuar Açık Hava Tiyatrosu’nda verdiği konserle sevenlerini büyüledi. Günler öncesinden konsere yer ayırtan binlerce İzmirli konser alanını öğle saatlerinde doldurdu. Hayranları güzel sanatçıyı konserin başlaması ile birlikte alkış yağmuruna tuttu. Konserine son albümüne adını veren “Kırık Kalpler Durağı” şarkısı ile başlayan sanatçı nostaljik parçaları ile de dinleyenlerine 2 saat boyunca duygusal anlar yaşattı.

alıntıdır

O akşam masal gibi olacak

Kategori: Burak Kut — PearL @ 08:32

“Karar Bize Ait” düetiyle müzik listelerinin zirvesine yerleşen Meyra ve Burak Kut, birlikte konser vermeye hazırlanıyor.

23 Haziran’da Kuruçeşme Arena’da sahneye çıkacak olan ikili, “Müzikseverleri büyük sürprizler, unutulmayacak düetler bekliyor. Kulaklarının pasını sileceğiz, onlara bir masal sunacağız” diyor.

“Karar Bize Ait” düetiyle müzik listelerinin zirvesine yerleşen Meyra ve Burak Kut, birlikte konser vermeye hazırlanıyor. 23 Haziran’da Kuruçeşme Arena’da sahneye çıkacak olan ikili, “Müzikseverleri büyük sürprizler, unutulmayacak düetler bekliyor. Kulaklarının pasını sileceğiz, onlara bir masal sunacağız” diyor.

“Karar Bize Ait” için bir araya geldiniz ve kimyanız tuttu. Şimdi konser vermeye hazırlanıyorsunuz. Öncesinde nasıl bilirdiniz birbirinizi?
Burak Kut: Meyra’yı çok uzun yıllardır tanıyorum. Tanıştığımızda henüz küçücük çocuktuk. Şimdi beraber sahneye çıkıyoruz. Bu yüzden bu konserin çok büyük önemi var bizim için. Birlikte sahneye çıkmak için tabii ki ortak bir frekans yakalamak ve belli bir eğitime sahip olmak lazım. Meyra benim sahnede birlikte olabileceğim bir isimdi. Biraz geç bir buluşma oldu ama devamının gelmesini istiyoruz.
Meyra: Evet, biz çocukluktan bu yana tanışıyoruz. Burak benden biraz daha büyük. Ben onun yaptığı işleri ilgiyle izlerdim. “Meyra ve 4 Tenor” albümü için “Karar Bize Ait”i söylememizle birlikte, bu konser kaçınılmaz ve beklenilen bir hale geldi.

Konser için nasıl bir repertuvar hazırladınız?
Burak Kut: Ben, benden beklenen tüm şarkıları söyleyeceğim. Ama özellikle Meyra’yla birlikte sürprizlerimiz olacak. İkimiz de birkaç dilde dünya klasiklerini söylemeyi seviyoruz. Konserde de popüler olmuş dünya klasiklerini seslendireceğiz. “Karar Bize Ait”in yanında unutulmaz düetler de olacak diyebiliriz. Sahne şovu konusunda da izleyicileri büyük sürprizler bekliyor.
Meyra: Türkçe şarkılar da söyleyeceğiz, yabancı şarkılar da. “Karar Bize Ait”i seven önemli bir kitle var. Bu şarkıyı özellikle üniversite gençliği çok seviyor, onların hazırladığımız şovu da çok seveceklerini düşünüyorum. Ayrıca Burak’ın eski şarkılarını da seslendirecek olması çok güzel. Onun “Benimle Oynama”sı bir yerlerde çalındığında ben hâlâ oynamaya başlarım… İkimiz de bu konsere çok özeniyoruz. Sahnesiyle, şovuyla, kostümüyle, orkestrasıyla zengin ve güzel bir iş olacak. Gelsinler ve görsünler, çünkü çok güzel bir konser izleyecekler. Kulaklarının pası silinecek. Onlara bir masal sunacağız.

ALBÜMÜMDEN SONRA DÜET YAPANLARIN SAYISI ARTTI

Çalışmalara başladınız mı?
Burak Kut: Stüdyo çalışmaları bu hafta başlayacak. Sahne şovuna ise çoktan başladık.
Meyra: Uzun yıllardır çalıştığım Efsun Öztoprak ile bu konser için sıkı bir çalışma içindeyiz. Bu konsere hem fiziksel hem de ses olarak daha sıkı hazırlanıyorum.

“Karar Bize Ait”ten sonra düet yapanların sayısı arttı mı sizce?
Meyra: “Meyra ve 4 Tenor” albümünün ardından düet yapanların sayısının arttığını söyleyebiliriz.

“Meyra ve 4 Tenor”un ardından kariyerinizde yükselişe geçtiğini düşünüyor musunuz peki?
Meyra: Evet… Burak Kut, Mario Frangoulis, Cemil Demirbakan ve Ferhat Göçer ile yaptığım bu albüm çok sevildi. Benim de uzun yıllar beklediğim bir albümdü.

Cemil Demirbakan ile albümün ardından da bir düet yaptınız…
Meyra: Fanlarım, Cemil’le güzel bir sinerji oluşturduğumuzu düşünüyor. Ses rengimizi de yakıştırıyorlar. Durum böyle olunca, biz de “Beni Sensiz Düşünme”de düet yapıp single olarak çıkarmaya karar verdik. Radyolarda şu anda çok beğenilen şarkılardan biri.

Bundan sonraki albüm projeleriniz nasıl olacak?
Meyra: Artık solo projelerime ağırlık vermek istiyorum.

SİNEMADA OYUNCU TV’DE PROGRAMCI

Burak Bey sizin yeni projeleriniz olacak mı?
Burak Kut: Benim yeni albümüm ocak ayında çıktı. Bu yaz o albümdeki birkaç şarkıya daha klip çekmeyi düşünüyorum… Şimdi müzik dünyasında single dönemi yaşanıyor. Elimde bestelediğim şarkılar var, onlardan bir single hazırlamayı düşünüyorum. İleride de farklı alanlarda projelerim olacak.

Hangi alanlarda?
Burak Kut: Hem ülkem hem de kariyerim adına, daha büyük adımlar atmayı, uluslararası alanda ilerlemeyi planlıyorum. Birçok şeyi yapabilmek için doğru mecralar arıyorum. Televizyon ve sinemayle ilgili üç-dört proje var. Sinemada oyuncu, televizyonda programcı olacacağım. Ama işler kesinleşmeden bunları paylaşmam doğru olmaz.

BU İŞİN İÇİNİ BOŞALTTILAR

Bir araya geldiğinizde nelerden konuşursunuz?
Burak Kut: Daha çok dedikodu yapıyoruz! (Gülüyor) Şaka bir yana, ben MSG’nin (Musiki Eseri Sahipleri Grubu) kurucu üyesiyim ve sanatçı arkadaşlarımla bir araya geldiğimde daha çok telif haklarını, bu alanda bizi etkileyecek konuları konuşuyoruz. İş konusunda da bir azalma var. Bizim yaptığımız işin içeriğini boşalttılar. Belli bir bilince ulaştıktan sonra kendini eğitmeyen, nota bilmeyen insanlara inanamıyorum. Birincil önceliğin para olması bana sanal geliyor.

BEYNİM VE HORMONLARIM “ÇOCUK YAPMANIN ZAMANI GELDİ” DİYOR

Burak Bey, size “Küçük ‘Bebeto’larınız olmasını ister misiniz?” diye sormuşlar, siz de çocuk istediğinizi söylemişsiniz. Ama benim esas merakım çocuk değil, ‘Bebeto’nun isim hakkını neden satın almadığınız…
Burak Kut: Hürriyet’teki duayen gazetecilerimizden Fikret Ercan’ın bana taktığı isim bu. “Bebeto” diye bir şeker markası gördüm gerçekten. Çok haklısın, bak bu konuyu düşüneceğim… Bu arada çocuk yapmak da istiyorum tabii.
Meyra: Beynim ve hormonlarım bana da zamanının geldiğini söylüyor.
Burak Kut: Hormonlarını ve arkadaşlarını dinle! (Gülüyor)
Meyra: Hayatın birçok rengi var ve ben hepsini tatmak istiyorum. Evelallah çocuk da yaparım kariyer de!

alıntıdır

Yazın bombaları Bengü’den!

Kategori: Bengü — PearL @ 08:04

Bengü sessiz sedasız 2 şarkılık maxi single hazırladı…

Bu yaz ünlü isimlerin albümleri birbiri ardına çıktı. Önümüzdeki günlerde de çıkmaya devam edecek. Geçtiğimiz yıla ‘İki Melek’ ile damgasını vuran başarılı sanatçı Bengü sessiz, sedasız kimselere duyurmadan prodüktörü Deniz Erdem ve aranjörü Volga Tamöz’le 2 şarkılık maxi single hazırladı. Sanatçı, usta söz yazarı ve besteci Şehrazat’ın hazırladığı şarkılar ile yaza hızlı giriş yapmaya hazırlanıyor.

Avrupa Müzik markasıyla yayınlanacak ‘Sırada Sen Varsın’ ismini verdiği maxi single albümü ile yaza hızlı bir giriş yapacak olan Bengü ‘İnsanları şaşırtmayı seviyorum’ diyerek bu sürprize herkesin bayılacağını söyledi.

Usta söz yazarı ve besteci Şehrazat’ın kendisine çok özel şarkılar hazırladığını söyleyen Bengü ‘Harika bir insan ve ben onun şarkılarını okumaktan çok büyük mutluluk duyuyorum. Bu şarkılar bu yazın hitleridir’ diyerek bu yazın hit şarkılarını yaptığını söyledi.

Bengü’nün fotoğraflarını ise ‘İki Melek’ albümünün çok konuşulan fotoğraflarını çeken Mehmet Turgut çekti.

alıntıdır

FİLMİNİ SAHNEYE TAŞIDI

Kategori: Ata Demirer — PearL @ 07:50

“Eyyvah Eyvah” filmiyle büyük beğeni kazanan Ata Demirer, uzun süredir ara verdiği tek kişilik gösterilene yeniden başladı. Geçtiğimiz akşam Kuruçeşme Arena’da sahneye çıkan Ata Demirer’in gösterisine esprilerinin yanı sıra “Eyyvah Eyvah” filmi ve klarnet hakimdi.

Filmden rol arkadaşlarıyla Hüseyin Badem karakterini sahneye taşıdı önce Ata Demirer. Filmin ikinci kez gişeye girmesi nedeniyle ikinci filmin çekimlerini bir süre daha erteleyen Ata Demirer, sahnede bol bol klarnet çaldı.

“Eyyvah Eyvah” filmi öncesi kendisine klarnet çalmayı öğreten Serkan Çağrı’yla birlikte klarnet çalan Ata Demirer yakında bir klarnet albümü çıkarırsa şaşırmayın.

alıntıdır

Beni yanlış tanıyorlar

Kategori: Aslı Güngör — PearL @ 07:48

ENBE Orkestrası’nın çıkardığı pop albümündeki “Kalp Kalbe Karşı” şarkısı ile adını duyuran Aslı Güngör, “Ben de Dahil” single’ını piyasaya sürdü. Romantik şarkılarla tanındığı için çoğu kişinin kafasında fazlasıyla ağırbaşlı bir kadın olarak yer eden Güngör, şimdi önyargıları yıkma ve sahnede ne kadar enerjik bir kadına dönüştüğünü kanıtlama derdinde…

Yeni single’ınız hayırlı olsun. ılgi nasıl çalışmana?

- Çok güzel. Albümümüzde üç şarkı var. İlk videomuzu “Ben de Dahil”e çektik. ıkinci videomuz da “Aşk Alev Aldı”ya gelecek.

Neden single çıkarmayı tercih ettin?

- Sony Müzik’e transfer olduktan sonra bir an önce bir şeyler yapma derdine düştüm. Çünkü “Son Öpücük”ten sonra araya epey bir zaman girdi. Beni takip edenler bir yıldır bekleyişteydi. O yüzden daha fazla beklemedim ve üç şarkılık bir albüm hazırladım.

“Kalp Kalbe Karşı” ile müzik dünyasına çok iyi bir giriş yaptın. “Ya yeni albümdeki şarkılar o kadar ses getirmezse” diye bir tedirginlik yaşıyor musun?

- Öyle bir tedirginliğim yok. Sonuçta “Kalp Kalbe Karşı” da diğer şarkılarım gibi yılların birikimi. Hepsi çok doğal ve samimi bir şekilde yazıldığı için, şarkılarımın insanların kalbine dokunacağını biliyorum. Hepsinin aynı derecede popüler olması beklenemez tabii…

ŞARKIM NEREDEYSE TÜM DÜNYADA BİLİNİYOR

Şu an olmak istediğin noktada mısın?

- Evet. Tam anlamıyla olmak istediğim noktadayım. Hedefim buydu zaten: şarkılarımı mümkün olduğunca fazla insana ulaştırmak, fazla insana dinletmek. “Kalp Kalbe Karşı” ile o adımı attım. Neredeyse bütün dünyada biliniyor o şarkı… ınternet çok büyük bir güç olduğu için şarkılarımız daha ulaşılabilir hale geldi. Bundan sonraki hedefim, diğer şarkılarımı da mümkün olduğunca fazla insana dinletebilmek, hatta ezberletebilmek…

Aslı Güngör denildiğinde herkesin kafasında romantik bir kadın beliriyor. Seni hiç hareketli bir şarkı söylerken göremeyecek miyiz?

- Olabilir tabii, neden olmasın. şimdiye kadar hep öyle denk geldi ama öyle devam edecek diye bir kural yok.

Denk mi geldi yoksa yansıtmak istediğin imaj mı buydu?

- Aslında öyle başlayınca öyle gitti demek daha doğru olur. Bir önceki yapım şirketimin de politikasıydı bu, sadece slow şarkılara video çekildi. Dolayısıyla öyle bir algı oluştu. Ama bundan sonra kıpır kıpır şarkılarıma da videolar gelecek. Böylelikle farklı yönlerimi de göstermiş olacağım.

Dışarıdan bakıldığında çok çekingen, utangaç duruyorsun. Peki sahnede nasılsın?

- Beni biraz yanlış tanıyorlar. Sahnede tam tersiyim, gayet enerjik, oradan oraya zıplayan bir insanım. Aslında beni tanıyanlar öyle durgun biri olmadığımı biliyorlar. Sanırım duygusal şarkılarla tanınmamın getirdiği bir önyargı bu… Benim tarzımda müzik yapan herkese o gözle bakılıyor zaten. Dediğim gibi, farklı yönlerimi zaman içinde yeni kliplerimle, şarkılarımla görecekler.

YENİ SESLERE DESTEK OLMAYA ÇALIŞIYORUM

Son dönemde düetler çok moda oldu. Senin de böyle bir projen var mı?

- Her türlü projeye açığım. Yeni isimlerden ya da ismini çok iyi bildiğimiz sanatçılardan da kendi şarkılarımı duymak istiyorum. Ayrıca yeni arkadaşlarımıza destek vermeye çalışıyorum. Güzel sesler, yeni albümler, farklı tarzlar çıksın. Ve ben de işini iyi yapan herkese her türlü desteği vermeye hazırım.

Sence bu sektörde yeni isimlere yeteri kadar destek olunuyor mu?

- Yeterince değil… Çünkü müzikle uğraşmak isteyen, bu işin eğitimini alan çok sayıda arkadaşımız var. Tabii herkes de sesini duyurma şansı yakalayamıyor. Ayrıca şu an sektörün durumu ortada. Herkesin albüm yapma şansı yok; çünkü bu işin maliyeti çok yüksek. Yapımcılar çok dikkatli davranmak zorundalar. Ama zamanla daha iyi olacak diye düşünüyorum.

ŞÖHRET KELİMESİNDEN ÇOK HOŞLANMIYORUM

Çok hızlı bir çıkış yaptınız, çok kısa sürede tanındın. Bu ani gelen şöhretin avantaj ve dezavantajlarını sorsam…

- şöhret kelimesinden çok hoşlanmıyorum aslında… Bizim işimiz televizyonla bağlantılı olduğundan, şöhret bu işin doğal bir sonucu, o kadar… Bana mesaj atan, nasıl ünlü olduğumu merak eden gençler var mesela… Bence bundan ziyade öncelikle nasıl başarılı olmaları gerektiğine odaklanmalılar. Herkes bir şekilde tanınmak ister ama başarılara imza atarak tanınmak her şeyden önemli. Avantaj, dezajantaj olayına gelince… Her gittiğiniz yerde bir sevgi yumağının sizi karşılaması çok güzel. En kötü anınızda bile size kendinizi iyi hissettirecek birileri var çevrenizde. Öte yandan, gözlerin sürekli üstünüzde olması zor bir durum. Çünkü bu, her an dikkatli olmanızı gerektiriyor. ıstediğiniz kadar rahat hareket edemiyor, konuşamıyorsunuz.

OYUNCULUK HİÇBİR ZAMAN MÜZİĞİN ÖNÜNE GEÇEMEZ

Oyunculukla ilgili herhangi bir proje görünüyor mu ufukta? Dizi teklifleri gelmeye başladı mı mesela?

- Ben bunu hiç düşünmedim; çünkü her işi bilinçli bir şekilde yapmak gerektiğine inanıyorum. Ben çocukluğumdan beri müzikle iç içeydim.

Ya teklif gelirse?

- Eğer ilginç bir proje olursa sıcak bakabilirim, ama mutlaka önceden eğitimini almak lazım. Ayrıca ben bir müzisyenim ve her zaman kendi işimi yapmak istiyorum. Meslek değiştirmem ya da başka bir işi müziğin önüne çekmem söz konusu olamaz.

alıntıdır

“Bende at geni var”

Kategori: Ajda Pekkan — PearL @ 05:04

Ajda Pekkan’ın hızına kimse yetişemiyor

GEÇEN hafta sonu Açıkhava Tiyatrosu’ndaki konserinden sonra Nahide Motel’e gelip sabaha kadar eğlenen Ajda Pekkan, önceki pazar gecesi yine aynı mekândaydı. Süperstar’ın mekâna geleceğini öğrenen Çapamarka ekibi özel hazırlık yaptı ve Nahide Motel’i açarak Pekkan için hazırladı. Açıkhava’daki ikinci konserinin ardından orkestra elemanları, dansçıları ve yakın dostlarıyla eğlenen sanatçı, sabaha kadar fasıl yaptı. Konuklar arasında bulunan Demet Sağıroğlu ile sahnede şarkı söyleyen Pekkan, alaturka şarkılardan oluşan mini bir konser verdi. Pekkan’ın kısa süren oryantal şovu da görülmeye değerdi.

Songü Hatısaru’nun “Bu yaz en çok çalışan sanatçı sizsiniz herhalde” sorusunu üzerine Süper star şöyşe cevap verdi: “Bende at geni var, aanki fethetmem gereken uçsuz bucaksız çayırlar var. Yetişemeyecekmiş gibi sürekli koşuyorum. Hani bir şeyler oluyor ve ben kaçırıyorum duygusu. Daha beni çok göreceksiniz orada burada!”

alıntıdır

NEREDE JARTIYERLI AJDA, NEREDE MAKYAJSIZ AJDA

Kategori: Ajda Pekkan — PearL @ 05:02

Jartiyerle sahneye çıktığı konseriyle hala konuşulan Ajda Pekkan, günlük hayatınra sahnede yansıttığı “seksi kadın” imajından çok daha farklı bir kadın görüntüsü sergiliyor…

Habershow objektifleri Ajda Pekkan’ı önceki gün “makyajsız” haliyle görüntüledi. Bir alışveriş merkezinden çıkarken “sıfır makyaj” yakalanan Ajda Pekkan sahnede seksi kıyafetler içinde 20′lik pop yıldızlarına taş çıkarırken bu haliyle şaşırttı

Makyajsız olduğu için kameralardan yüzünü saklayan ve alelacele arabasına binen Süperstar’ın bu hali “Makyajlı ve jartiyerli” haliyle arasında dağlar kadar fark olduğunu gösteriyordu.

alıntıdır

04 Haziran 2010

Pilatese başladı

Kategori: Fatih Ürek — PearL @ 03:18

Yeni maxi single’ını çıkarmak için gün sayan Fatih Ürek, bir süredir stüdyo-spor salonu-ev arasında mekik dokuyor.

Amerika’da sperm bankasına gittim

Yeni maxi single’ını çıkarmak için gün sayan Fatih Ürek, bir süredir stüdyo-spor salonu-ev arasında mekik dokuyor. Ben de bu hareketli tempoda izini sürdüm, onu spor salonunda çalışırken yakaladım ve soru yağmuruna tuttum. Hollanda’da evlendiğine ve Amerika’da sperm bankasına gittiğine dair dedikodular da işte bu keyifli söyleşide netlik kazandı.

“Hadi Hadi” ile yarattığınız etkinin devamı gelmedi, neden?
- Şarkı yok ki!

Ama başkaları her yıl albüm çıkarıyor. Siz albüm çıkarmadan nasıl Fatih Ürek olarak piyasada kalabiliyorsunuz peki?
- Benim popülaritem 90’lı yıllardan beri var. Sahneye farklı bir renk getirdim, bunun bir şov olduğunu göstermeye çalıştım. ınsanları alıştırana kadar da canım çıktı. Hakikaten bu ülkede sahnenin, eğlencenin uzmanı benim. Eğlence benden sorulur. Bir de ben ayakta kalabilmek için kendimi piyasadan soyutluyorum. Benim benden başka kimsem yok. Gerçi zaman geçtikçe derin bir yalnızlığa gömüldüğümü de hissetmiyor değilim.

Ya sahneleri bıraktıktan sonra ne olacak?
- Gittiği yere kadar… Sonra ticarete atılmayı düşünüyorum. Bodrum’da Cook Shop’ı açıyorum mesela.

Yeni albüm ne zaman çıkacak bu arada?
- Single çıkıyor yakında… “Hadi Hadi”den sonra her yıl insanların karşısına yeni bir şarkıyla çıkmaya karar verdim. Ama onun gibi şarkı bir daha kolay kolay yakalanmaz.

Sizden sonra kaç kişi söyledi, yine de en çok size yakıştı galiba o şarkı…
- Evet, geçen akşam bir açılıştaydım, ıbrahim Tatlıses söylüyordu şarkıyı, herkes bana bakmaya başladı. Yani ıbrahim Bey büyük bir iyilik yapmış oldu, beni iyice ortaya çıkardı.

HOLLANDA’DA EVLENSEM MUTLAKA AÇIKLARDIM

Hollanda’ya gidip evlendiğiniz konuşuldu, aslı var mı bunun?
- Yok canım. Öyle bir şey olsa mutlaka söylerim.

Bir ara da fazlasıyla maço pozlar verdiniz, niye gerek duydunuz buna?
- Ben zaten öyle giyiniyorum. Çok enteresan kıyafetlerim olduğu gibi gayet normal kıyafetlerim de var. Sahnede yenilik yaptım, seneler ilerleyince de bu halimi görmek istedim. Artık kalkıp da transparan bluz giymem.

Kaç yıl oldu sahneye adım atalı?
- 9 yaşında tiyatroyla başladım. 1990’dan beri de sahnelerdeydim. O zaman hitap ettiğimiz seyirciyi şimdi mumla arıyoruz ama.

Neden?
- Ben insanları gerçekten eğlendirdiğim için ayaktayım hâlâ. Bu işi biliyorum. ışin profesörüyüm artık. Bu şekilde ayakta kalabildim. Yeni gelen arkadaşlarda bu zihniyet yok, müşteriye nasıl ulaşabilirim kaygısı yok.

Belki de doğuştan bir yetenektir bu…
- Galiba. Sahnedeki insan kendiyle çok barışık olmalı. Kendisiyle dalga geçmek zorunda. Bu yüzden o kıyafetleri giymiş olabilirim.

BENİM İDOLÜM ZEKİ MÜREN’Dİ

90’lı yıllarda transparan gömlek giyen bir erkek olmak cesaret isterdi herhalde…
- Sahnede çok cesurum. 1950’lerin Zeki Müren’ini düşün, onun sahne kıyafetlerini görünce ben bile şok geçiriyorum. Bu ne cesaret? Demek ki o bana bir güç vermiş. O giymişse ben de giyerim dedim. Benim hedefim, idolüm Zeki Müren’di. Elbette ki bir tane Zeki Müren, bir tane de Fatih Ürek var.

Sizden sonra transparan bluzla sahneye çıkanlar arttı…
- Çıkmaya çalıştılar ama berbat ettiler! Bunu özel hayata taşımamaları gerekirdi. Bazı insanlar sahne hallerini dışarıya da taşıdı. Büyük bir dejenerasyon ve müptezellik başladı.

AYSUN ŞİMDİ GELSE DUDAKLARIMDAN ÖPER

Bir röportajınızda “Beren Saat’le ben öpüşseydim, en yüksek reytingi alırdım” demişsiniz. Çok iddialı bir söz değil mi bu?
- Evet, söyledim. Bana “Kimi öperdiniz” diye sordular, “Beren Saat çok güzel kız… Kıvanç’tan sonra öpersem tabii ki reyting rekorları kırar” dedim.

Aysun Kayacı’yla rol aldığınız filmde bir öpüşme sahneniz olacaktı, ama sonradan vazgeçildi. Neden?
- Çok spekülasyon çıktı, Aysun da tedirgin oldu bundan. Ama şimdi gelse öper beni dudaklarımdan, ki öptü de…

En son ne zaman öpüştünüz?
- Hatırlamıyorum! En son dün akşam bir arkadaşımı öptüm.

Dudaktan mı?
- Evet, dudaktan öpüştük.

Çılgınca bir aşk yaşamanız için evrene mesaj yollayacağım…
- Yaklaşık bir ay sonra Bodrum’a gideceğim, aklımda çılgın şeyler var. Çılgınlık yapmak istiyorum.

HASTANEYİ İNCELEDİM AMA BANA UYMADI

Albüm kapağı için kral tacıyla poz verdiniz. Tarzınızın kralı mısınız?
- Aslında bu konsepti Mehmet Turgut, menajerim Sibel Barış ve basın danışmanım Selim Akar’la belirledik. “Taç takalım, kral olsun” dediler. Ben de bu işi çok iyi yaptığımı düşündüğüm için krallığımı ilan ettim.

Amerika’ya gidip spermlerinizi dondurtmak istemişsiniz, doğru mu?
- Doğru. Gittim gördüm. Hastaneye baktım inceledim.

Neden böyle bir şey yaptınız?
- Merak ettim. Çok konuşuluyordu o sıra… “Acaba olur mu” diye düşündüm. Bende güven duygusu çok önemlidir ama o dengeyi orada kuramadım.

Yalnız olduğunuzu söylüyorsunuz. Sizin kanınızdan, canınızdan biri ileride hep yanınızda olsa fena mı olur?
- Çocuklar artık erkenden kendi hayatlarını seçiyorlar. Ve anne-babalar yine yalnız kalıyor. Çocuğu el bebek gül bebek büyüteceğim, sonra yanımdan ayrılacak! Bunu kabullenemem.

KİMSE BENİ SEVGİLİMLE GÖRMEK İSTEMEZ

Niye sizi hiç sevgilinizle görmedik?
- Ben Ajda Pekkan gibiyim. Hayatında aşk yok, çocuk yok. Kendi kendiyle… Sürekli üretiyor. Ama sana bir şey söyleyeyim mi, kimse beni bir sevgiliyle görmek istemez. Çünkü ben herkesin sevgilisiyim.

Bugüne dek kimse içinizi titretmedi mi?
- Titretmiştir tabii canım titretmez mi! Ama ben hiçbir zaman mutluluğu yakalayamadım.

Zor adam mısınız?
- Evet. Dışarıda herkese çok güldüğüm için iç dünyamda sorunluyum. Orijinal starlar hep böyle.

alıntıdır

Teoman ve Emre Aydın bir arada

Kategori: Emre Aydın — PearL @ 03:01

İzmir’in en büyük gözde konser mekanı Arena, rock müziğin güçlü seslerini aynı anda buluşturmaya hazırlanıyor.

İzmir’de ilk defa gerçekleşecek olan konserde Emre Aydın ve Teoman sahne alacak. 12 Haziran Cumartesi günü İzmirli eğlence severler unutulmaz saatler yaşayacak. Sabahın ilk saatlerine kadar sürecek konserde Emre Aydın yeni albümünden şarkılar seslendirirken, Teoman unutulmayan şarkılarını hayranları için seslendirecek. Kapıların 21.00’de açılacağı geceye giriş bileti ise 30 TL.

alıntıdr

“Yaşanan hiçbir şey boşa değil”

Kategori: Emre Altuğ — PearL @ 02:59

Baba olmak Emre Altuğ’a yaramış…

Emre Altuğ zaten heyecanıyla, yaptığı her işi sevmesiyle, ışıltısıyla başlı başına ilham veren bir adam. Ama asıl ışıltılı Emre Altuğ taze çaylarımız gelip Dokuz Sekiz Müzik’ten çıkan yeni single’ı “Emre Altuğ’DAN”ı dinleyip, bir yandan oğlu Kuzey’den bahsederken belirdi.Single’daki iki şarkı, son zamanlarda dinlediğim en iyi iki pop şarkısı, Emre Altuğ da bunun farkında. zellikle de “Sev Diyemem” şarkısı. Yani baba olmak Emre Altuğ’a yaramış.

Biz albüm beklerken single çıkardınız, neden böyle oldu?
Aslında albüm yapmak için yola çıktım. Onun çalışmaları da devam ediyor bir yandan. Fakat yaz aylarına yetiştiremeyeceğimizi fark ettik. Öyle olunca bir anda dan diye karar verdik ve hemen çok sevdiğim iki parçayı single olarak paylaşmak istedim. Single’ın adının “Emre Altuğ’DAN” olmasının nedeni de bu. Hem Emre Altuğ’dan hem de böyle “dan diye” bir anda single kararı verdiğimiz için. Bence daha iyi oldu. Bir de şöyle bir durum da var; single olunca parçalar harcanmıyor. Benim bundan önceki albümlerimde bir iki parça vardır ki; klip çekmediğimiz için harcanmıştır. Ben hepsine klip çekmek istiyorum.

Baba olmanın müziğinize etkisi oldu mu?
Olmaz mı? Belki de albümün yetişememesinin sebeplerinden en önemlisi o. İlk başta konsantrasyonumu darmadağın etti. Bir döneminiz şok içinde, bebeğe konsantre olarak geçiyor. Sonra tekrar işime yoğunlaştığımda albümü yaza yetiştiremeyecek durumdaydım. Yani böyle bu durumun sebeplerinden biri Kuzey. Ama bununla beraber, hayatıma öyle bir şey kattı ki; bunun ne kelimelerle ifadesi mümkün ne mimikle ne de jestle. Bir de Kuzey’in çok kısmetli geldiğini üşünüyorum. Bütün yaptığımız işler son bir senede çok iyi gitti. Bu albüm de biraz onun kısmeti. Onun doğumunun birinci yılına denk geliyor “Emre Altuğ’dan” albümü.

Oğlunuz için yaptığınız şarkı var mı?
Single’da yok tabii ama yaptım ve belki albüme yetişebilir.

Ninni şarkı söylediğiniz oluyor mu Kuzey’e?
Tabii ki! Her türlü şarkıyı söylüyorum. Göbek havası da çiftetelli de söyledim, Ali Baba da söyledim, kendi şarkılarımdan da söyledim. Ona şarkı olsun yeter ki! Her çocuk müzik sever. Bir anda dikkatini çekiyor. Doktoru da “Mümkün mertebe çok müzik dinletin” dedi çünkü müzik, melodiler zekâsının, algılamasının gelişmesini sağlıyor.

Baba olmak sizi nasıl değiştirdi?
Kendimi dışarıdan göremediğim için onu tam bilemiyorum tabii. Ama şunu söyleyebilirim ki; daha toleranslı biri oldum. Çünkü daha önce kimse beni uyandıramazdı! Uyandıran üzülür! Ama Kuzey olunca kural bozuluyor. Uyuyalı 1.5 saat de olsa, sabahın beşi de olsa, uyanıyorum ve bir anda kendimi onunla oynarken buluyorum. Çok enteresan bir şey bu.

BUGÜN İLK KEZ BABA DEDİ
Sizinle en son konuştuğumuzda Çağla Hanım henüz hamileliğinin sonundaydı ve o dönem biraz gergindiniz…
Kim gergin olmaz ki? Ama çıktı rahatladık! Hakikaten gergin bir dönem, o dönem, neler olacağını, neyle karşılaşacağını bilmiyorsun. O dönemi atlattık neyse ki. Bambaşka bir dönemdeyiz. Hatta bugün “Baba” demeye başladı. Tabii “da-da” “ba-ba” diyor. “Ne yapayım ben böyle babayı, bana bir hal hatır sormadıkça” dedim. Ben Kuzey’in baba demesinden çok, beraber bir şeyler paylaşarak gezdiğimiz tozduğumuz zamanı hayal ediyorum.

Peki daha fazla çalışayım, çocuğumun geleceğini daha çok garantiye alayım gibi duygularınız var mı?
Var tabii. Her şey onun üzerine dönmeye başladı. Onun hayatı önemli. Ona banka hesabı açalım, bir yer alalım, ileride prim yapar, oğlumuzun işine yarar diye
düşünmeye başlıyorsunuz. Bunlar engellenebilir şeyler değil, refleks gibi oluyor. Şimdi anne-babamı daha iyi anlıyorum.

En son konuştuğumuzda “hamile kadın delidir” demiştiniz. Değişti mi bu fikriniz?
“Delidir” demedim, “Deli kabul etmek gerekli” dedim. Yani çok normal değil tabii. İç organlarının yeri ve hormonların değişirken ruhun değişmemesi gibi bir şey söz konusu değil. Bir de loğusa dönemi var ama neyse ki biz onu çok sorunlu atlatmadık. Çok sakindi Çağla genel olarak. Dolayısıyla şimdi Kuzey de çok sakin, munis ve güler yüzlü bir çocuk.

“HASRET AŞKTAN HEDİYE”
Çıkış şarkısını neye göre seçtiniz?
Soner Sarıkabadayı bana bir şarkı dinletti. Güzeldi ama çok içime sinmemişti. Sonra o şarkıyı başkasına verdi. Ben de madem o parçayı başkasına verdin, bana başka parça yapacaksın dedim. Böylelikle bana özel bir parça yapılmış oldu. Bu çok daha benim içime sinecek bir parça olmasını sağladı “Çifte Kavrulmuş”un. Çok sevdiğim bir iki laf var bu şarkıda. Mesela “hasret aşktan hediye”… Tam son döneme uygun, trendy bir pop şarkısı. Ama derin ve kaliteli. Soner’de en sevdiğim şeylerden biri bu, tüm anlattıklarında bir derinlik var.

İçinde biraz Türk müziği etkileri var…
Girişte ud çaldırdık, o da işi Türkleştiriyor. Zaten bizim Türkiye’de yaptığımız Türk popunu yürütmek, yönlendirmek. Arabesk müzikle pop arasında kalmış bir pop anlayışı var memleketimizde. Biz Batı’ya yönelik bir sound’la sıcak melodiler yakalamaya çalışıyoruz. Müziğimizi Boğaz Köprüsü’ne benzetiyorum. Asya da Avrupa da var.

“SEV DİYEMEM” KLASİK OLABİLİR
“Çifte Kavrulmuş” da güzel ama “Sev Diyemem”i daha çok sevdim, hemen dilime dolandı…
Gülşah Tütüncü’nün şarkısı bu. Neredeyse 30 şarkısını dinledim ama aradan bunu seçtim. Bu parçada çok acayip bir hava var. Gelip geçici değil, klasik olabilecek bir şarkı. Eski Türk Filmleri’ndeki hâlâ dinlediğimiz şarkılar gibi. Şarkıyı kimin olduğuna bakmadan dinleyenler eski bir şarkının cover’ı bile zannedebilirler. Bana da en cazip gelen tarafı bu oldu. Tam bir kavuşamama ve aşkına karşılık alamama hikâyesi. “Çifte Kavrulmuş” daha çok pop dinleyenlerin şarkısı olsa da “Sev Diyemem” herkesin şarkısı olacak, her yerde çalacak bence.

YAŞANAN HİÇBİR ŞEY BOŞA DEĞİLDİR
Aşkta yaşananlar boşa yaşanmış sayılabilir mi?
Hayır. “Çifte Kavrulmuş” şarkısının sözlerinde “Sanki kalbim boş yere yanmış” diyor ama hayatta hiçbir şey boşa değildir. Yaşadığınız her tecrübe sizi biraz daha büyütür, geliştirir. Ama insan bazen öyle bir boşluğa düşer ve böyle düşünür. Şahsi görüşüm yaşanan hiçbir şey boşa değil.

Sanki Türkçe şarkılarda artık eskiye dönüş var, daha saf aşklar anlatılıyor gibi…
Eski Türk filmlerinde anlatılanların çok gerçek olduğunu bundan ancak birkaç sene önce farkına vardım. Hep abartılı bulurduk ya, halbuki ne kadar gerçekmiş. Sadece zaman zaman tekniklerinde, oyunculuklarında sorun olabilir ama anlatılanlar çok gerçekmiş. Bu yüzden aynı duygular hissediliyor ama bu bir eskiye özenme değil; aynı duyguların hâlâ yaşanıyor olmasıyla ilgili.

alıntıdır

Locations of visitors to this page Toplist